En Sıcak Konular

Mehmet Ali Birand


Mehmet Ali Birand
0 0 0000

Biz neden kızıyoruz, asıl Sarkozy utansın...



Fransa Meclisi’nde oylanan bu yasa tasarısına kızmayalım. Eğer utanması gereken biri varsa, o da Sarkozy'dir. Büyük bir ülke ile ilişkileri feda edecek kadar küçük düşünüyormuş. Fransız kamuoyu da utanmalı. Onlar da fikir özgürlüğünü katleden böyle bir yasa tasarısına hiç itiraz etmedi. Bu garipliği görmezden geliyorlar. Bu diplomatik cinayetten haberleri dahi yok.
Aslında en az kızması gereken de bizleriz...
Fransa Meclisi 2001 yılında, hem de Türk dostu Cumhurbaşkanı Chirac döneminde Ermenilere “Soykırım” yapıldığını kabul etmişti. Aradan bunca yıl geçti, ilişkilerimiz yine devam etti.  Önce ayaklandık, yeri göğü inlettik. Tehditlerde bulunduk, sonra unuttuk.
Şu anda geçen tasarı, şimdiye kadar 3 defa Fransa Meclisi’ne geldi. Her defasında aynı şey oldu.
Aynı yasayı İsviçre kabul etti, yine tehditlerde bulunduk, ardından onu da unuttuk.
Bu defa durum daha değişik.
Bu defa, konu tümüyle Fransız iç politika oyununa takıldı.  Hem Sarkozy  hem de gelecek  yılki Başkanlık seçimindeki rakibi Sosyalist Hollande, Ermenileri yanlarına çekme yarışındalar. Sarkozy, attığı bu adımla, Hollande' nin önüne geçiyor. "Gördünüz mü, ben boş vaatlerde bulunmuyorum. İstediğinizi size şimdiden veriyorum" diyebilecek. Hollande de, çoğunluğu elinde tuttuğu, Fransa Senatosu'ndaki oylamaya sıra geldiğinde, zorunlu olarak yasanın geçmesini destekleyecek.
Bu iki lider Türkiye'yi gözden çıkardıkları için böyle hareket etmiyorlar. Türkiye'nin bağırıp çağırıp sonra vaz geçeceğini hesapladıkları için bu yasayı kullanabiliyorlar. Yani Türkiye, yıllar boyunca sürdürdüğü vurduydum duymazlığından, geçmişini sorgulayamadığından, soykırım iddialarıyla ilgili hiçbir doğru dürüst veya cesur adım atamadığından dolayı, bu duruma düşüyor.

Asıl Fransa utanmalı...
Fransa da çok kaybedecek.
Herşeyden önce, fikir ve söz özgürlüğünün şampiyonu olan, dünyaya bu konuda öncülük eden bir ülke, insanları susturuyor.
Sadece bununla kalmıyor.
Kendi anayasasını ve Avrupa'nın en temel ilkesini çiğniyor.
Belki bugün farkında değil, ancak Fransız kamuoyu ilerde Sarkozy'nin yaptığını sorgulayacak, ülkesini utanılacak bir duruma soktuğundan eleştirecektir.
Fransız politik liderleri meğer çok küçük düşünüyorlarmış. Oysa biz onları farklı gözle görürdük.

Fransız vatandaşı Türkler anayasa mahkemesine şikayet edebilirler...
Olan oldu. Şimdi, bundan sonrasına bakalım. Bundan sonra neler yapılması gerektiğini tartışalım. Bu konuyu yıllardan beri izlediğimden dolayı, yangının tüm binayı yok etmemesi için neler yapılabileceği konusunda deneyimim var:
- Fransa Meclisi’nden geçen bu tasarının yasalaşması için Fransa Senatosu’nun  onayı gerekiyor. Kısa vadede, çok zor görülmesine rağmen, Senato oylamasını engellemek için genel bir kampanya şart. Bunun etkili olmasını istiyorsak, yapmamız ve yapmamamız gerekenler var.
- "Siz de soykırım yaptınız" gibi yaklaşımları bırakalım. Bu söylem, "Biz yaptıksa siz de yaptınız, neden üstümüze geliyorsunuz?"  anlamına gelir. Yanlış bir yaklaşımdır. Ters etki yapar. Karşı tarafı korkutmaz. Hiç bir işe yaramayacağı gibi, etkinliği de olmaz.
- Tehdit etmek, özellikle boykot veya ambargolara başvurmak da sadece kendi kendimizi yaralamaktan başka bir işe yaramaz. Türkiye ile Fransa arasındaki ticaret 13 milyar euro. Neden ambargolarla kendimizi cezalandıralım? Örneğin, Renault'unun kaptılmasıyla, asıl zarar Fransa değil, Türkiye'ye yazılır.
- Senatodaki oylama öncesinde, Fransız kamuoyuna yönelik yoğun bir kampanya sürdürülmeli ve en önemlisi, şimdiye kadar olduğu gibi geç kalınmamalıdır.
- Fransa’da 170 bin Türk kökenli Fransız vatandaşı var. Vatandaş olarak bu yasanın anayasaya aykırı olduğunu ileri sürüp, Fransa Anayasa Mahkemesi’ne baş vurabilirler.
- Türkiye geçmişiyle hesaplaşmaya başlamalı. Bundan korkulmadığını ortaya koymalıdır. Böyle bir yaklaşım, sadece Fransa’yı değil, 2015'de yaşayacağımız “Soykırımın 100. yıldönümü” fırtınasını da daha sağlıklı karşılamamıza yol açacaktır.
- Ankara, Ermeni iddiaları konusunda artık sona yaklaşıldığını görmelidir. Artık, sert tepki, tehdit, belgesel yayınlamak veya stratejik değerimizi kullanıp etkileme dönemi kapandı. Daha doğrusu, bu yaklaşım eskide kaldı. Ermeniler, uluslararası kamuoyunu inandırdılar ve biz hiçbir şey yapmadık. Eğer şimdi, son derece cesur ve şimdiye kadar alışılmadık adımlar atılabilirse,  göreceğimiz zararı bir oranda hafifletebiliriz.
- Eğer şimdiye kadar olduğu gibi, yarın herşeyi unutacak ve hiç bir şey yapmayacaksak, başımıza çok dert alacağımızı bilmeli, başımıza geleceklere hazırlıklı olmalıyız.

Yavru Yiğit güç durumda...
Haber Türk Gazetesi yazarı Yiğit Bulut adındaki (nam-ı diğer Jöleli )     zat, önceki gün  yalan yanlış iddialarla  bana, eski  velinimeti Aydın Doğan  ve M.Ali Yalçındağ’a çamur atmak istemişti. Ben de dün ağzının payını verdim.
Bu çocuk, Yalçındağ’ın  bir yemekte sarfettiği sözlere değinip, “Birand, sen Başbakan’a bu laflar edilirken ne yaptın?” diye sormuştu. Hafızama güvenemedim, araştırdım. Ne böyle bir yemek ne de böyle bir söze rastladım. Yani bir yalanı daha ortaya çıktı.
Jöleli çocuk hazır olsun, Yalçındağ çok ağır bir tazminat davası açmaya hazırlanıyor. Yalanları pahalıya mal olacak.

posta


Bu yazı 1,001 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 27 Eylül 2012 Türkiye, Suriye'de frene basıyor...
    • 25 Temmuz 2012 Türkiye'siz İsrail'in eski etkinliği kalmadı...
    • 20 Temmuz 2012 Esad için yer aranmaya başlandı, ancak henüz kabul eden ülke bulunamadı...
    • 13 Temmuz 2012 Washington Ankara'yı yavaşlatmaya çabalıyor
    • 27 Haziran 2012 Türkiye karizmasını çizdirmedi...
    • 21 Haziran 2012 PKK, vurdukça devre dışı kalıyor...
    • 25 Nisan 2012 23 Nisan müsamelerinden kurtulamayacak mıyız?
    • 19 Nisan 2012 Böyle subay yetiştirirseniz, Darbe'ye hayret etmeyin
    • 2 Mart 2012 ABD raporu: Ermenistan ile ilişkiler açılmalı...
    • 21 Şubat 2012 Bu defa MİT kazandı, ancak dikkat...
    • 9 Şubat 2012 Bırakın dindar nesli, tablet nesli geliyor...
    • 23 Aralık 2011 Biz neden kızıyoruz, asıl Sarkozy utansın...
    • 15 Aralık 2011 Gül 2014'e kadar Çankaya'da...
    • 10 Aralık 2011 Erdoğan çekildi, partinin haline bakın...
    • 30 Kasım 2011 Başbakan'ın ameliyat sonucu saklanmamalı...
    • 27 Ekim 2011 Devlet ne yapsa, bir türlü yaranamıyor...
    • 20 Ekim 2011 Bu açık bir cinayettir, bir savaş ilanıdır
    • 29 Eylül 2011 PKK vuruyor, ancak kışkırtamıyor...
    • 21 Haziran 2011 Erdoğan'ı tarihe asıl Kürt sorunu geçirir...
    • 22 Nisan 2011 Türkiye, BDP'ye sahip çıktı

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    4,505 µs