En Sıcak Konular

Nedret Ersanel



Nedret Ersanel
0 0 0000

Türkiye-Çin: İzin vermezler ki...



Beijing’in müstakbel efendisi ve küresel liderliğin adayı (!) Xi Jinping Türkiye’ye geliyor...

2012 yılının 3 büyük seçim beslediği, ABD-Çin rekabetinin iyice hırslanıp Pasifik güreşine tutuştuğu zamanlamaya denk düşen ziyaret ne anlama geliyor?..

Küresel fay hatları içinde en sık kırılan Ortadoğu’ya sağlam zemin olarak sunulan Ankara’ya Çin ilgisi elbette manidar bulunmalı.. Ancak işin sadece bir yönü bu... 

Bu yıl Çin Komünist Partisi lideri, 2013 yılında da Çin Başkanı olacak Xi Jinping Türkiye’den önce Amerika'ya uğradı.. Doğrusu Jinping, "Amerikan tarzı" bir gezi gerçekleştirmiş gibi görünüyor...

ABD’ye ilk kez 1985 yılında geldiğinde akşam yemeğini onunla paylaşan Amerikan ailesini ziyaret etti.. O günlerden yadigar Amerikalı dostlarıyla biraraya geldi.

Haberlere göre, "benim için Amerika sizsiniz" diyen Jinping, cümleyi, "gerisi yalan" diye de bitirebilirdi.. Gezinin ABD kamuoyunu hedef aldığı anlaşılıyor ki, paylaşacağım "yeni Çin savunması"nın önemli sutrelerinden biri bu olacak!..

Lakers maçı izlemesi, limandan ayrılan "Yeni Avrupa" isimli bir konteyneri uğurlarken zikrettiği, "bu gemiyi kullanmak isterdim" cümlesi de aynı laboratuarda incelenmeli.

Keza, gezinin eski başkanlardan Nixon'ın 40 yıl önce gerçekleştirdiği Çin ziyaretinin yıldönümüne isabet ettirilmesi de hesaba katılmalı...

Bu jestlere karşılık ev sahibi ne yaptı dersiniz?

Mesela Başkan Obama Avustralya Parlamentosu’nda isim zikretmeden de olsa dünya alemin anlayacağı biçimde Çin’i hedef tahtasına oturttu.

Mesela, Dışişleri Bakanı Hillary Clinton, Çin’e karşı önemli bir müttefik saydığı Filipinler ile askeri bağlarını tazeleyen bir anlaşma yaptı. 

Üstelik, diplomatik estetiğe saygı duruşu olarak anlaşmayı, Amerikan savaş gemisi USS Fitzgerald’ın güvertesinde-bir zamanlar Japonya’nın teslim anlaşmasını imzaladığı Missouri Kruvazörü’nde yaşandığı gibi-imzalayarak, "deniz gücü" üstünlüğünü Çin’in suratına çarptı.

Biz, "dünyanın stratejik odağı Pasifik’e kayacak ve yeni dengeler yeni müttefikler arayacak" derken, geleceği işaretlemedik.. "Şimdi"den bahsediyoruz ve bu alandaki askeri, siyasi cepheleşmeler neredeyse tamamlanmış durumda.

ABD ve Çin arasındaki bu saflaşmada Türkiye bi-taraf kalamaz.. Seçim yapmak zorunda kalacak.. Zorlu bir seçim!

Eğer, İran elinden çıkmış görünen İsrail hedefli Tayland patlamalarını bu yeni dönemden gayrı görürseniz..

Eğer tatil cenneti Maldivler’de insanlar kumsalda güneşlenirken sarayda darbe olmasını vakayı adiyeden sayarsanız..

Myanmar’daki iç siyasi dalgalanmaları önümüzdeki Nisan ayında değişeçek dengelerden görmezseniz..

Hadi, Solomon Adaları’ndaki "doğal afeti" komplo teorilerine bağlayıp, Hillary Clinton’un, "Amerika'nın Pasifik Yüzyılı" konuşması içindeki "izini" görmezden gelelim; petrol yüzünden kanlı bıçaklı oldu olacak ABD-Kanada ilişkilerindeki Çin Pandaları’nı ıskalarsanız..

Xi Jinping’in Türkiye ziyaretinin hassasiyetini de tartamazsınız...

Çünkü ABD, Çin’in ve müttefiklerinin global gerginlik ve askeri dengeler üzerinden rendelenmesini planlıyor.. Bölgedeki ülkelerin ekonomik ve siyasal olarak ittifaklandırılmasını arzu ediyor... (Bu yeni akıl da değildir; kuyruğu II. Dünya Savaşı’na kadar gider.)

Tüm denizlerin yakınlaştığı bir zamanda artık Pasifik’te de bir "NATO" olduğunu görmeliyiz.

Türkiye ve Çin’in yolları başka coğrafyalarda-Ortadoğu, Afrika, Basra Körfezi, Orta Asya-da kesişiyor!

Sıkışmanın yaratacağı basınç muhtemelen; Suriye, İran, Tayvan, Sarı Deniz, Arjantin, Sudan, Tibet, Uygur, Pakistan, Afganistan koordinatlarını patlatabilecektir.. Kaldı ki, Ortadoğu’ya model olarak sunulan Ankara’nın, Çin “demokrasisi” tarafından nasıl algılandığını biliyor muyuz?

Hele hele hemen hiç bilinmeyen, ABD’yi dahi kaygılandıran Çin ordusunun iç dinamikleri sürpriz kâbuslar üretebilir! 

2012 yılının özel yapan da bu; üç süper gücün sandığa koşusu tüm paralel ve bağlı süreçleri riskli hale getiriyor.

İşte ABD ziyaretindeki göstergeler ve ardından izlenecek Türkiye ziyareti, Çin’in büyük resmi gördüğünü ve gerginlik politikasına kendini kaptırmayacağını gösteriyor...

Peki ya Türkiye ne yapacak?. Kararı ne olacak?..

Türkiye’nin tarafı bellidir.. Pasifik oyununda ABD blokunda yer alacaktır ve özellikle Güney Kore ile Japonya ilişkileri buna delildir.

Dikkat edilmesi gereken, NATO’nun bölgeye katkıları doğrultusunda (!), Türkiye’ye talep gelme ihtimalidir.. Korsanlarla mücadelede bölge pratiği kazanmış donanmanın, Pasifik’te NATO görevleri alması istenebilir.

"Ne işimiz var oralarda" demeyin.. "60 yıl önceki tecrübeler"imizden yararlanmak isteyenler çıkabilir.

Aksi olabilir mi?. Yani Türkiye en azından ortada durabilir veya Çin’e de yaklaşabilir mi?..

Anımsanacağı gibi, "Mavi Marmara Krizi"nden sonra İsrail Konya’da gerçekleştirilen 'Anadolu Kartalı Tatbikatı'ndan çıkarılmış, yerine Çin dahil edilmişti.

Türkiye, Çin ile siyasi değil ama ekonomik-teknolojik işbirliği imkanları aradı ve iki ülke arasında karşılıklı üst düzey ziyaretler gerçekleşti.. Bu ziyaretlere sadece hükümetler değil askerler de katıldı.

Devamında Türkiye, 2012’yi-artık ilahi bir tesadüf sayar mısınız bilmem-Çin yılı ilan etti.. Hatta yakın dönemde Başbakan Erdoğan’ın Çin’e ziyareti bekleniyordu.

Bugün ise Çin İsrail’le Ortadoğu’nun göbeğinde stratejik sonuçlar üretecek kapsamlı projelere girişiyor ve Başbakan’ın Çin ziyareti-iptal edilmese de-ertelenmiş durumda.

Ya Çin ne diyor bu durumlara?

Bu ziyaret bir mesajdır. Ankara’nın doğu ve güney hattındaki uzun mesafeli rolü önemseniyor.. Beijing elbette durumun farkında. Buradan stratejik bir uyumun çıkmayacağını biliyor, Türkiye’nin 'bağlarını' görüyor.

Ama başka imkanlar doğabilir...

Çin-ABD rekabetinin bizi ilgilendiren geniş coğrafyada çok sayıda mini kriz  üreteceği açık.. Bunlara acele vaziyet almayıp, büyük resmi bir daha gözden geçirmek gerekiyor.

İşte bu yüzden, Çin’in 'gerginliğe kapılmama' politikası en esnek yüzlerinden birini Ankara’da gösterebilir!

http://twitter.com/NedretErsanel



Bu yazı 4,786 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 13 Mayıs 2014 Ruslar UFO’larla bizim gibi it dalaşı yapabilir mi?
    • 6 Mayıs 2014 Berlin, Obama’nın (en iyi) arkadaşı değil
    • 29 Nisan 2014 'Manidar Zamanlama'ları Ayarlama Enstitüsü
    • 22 Nisan 2014 Albino çocuk ve beyaz kurdeleli uzaylılar inlere girebilir mi?
    • 15 Nisan 2014 'ABD'den Türkiye çıkışı' yazılır, 'ABD'den sakın çıkma' okunur!
    • 8 Nisan 2014 İsrail yanımıza, Rusya kolumuza, ABD nereye?
    • 31 Mart 2014 Erdoğan'ın yolu 'oralarda' anlaşıldı mı?
    • 25 Mart 2014 Twitter'ı kapatan Facebook'u niye kapatmadı?
    • 17 Mart 2014 Tokalaştığınız el işe yaramaz, diğer el önemli!
    • 10 Mart 2014 Büyük resme çıplak gözle bakılmaz
    • 4 Mart 2014 Dünyanın söküldüğü yer
    • 25 Şubat 2014 Aurens'in raksını Hüseyin alkışlıyor...
    • 11 Şubat 2014 Uçak gemisinden korkabilirsiniz ama büyüğü var
    • 4 Şubat 2014 Angel(a)’nın kanatları ve ışığın askerleri!
    • 28 Ocak 2014 MİT’i kelepçelemekten daha 'sembolik delil' ne olabilir...
    • 21 Ocak 2014 Akdeniz’de Çin-Rus tatbikatı ‘devlet TIR’larını rahatlatır mı?
    • 13 Ocak 2014 Rusya, İran yüzünden Londra'ya elinin tersiyle...
    • 7 Ocak 2014 Enerjiniz olmadan enerjiyi mi kontrol edeceksiniz?
    • 31 Aralık 2013 2014: Bize ne olacaksa, tüm bölgeye o olacak!
    • 24 Aralık 2013 Türkiye'nin canını o yüzden yakıyorlar

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    5,454 µs