En Sıcak Konular

Eser Karakaş


Eser Karakaş
0 0 0000

Arap baharı Türkiye ve AB



Arap ülkelerinde yaşananları hep beraber izliyoruz. Tunus, Mısır, Libya, Suriye diktatörlükleri sapır sapır dökülüyorlar; iyi ki de dökülüyorlar.

Bu süreç iç dinamiklerin mi, dış dinamiklerin mi bir ürünüdür tartışması bana çok anlamlı gelmiyor zira cevabı benim için çok açık.

Nihai amaç 1.6 milyar Müslümanı, diktatörler ve yakınlarını değil, sokaktaki insanı dünya ekonomisinin bir parçası yapmak.

Bu da ancak uzun vadede açık toplumla, piyasa ekonomisi ve demokrasiyle olabiliyor.

Tarihte belki de ilk kez ABD ekonomisinin devlerinin (Apple, Microsoft, Google) çıkarı Arap halklarının çıkarı ile örtüşüyor.

Bu dalga İran’a, İsrail’e de sıçrayacak.

İsrail, bir demokrasi ve piyasa ekonomisi ama mevcut devlet politikalarıyla, demokratikleşen Ortadoğu’da bu politikaların sürdürülmesi olanaksız, büyük değişim, Filistin meselesinin kalıcı çözümü yakındır kanısındayım.

Türkiye’de ise, AK Parti’nin güçlü ve güçlenen iktidarı, askerin her geçen gün biraz daha normale dönmesi, 2004 senesinde AB ile müzakerelerin başlaması bize de çoktan uğrayan, hatta bizden başlayan güçlü dalganın habercileri.

Adına ister Büyük Ortadoğu Projesi deyin, ister Medeniyetler İttifakı deyin, ister başka şey, bölge halklarını dünya ekonomisinin bir parçası yapma gayreti, yani ürettirme ve tükettirme çabası, iktidarı seçilmişlere bırakma gayreti ve süreci, hukuk devletine doğru atılan eksik ama güçlü adımlar, nereden bakarsanız bakın, tüm bölge ve dahi bizim için çok olumlu.

Ancak, bu olumlu projenin daha da olgunlaşması ve güçlenmesinin anahtarlarından biri de, bölgenin en gelişmiş, en demokratik ülkesi Türkiye’nin AB’ye tam üyeliği.

Olumlu proje bizden başladı derken 1999 Helsinki zirvesini ve sonrasını kastediyorum.

1997’de Lüksemburg’daki “hayır”dan, 1999 Helsinki’ye nasıl gelindi, bu iki senenin, burada ABD’nin rolünün de iyi analiz edilmeleri şart.

Çok gecikmeyen bir vadede AB tam üyesi olacak bir Türkiye’nin Ortadoğu baharını çok daha ileri taşıyacak bir simgeye dönüşeceği kesin.

Bu temel gerçeği de en iyi batılılar, ve başta Obama görüyor herhalde.

Arap baharının olgunlaşması için Türkiye’nin AB tam üyeliğinin, Kaddafi’nin de, Mübarek’in de, Esad’ın da devrilmesinden çok daha anlamlı sonuçları olacak.

Obama’nın, Clinton’ın, ve hatta Bush’un Türkiye’nin AB üyeliğine verdikleri güçlü desteği iyi okumak, bu destekle Arap baharı arasında bir mantıksal bağ kurmak şart.

Bu süreçte Sarkozy’e, Merkel’e çok değil, hiç takılmamak lazım.

Bu zayıf liderler (!) zamanın ruhu önünde kuru yaprak gibi uçarlar, giderler ve zamanın ruhu, dünya ekonomisi, bilgi ekonomisi hükümlerini şaşırtıcı bir biçimde icra ederler.

Bu süreçte bize düşen işler de çok ama çok önemli.

Birincisi, belirli konjonktürlere aldanıp, AB entegrasyonunu küçümsememek; unutmayalım ki, 27 ülkeli AB, 500 milyon nüfusuyla (dünya nüfusunun yaklaşık on üçte biri) dünya üretiminin dörtte birinden fazlasını gerçekleştiriyor.

AB entegrasyonu ve gelinen nokta, tüm eksikleri ve hatalarına rağmen, insanlık tarihinin en büyük projesidir; bu projenin bize yansıyan dönüşüm taleplerini eksiksiz yerine getirelim, daha güçlü bir demokrasi ve hukuk devleti olalım, daha zenginleşelim.

Bizim gayretlerimiz ve zamanın ruhu AB tam üyeliğini bize altın tepsi içinde, belki de sandığımızdan da yakın sürede sunacaktır.

Herkesin bayramı kutlu olsun; sağlık ve mutluluklar diliyorum.



Bu yazı 847 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 30 Ağustos 2011 Arap baharı Türkiye ve AB
    • 24 Mayıs 2011 AK Parti neden kazanıyor?
    • 7 Mayıs 2010 İstifa ya da yargılanma seçeneği
    • 23 Kasım 2009 Kimler çağdaş kimler değil
    • 3 Ağustos 2009 Ergenekon’un gerçek mirası
    • 27 Temmuz 2009 Kürt meselesi ve Kıbrıs
    • 8 Haziran 2009 İki konuşma - iki skandal
    • 3 Mayıs 2009 Süleyman Demirel ve 1 Mayıs 1977
    • 21 Ocak 2009 AK Parti karşıtlığı ve Ergenekon
    • 19 Ocak 2009 TSK baştan aşağıya yenilenmeli
    • 23 Kasım 2008 CHP neden türbana yaklaştı?
    • 5 Eylül 2008 Türkiye’yi kim yönetemez?
    • 17 Şubat 2008 ‘Genç Siviller Korkuyor!’ basın açıklaması
    • 16 Şubat 2007 Türkiye’yi bekleyen tehlike

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    5,441 µs