En Sıcak Konular

Emre Aköz


Emre Aköz
0 0 0000

Seçilmişler, atanmışların kulu değil... Ya seçenler?



Başbakan Erdoğan'ın "Seçilmişleri, atanmışlara kul etmeyiz" sözü çok iyi ama yeterli mi? Önce şunu belirteyim: Demokratikleşmeden ve sivilleşmeden yana bir vatandaş olarak bu sözün altına imzamı atarım.
Çünkü atanmışlar zümresi, yani bürokrasi, bu ülkede kendisini "hancı", seçilmişleri ise "yolcu" olarak görür. Bürokratın silahlı olanı da böyle davranır, kalemli olanı da...
Bürokrasinin bu evrensel tavrına, bir de Vesayet Rejimi geleneği eklendiğinde, durum seçilmişler açısından çekilmez bir hal almıştır.

***

Not 1: Bürokrasinin siyasi uzantısı olan CHP, 1970'lerdeki Bülent Ecevit dönemi hariç, bunu bir sorun olarak görmedi. Ayrıca bazı politikacılar, "asker müdahale etsin, benim önüm açılsın" fırsatçılığına sapmıştır.
Not 2: İngiltere gibi köklü bir demokraside bile, bürokratların fırıldaklarını anlatan, "Emret Bakanım" ve "Emret Başbakanım" gibi dizilerin çekilebilmesi, bürokrasinin hancı-yolcu tutumunun evrenselliğine işarettir.

***

Gelelim olayın öteki yüzüne: Başbakan Erdoğan seçilmişleri, atanmışlara kul etmeyecek... Çok güzel. Peki ya seçenler?
Bu ülkede bürokrasinin kötü muamelesine maruz kalmamış bir tek vatandaş, yani seçilmişi o makama gönderen bir seçmen gösterebilir misiniz?
Kimi sopa yemiştir, kimi hakaret... Kimi basit bir iş için dahi rüşvet vermek zorunda kalmıştır, kimi rüşvet vermediği için haksızlığa uğramıştır...
Peki, sonra ne olmuştur? Hiç... Çoğu zaman hiçbir şey: Seçenler bu kötü muameleyi sineye çekmiştir.
Neden böyle olmuştur? Seçenler haklarını aramayı hiç mi bilmiyor? Yoo, biliyorlar... Birbirlerini mahkemeye vermeleri, hak arayabildiklerinin ispatıdır.

***

Ama olay bir atanmışı mahkemeye vermeye geldiğinde iş değişiyor.
Diyelim ki bir bürokratla itiştim... O beni serbestçe mahkemeye verirken, benim onun amirinden... Yani kaymakamdan, validen, kurum başkanından, içişleri bakanından, vs., izin almam gerekiyor.
Yıllar içinde bu iş o hale getirilmiş ki... Diyanette görevli bir memurun soruşturulması ve hakkında dava açılabilmesi için diyanet işleri başkanının izni gerekiyor.
(Not 3: Şimdi buna, "Efendim öyle değil de, şöyle" diye itiraz ederler. Halbuki herkes biliyor ki olay böyle çalışıyor.)

***

Ben MİT Müsteşarı Hakan Fidan'ın "şüpheli" olarak soruşturulmasına karşı çıktım. Meclis'ten geçen yasayı destekledim. Çünkü MİT krizinde, birilerinin Hükümetin politikalarına müdahale etme çabasını gördüm.
Ancak diğer alanlarda bürokratlara sunulan bu zırhların, "hukuk devleti" ilkesini zedelediğini düşünüyorum. Bize sadece demokrasi, sivilleşme, insan hakları değil, hukuk devleti de gerekli.

***

Kaymakam, vali, içişleri bakanı ya da diyanet işleri başkanı yargıç değil ki benim bir memurla yaşadığım gerilimi değerlendirebilsin.
Memurun yaptığı kötü muamele, ayyuka çıkmadığı sürece, amiri, örneğini sıkça gördüğümüz bir kurumsal dayanışmayla, soruşturma ve dava izni vermiyor.
Bir de buna, araştırmaların da ortaya koyduğu, hâkim ve savcılardaki güçlü, "Ben devletimi korurum" anlayışını eklediğimizde... Seçilmişlerin değil ama seçenlerin basbayağı kul olduğu ortaya çıkıyor.
İtirazı olan varsa, dinlemeye hazırım.

sabah

Bu yazı 1,369 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 23 Ağustos 2012 Yeni Anteplere dikkat!
    • 28 Haziran 2012 Suriye aynı zamanda Rusya'dır!
    • 21 Haziran 2012 Bunlar bizi kandırıyor
    • 23 Mayıs 2012 Tek emperyalist ABD mi?
    • 15 Mayıs 2012 Silivri izlenimleri (1)
    • 10 Mayıs 2012 Başkanlık sistemi: Valiyi halk mı seçecek?
    • 6 Mayıs 2012 Aşk olmadan meşk olur mu?
    • 3 Mayıs 2012 Çelişik mesajlar kafa karıştırıyor
    • 27 Nisan 2012 27 Nisan'ın da hesabı sorulacak mı?
    • 24 Nisan 2012 Stalinci olmak suç mu, değil mi?
    • 3 Nisan 2012 PKK'nın vesayet aracı KCK
    • 16 Mart 2012 Aleviler neden Sivas'ı 'yaptıranları' görmek istemez?
    • 9 Mart 2012 Hani kadınları eve kapatacaklardı?
    • 22 Şubat 2012 Seçilmişler, atanmışların kulu değil... Ya seçenler?
    • 16 Şubat 2012 Krizler bitmeyecek
    • 14 Şubat 2012 O ajanlara bir de böyle bakın
    • 10 Şubat 2012 2014 kavgası
    • 8 Şubat 2012 Kemalistler ve İsrail lobisi
    • 5 Şubat 2012 Müsamere kardeşliği
    • 25 Ocak 2012 Kemalistlerin baba kompleksi

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    5,186 µs