İsmail Küçükkaya
0 0 0000
Türkiye bölünür mü büyür mü?
Uluslararası sistem ve konjonktür, 'yeni bir dünya düzeni' oluşturuyor.
'Arap Baharı' denilen dönüşümün arka planında böylesi bir planlama yatıyor.
Sokak gösterileri aracılığıyla otoriter yönetimleri devirme girişimleri Tahran'da başlamıştı, başarıya ulaşamadı ama fitil ateşlenmişti bir kere. 'Devrim zincirine en son halka Acem coğrafyasında' eklenecek.
Tarih, Türkiye'nin etrafında şekilleniyor. Atatürk'ün kurduğu laik cumhuriyet, 21'inci yüzyıla uyarlanmış haliyle 'rol model' hüviyetine kavuşmuş durumda. Müslüman dünya, Anadolu tecrübesinde olduğu gibi demokratik sistemle, liberal piyasa kurallarıyla tanışacak. Diktatörler gidiyor. Ne var ki, Mısır başta olmak üzere bu ülkelerin iç dinamikleri, dış beklentilerin aksine aşırı dinci rejimlerin tehlikesini de barındırıyor. Küresel gündem işte bu soruna çözüm arıyor. Ana yol demokrasi... Kimseyi dışlamayan laik demokrasi...
ANKARA'DAKİ YENİ STRATEJİ
Özetle, Ortadoğu yeniden şekillenirken ve dış politikamız baştan dizayn edilirken, işte bu global akışı görmezden gelemeyiz. Ankara-Londra-Washington arasında yepyeni anlaşmalar hayata geçiriliyor.
Bugüne dek biraz silik, biraz gölgeli, hafif korkak biçimde okyanus ötesine eklemlenen ve jandarma rolü üstlenen Ankara, yeni bir stratejiyle masada. Eleştirebilirsiniz ya da destekleyebilirsiniz ama gerçek bu. Adalet ve Kalkınma Partisi Hükümeti ve devletin bütün birimleri, ABD ve İngiltere ile birlikte tarih yazıcılığına soyundu. Birbirinden tamamen ayrı ele alınması gereken PKK terörü ve Kürt sorununun çözümü de işte bu çerçevede düşünülüyor. 'Açılım' diye başlatılan girişimdeki kavşak değişimi, bu büyük fotoğrafın analiziyle anlaşılabilir.
KÜRT DEVLETİ HAYAL OLURKEN...
Geçtiğimiz hafta sonu Erbil'de düzenlenen petrol konferansında tamamen Türkiye konuşulmuştu. İngiltere'nin Bağdat Büyükelçisi, konuşmasında defalarca Ankara'ya vurgu yapmıştı. O gün ABD'li büyük bir yatırımcıyla sohbet ediyorduk. Yanımızda Yönetim Kurulu Üyemiz Serdar Çaloğlu da vardı. Bize Kuzey Irak Kürt bölgesiyle ilgili sorular yöneltince, 'Bu soruları beş yıl önce sorsaydınız, farklı yanıt verirdim. Bugün siyasi gerçeklik tamamıyla değişti' diyerek, ABD'nin tutumunu örnek vermiştim. Kısaca şöyle özetleyebilirim:
'1 Mart tezkeresinin travmasından sonra ABD, Ankara'dan uzaklaşmış, Kürtlere yaklaşmıştı. O günün şartlarında bağımsız Kürt devletinin yapı taşlarını döşüyorlardı. Sessiz ama çok akıllı ve kararlı yürütülen müzakereler sonunda herkes stratejisini değiştirdi. Ankara esnedi, Washington'ı da esnetti. Yeri geldikçe detaylandırırız ama herkes şunu gördü ki bu bölgede bağımsız yeni bir devlete, Kürt devletine, geçit verilmeyecek. Irak'ın üniter yapısı korunurken, kuzey bölgesinin sosyal ve ekonomik gelişmesine ağırlık verilecek. Türkiye, burada 'ağabey' rolü üstlenecek. Bölge birbirine petrol, para, yatırım ve diğer sosyal projelerle bağlanacak. Kuzey Irak yönetimi işte bu nedenle karşılarına çıkan tarihi fırsatı değerlendirmek için PKK terörünün bitmesini isteyecektir. İşleri zor ama kendi çıkarları söz konusu olunca en azından PKK'ya göz yummayı bırakacaklar. Gerçeklik bu...'
KÜRT SORUNU NEREDE ÇÖZÜLÜR?
Ankara Hükümeti'nin Güneydoğu bölgesine yönelik yatırım stratejisinin arkasında, bu gelişmeleri görmesi yatıyor. Bölgeye yol, baraj, hastane yığınağı yapılırken Erbil'e paralel bir gelişmişlik hesaplanıyor. İstihdam artırıcı hamleler de gelirse hesap tutar. Elbette devlet yönetiminde naif düşünemez ve davranamazsınız. Orada da güvenlik eksenli tedbirler ve uluslararası sistemin desteği devreye giriyor. Hükümetin gayet iyi yaptığı iş de burada başlıyor. Ankara, Kürt sorununun uluslararasılaşmasını engelliyor.
Cumhurbaşkanı Gül'ün kelimenin gerçek manasıyla tarihi İngiltere gezisi dün başladı. 23 yıl sonra ilk resmi Cumhurbaşkanı ziyareti. Kraliçe, 2011'de Obama'dan sonra Gül'ü Buckingham Sarayı'nda ağırlayacak. Bir de Goldman Sachs'ın Türk ve İngiliz işadamlarını buluşturacağı büyük yemekli bir organizasyonu var.
Bugün aynı zamanda bir Türk şirketinin, İngiliz petrol şirketi Vallares ile birleşerek, Londra Borsası'na giriş günü. Bu gurur da 10 yıl önce Turkcell'le New York Borsası'nda işlem gören Çukurova Holding'in, Türkiye'ye ikinci büyük armağanı. Genel Enerji'nin, İngiliz Vallares ile birleşerek oluşturduğu 4.1 milyar dolarlık yeni dev, Londra Borsası'nda işleme açılıyor. Dikkat, enerjiden bahsediyoruz, petrolden. Ve Londra'da borsaya açılan bir Türk şirketinden... Uluslararası sistem ve konjonktür yeni bir dünya düzeni oluşturuyor. Ve Türkler bu yeni dünyadaki yerlerini alıyorlar. Haaa unutmadan... Hafta sonu dünyanın dört bir yanından Türk girişimciler İstanbul'da buluşmuştu. 10 yıl içinde sadece Avrupa'da 6.5 milyon Türk yaşayacak ve 100 milyar euroluk ciroya ulaşacak. Zaman, Türkler için işlemeye başladı. Atatürk görse gurur duyardı.
akşam
Bu yazı 1,586 defa okundu.
Diğer köşe yazıları
Tüm Yazılar
-
12 Haziran 2012
ABD denklemin neresinde?
-
27 Nisan 2012
Siyaset neden dine tutuldu?
-
11 Nisan 2012
İşte baş döndüren Suriye diplomasisi
-
1 Nisan 2012
Türk futbolunu kurtarma paketi
-
5 Mart 2012
İşte önümüzdeki 6 ayın yol haritası: Başbakan'ın 'tek devlet' stratejisi
-
13 Şubat 2012
Oslo üzerinden MİT krizi analizi...
-
6 Şubat 2012
Kimlerin uzun tutukluluğu bitiyor?
-
21 Kasım 2011
Türkiye bölünür mü büyür mü?
-
23 Mayıs 2011
MHP neden hedef tahtasında?
-
18 Nisan 2011
'Doğu Çözümü'
-
11 Nisan 2011
Başbakan'ın liste stratejisi
-
17 Mart 2011
Başbakan'dan 'askerle diyalog' yorumu: 'Çok yakın çalışıyoruz'
-
28 Şubat 2011
Erbakan'dan sonra Türk siyaseti
-
21 Şubat 2011
Seçimin sürprizi ne olabilir?
-
4 Şubat 2011
Başbakan Erdoğan'ın planı
-
5 Ocak 2011
2011'de nasıl bir MHP?
-
22 Kasım 2010
CHP ile MHP arasını açmalı
-
13 Ekim 2010
Sarı Lacivert'in Doğu açılımı
-
16 Ağustos 2010
Şehitlerimiz ve referandum...
-
13 Mayıs 2010
Operasyona açık siyaset
Yorumlar
+ Yorum Ekle