En Sıcak Konular

Abdülhamit Bilici


Abdülhamit Bilici
0 0 0000

Silivri boşalsın, Türkiye rahatlasın!



Batı'da etkili iki derginin, son dönemde Türkiye'de yaşanan kaygı verici gelişmeleri sayfalarına taşıması yabana atılacak bir durum değil.


Kuşkusuz eleştirilerden ders çıkarmak, varsa yanlışları düzeltmek lazım. Ancak temel soru şu: İçeride ve dışarıda adeta kampanyaya dönüştürülen bu eleştiriler ne kadar adil ve objektif?

OdaTV davasında Nedim Şener ve Ahmet Şık'ın tutuklu yargılanıyor olmasına odaklanan Foreign Policy, Türkiye'de yaşayan Justin Vela'nın kaleminden çıkan makalede Türkiye'de demokrat çevrelerin bugünlerde korkudan ağzını açamadığını ifşa ediyor. Hedef gösterme, tetikçilik ve manipülasyonun her türüne imza atan bu sitenin eksilerine; Ergenekon davasında üstlendiği role; orada ele geçirilen gizli belgelere; psikolojik harp taktiklerini içeren Ulusal Medya 2010 Planı'na hiç değinmeyen dergi, bağlamından kopararak sırf iki gazetecinin tutuklu olmasından hareketle Türkiye'yi, Çin'den geri bir ülke ilan etmiş. Bu da yetmemiş, eski derin devletin yerini yenisinin aldığını yazmış.

Org. İlker Başbuğ'un tutuklanmasını merkeze alan Newsweek ise sivil hükümet ile ordu arasındaki kavgada tırmanma yaşandığından bahisle iki tehlikeye dikkat çekmiş: 1- General Başbuğ'un tutuklanması Türkiye'de büyüyen sivil güce işaret ediyor. 2- Savcılar, hükümetin emirlerine göre hareket etmiyor. Biraz daha dikkatli bakarsak, tehlikeli görülen konulardan biri, askerlerin sivil denetime alınması ve yanlış yapanlara hesap sorulması. İkincisi, yargının hükümet veya askerî güçten bağımsız karar vermesi. Yani ikisi de Batı'nın ve özellikle AB'nin Türkiye'den istediği en önemli siyasi reformlar. Peki ilk kez bunların gerçekleşiyor olması neden şimdi Batı'yı rahatsız ediyor?

Kusura bakmasınlar ama bunun nedeni, sömürge zihniyetini anlatan "bon pour l'orient-Doğu için iyidir" anlayışı. Yani, Türkiye gibi ülkelerde tam demokrasi olmaz. Buna ehil değildir. Malum, İspanya, Portekiz ve Yunanistan darbecilerini yargılayıp ömür boyu hapse tıkarken, Batı bunu alkışlayıp bayram yapmıştı. Hatta Yunanistan'da darbecilerin yargılanmasından sonra ülkesine dönen Karamanlis'e Fransa Cumhurbaşkanı Giscard d'Estaing uçağını tahsis etmişti. Avrupa Komisyonu'nun olumsuz raporuna rağmen darbecilerle hesaplaşan Yunanistan'a destek olma düşüncesiyle AB üyeliği hızlandırılmıştı. Ama Türkiye kendi darbecilerini yargılamaya kalkınca, bunun adı bir derin devletin başka derin devletle yer değiştirmesi oluyor. Sevinci paylaşmak ve destek olmak yerine AB süreci durma noktasına getiriliyor.

İşin çok ironik bir yanı da şu: Türkiye'nin demokrasiden uzaklaştığını savunan bu makalelerin yayınlandığı hafta, 31 yıl sonra ilk kez 1980 askerî darbesinin yargılaması başlıyor. Komuta kademesindeki üst düzey isimlerin açık müdahalesiyle hasıraltı edilmek istenen Şemdinli davasının kararı açıklanıyor. 12 Eylül'ün işkence merkezi olan Diyarbakır'daki JİTEM üssünde yapılan kazılardan kafatasları çıkarılıyor. İlk kez bir genelkurmay başkanına, siyasete müdahale girişiminden dolayı hesap soruluyor. Batı medyasında yazıp çizenler sanki bunların yaşandığı ülkeden değil, bambaşka bir yerden bahsediyorlar. Misyoner cinayetlerinin, Hrant Dink davasının avukatlığını yapan Orhan Kemal Cengiz'i dinliyorsunuz, "Ergenekon davasından sonra aydınlara ve azınlık mensuplarına saldırıların kesildi." diyor. Batı'dan gelen feryada ve içerdeki sözde demokratlara bakıyorsunuz, gül gibi demokratik Türkiye'nin Ergenekon davası yüzünden korkunç hale geldiğini söyleyip duruyorlar.

Evet, tutukluluk süreleri uzun. Çözüm bulunsun. Ama günaydın, bu yargımızın yeni sorunu değil ki. Gazetecilerin tutuklu yargılanmasını ve başka birkaç yanlışı eleştirelim. Meclis'te şike, zam, Haberal yasaları bir günde çıkarken, neden yasa düzeyinde yapılabilecek reformların yapılmadığını da eleştirelim. Ombudsman yasası nerede kaldı diyelim. PKK ve KCK operasyonları sürerken, eşzamanlı açılım adımları nerede diye sorgulayalım.

Ama şayet iyi niyetli isek terazinin bir kefesinde, yaşanmış ve teşebbüs aşamasında kalmış darbelerin ilk kez yargılanması; binlerce faili meçhulün ve katledilen onlarca aydının hesabının sorulması olduğunu; diğer kefede ise bu hedefe giderken yapılan bazı hatalar olduğunu unutmadan eleştirelim. Süreçte yapılan birkaç hata, nasıl Türkiye'yi eskisinden beter yapar?

Ama daha kestirme bir çözüm daha var. İpekçi, Mumcu ve Hrant Dink'in katledildiği; Kenan Evren'in veya Şener Eruygur'un şartları oluşturup darbe yaptığı; misyonerlerin başının kesildiği; yüzlerce köyün yakıldığı; 17 bin faili meçhul cinayetin işlendiği eski Türkiye'yi çok özlediysek, Silivri boşaltılsın. Türkiye de, dünya da rahatlasın! Newsweek ve Foreign Policy de mutlu olsun!

zaman

Bu yazı 1,370 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 25 Eylül 2012 Ankara'nın Suriye'ye bakışı
    • 1 Eylül 2012 İran'a Mursi tokadı!
    • 14 Ağustos 2012 Suriye kimin meselesi?
    • 7 Ağustos 2012 Başbakan da 'terörist' oldu!
    • 28 Temmuz 2012 Yüksek riskli Suriye politikası
    • 24 Temmuz 2012 Suriye nereye gidiyor?
    • 14 Temmuz 2012 "Derin devlet"
    • 10 Temmuz 2012 Türkiye'nin kaybettiği üç lüks
    • 3 Temmuz 2012 Ortadoğu için hangi Türkiye?
    • 26 Mayıs 2012 Gül'ü kaçıran Google aracı!
    • 21 Nisan 2012 Neden Batı Çalışma Grubu?
    • 13 Mart 2012 Abant'ın 4 mesajı!
    • 4 Şubat 2012 Araplar bilmez, biz biliriz!
    • 24 Ocak 2012 Obama'yı vur, İsrail'i koru!
    • 14 Ocak 2012 Silivri boşalsın, Türkiye rahatlasın!
    • 24 Aralık 2011 Fransa'ya en iyi cevap
    • 29 Ekim 2011 Keşke Başbakan da okusa!
    • 27 Kasım 2010 Psikolojik harekâta dikkat!
    • 30 Haziran 2010 AK parti'yi kaybetmenin sifreleri!
    • 28 Kasım 2009 Davutoğlu Yeni Osmanlıcı mı?

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    5,428 µs