En Sıcak Konular

Bilal Kemikli



Bilal Kemikli
0 0 0000

Bellekte Kalanlar



Bazı kitapları yayımlandığında alıyorsunuz; hemen okurum diye masanıza koyuyorsunuz… Yazılacak yazılar, bitmesi gereken projeler ve anlatılacak derslere ilişkin okumalarınız öne çıkıyor; onları okuyorsunuz. Haliyle masanızda duran kitabı, biraz karıştırıyor, bir iki başlığı okuyor, inceliyor ve sonra vakti gelince okumak üzere kitaplıktaki yerine koyuyorsunuz.

Rafa yerleştirilen kitaba “zamanı gelince okurum” gözüyle bakmak, görünürde işimizi kolaylaştırıyor. Zira kütüphaneden veya arkadaşınızdan ödünç aldığınız kitaplara öncelik veriyorsunuz. Ne var ki, acilen okumanız gerekenler listesi günbegün artıyor… Bazı kitapları inceden inceye notlar alarak, üzerinde düşünerek ve kimi zaman karşılaştırma yaparak okuyorsunuz. Derken, o aylar önce aldığınız kitap, rafta öylesine kalıyor; garip, bikes.

Evet, kitapların da garibi vardır. Kitapların da yalnızı. Yazarı ona yılların emeğini, birikimini, aklını ve gönlünü vermiştir; ama gariptir, bikestir. Gariptir, zira kitaplığa kadar gelse de okuyucusuyla gerçek anlamda buluşamamıştır. Sayfaları teker teker tadat edilmemiş, cümlelerinin altı kırmızı kalemle çizilmemiş, yanlara not alınmamış, onunla uykuya dalınmamıştır. O, orada onca kitabın içinde yalnızdır. Sokakta, kalabalık içinde yalnız dolaşan bilge gibidir. Hanı o derbeder ve yalnız bilgeye hele bir dokunsan, bir göz göze gelsen, neler neler anlatacak sana! Hangi dünyalara açılacaksın, hangi hikayeler dinleyeceksin, bilinmez. Bu garip ve bikes kitaplar da öyle,  hele bir sayfalarını açsan; idrakin oranında sana bütün sırrını fâş edecek.

Hilmi Yavuz’un Belleğin Kuytularından adlı kitabını almış, bazı yazılarına bakmış, bunlardan bir kısmını daha önce farklı yerlerde okumuş olduğumu fark edip kitaplıktaki yerine koymuştum. Nasıl olsa onların bir kısmını okudum, şimdilik şu önümdeki işlerimi yapayım, sonra okurum diye… Demişim, ama doğrusu kitabı oracıkta unutmuşum. Nasıl oldu, bilemiyorum, bir başka kitabı ararken Belleğin Kuytularından’ın raftaki garip ve bikes hali bendenizi etkiledi. Sanki halleşmek, dertleşmek isteyen bir dost gibi, oracıkta beklemekteydi. Hazır dönem sonu sınavlarıyla meşgulken, oracıkta unutuverdiğim dostla hasbıhal edeyim dedim.  İyi ki de demişim… Bendenizi kitap, başta değerli büyüğüm merhum Fethi Gemuhluoğlu olmak üzere, çoğuyla tanışmasam da bir şekilde aşinası olduğum, sevdiğim ve sevmediğim  farklı yüzlerle buluşturdu.   

Bu türden kitapları severim… Portreler; ama rivayetle çizilen bir resim değil karşımızdaki, çok canlı. Bizzat yaşanan, gözlemlenen ve bazen de sahih kaynaklardan alınan duyumlarla telif edilen portreler. Bu türden Beşir Ayvazoğlu’nun Sîretler ve Sûretleri ile Defterimde Kırk Sûreti de güzel kitaplardır. Ama bu türden bendenizin hatırında kalan en önemli kitapları Samet Ağaoğlu yazdı, diyebilirim. Mesela onun Aşine Yüzleri’ni ve Babamın Arkadaşları’nı okuyanlar bilir. Bu kitaplarda, bir usta hikayecinin ve tarihe tanıklık etmiş hatıra yazarının birikimini görürsünüz. Belleğin Kuytularından’da ise,  karşımıza hep o şair Hilmi Yavuz çıkıyor. Şairce, yer yer ironik ve lirik…

Velhasıl bellekte kalanlar, şair penceresinden bakınca, bitmek tükenmek bilmeyen bir sohbete hayat veriyor. Bendeniz de, bir okuyucu olarak, o hayata tanıklık ediyor; harflerden ibaret olan bu güzel meclisin bir kenarına ilişmiş, o sesin, o sohbetin izini sürüyorum.

Bu yazı 1,310 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 11 Nisan 2016 Öğrencime Mektup
    • 5 Şubat 2016 Sahici Büyük Kimdir?
    • 24 Ocak 2016 Aşkın Yolcuğu'na Dair
    • 1 Ocak 2016 Kar taneleri: Semada raks eden dervişler
    • 21 Aralık 2015 Eksik Gören Eksiktir
    • 10 Ağustos 2015 Çeşm-i Cihân'a Ağıt
    • 9 Temmuz 2015 Tevazu: İnsan toprağını işlemek
    • 28 Haziran 2015 Ses vermek?
    • 24 Haziran 2015 Bu kitap neden yazıldı?
    • 4 Haziran 2015 Muhalefeti mi seçeceğiz?
    • 10 Mayıs 2015 Ruhuma Sükünet Veren Şehir
    • 20 Nisan 2015 Sevgili kızım, beklemeyi bilmeliyiz
    • 5 Nisan 2015 Bedhah tuzaklara karşı
    • 9 Mart 2015 Bu iyi bir zamandır
    • 12 Şubat 2015 Oğluma birkaç not
    • 27 Ocak 2015 Öğüt Almak: Nasihatname geleneğimize dair
    • 19 Ocak 2015 Son hadiselere ve tartışmalara dair
    • 29 Ekim 2014 Dostun Bahçesinde Teferrüç Etmek
    • 14 Ekim 2014 Camide buluşalım…
    • 9 Eylül 2014 Bir Gönül Köprüsü

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    4,463 µs