En Sıcak Konular

Taha Akyol


Taha Akyol
0 0 0000

‘Makas açılıyor’



ÖCALAN bir süredir nispeten yumuşak mesajlar veriyor. Son olarak BDP’lileri yemin etmeye teşvik etti, devletle “barış konseyi” kurulması için mutabakat noktasına gelindiğini söyledi.
Ardından PKK’nın “Silvan katliamı” geldi, 13 askerimiz şehit edildi. Örgüt içindeki en fanatik grubun temsilcisi Cemil Bayık bu vahşi eylemi üstlendi. Daha önemlisi, Öcalan’ı küçümseyen laflar etti. Bayık’a göre devletin Öcalan’la görüşmemeleri “kaldırmaca ve taktik”ti.
PKK hareketi içinde Öcalan ilk defa “kandırılan”  biri olarak niteleniyor!
Belli ki, Silvan katliamı Öcalan’ın geliştirmek istediği siyasi çizgiye bir meydan okuma hatta o çizgiyi sabote etme teşebbüsüydü.

Bayık ve Karayılan
 Bu işleri iyi bilen ve iyi haber alan bir Kürt dostumla konuştum, “makas açılıyor” dedi:
“PKK içinde aşırı ve ılımlı iki hizbin olduğu biliniyordu. Aşırıların şefi Cemil Bayık’tır. Cemil, Öcalan’a da dirsek göstermiş oldu...”
 Kürt dostum Reşadiye katliamını hatırlattı. Onu da Cemil Bayık yaptırmış, Karayılan ise “tasvip etmiyoruz” diye açıklama yapmıştı. Fakat Reşadiye katliamını yapan militanlara karşı Karayılan “iç disiplin mekanizması”nı işletmemişti...
Neden? İşte cevabı:
“Bunu göze alamadı. PKK içinde fraksiyonlar dengesi var. Karayılan Bayık’a karşı açık vaziyet alırsa örgüt için kanlı çatışmalar tetiklenmiş olur. Fakat şu kesin, aralarında makas gittikçe açılıyor. Bayık’ın Öcalan’a bu meydan okuması ciddi bir olaydır.”
 Peki BDP’lilerin tavrı, tercihi ne olur?
“Onların iradesi yok... Son ‘demokratik özerklik ilanı’nı da  ‘hepsi hür iradeleriyle yapmadı. Cemil Bayık çizgisindeki ‘komiserler’ bastırdı, yaptırdı...”
 Evet, Orhan Miroğlu da ‘demokratik özerlik’ ilan edilen 300 kişilik DTK toplantısında kimsenin itiraza “cesaret edemediğini” yazmıştı.
Böyle “demokratik” oluyor bu işler!
Sadece Altan Tan ve Şerafattin Elçi “zamansız”  bulduklarını açıklayabildiler ki onlar zaten PKK geleneğinden gelmiyorlar.
“Çatı partisi” konusunda da görüş farkları artık gizlenemez hale geldi.

Tarihin kanunu: Yol ayrımı
Bu tür hareketlerin hepsinde zamanla,  aşırılarla ılımlılar arasındaki “makas açılıyor”, sonra da yollar ayrılıyor.
Bunun iki temel dinamiği var:
-   Silaha tapar hale gelmiş militan için, Türk olsun, Kürt olsun kaç gencin “gök ekini biçer”  gibi toprağa düştüğünün önemi yoktur! Hatta, Erich From’un gösterdiği gibi, terör ve ölümler onlarda hastalıklı bir “güçlülük” duygusu yaratır; “ölümseverlik” hastalığı...
-   Öbür yanda hayatın içinde olan halk tabanı ve hayata katılma duygusunu yitirmemiş olan militanlar demokratik metotlarla bir çözüm aranmasını duygusal olarak daha sıcak bulurlar, zamanla artar bu duygu.
Kürt milliyetçiliğine inanmış bir esnaf, bir baba, bir anne işinin bozulmasını, çocukların hayatının tehlikeye girmesini, Batı illerindeki yaşayan yakınlarının tedirgin olmasını dağdaki bir militan gibi isteyebilir mi?
Öcalan açısından da, kan arttıkça ona tepki artar, üzerindeki kilit perçinlenir. Barışa katkıda bulundukça, ortam yumuşadıkça kendisine bakış da yumuşar.
Henüz erken ama göreceksiniz, Kürt hareketi de hayatla ölümseverlik arasında zamanla tercih yapmak zorunda kalacak...
Ya da demokrasi ile totalitarizm...
IRA ve ETA’daki bölünmeler de bu dinamiklerin sonucu olarak zamanla gerçekleşti.

milliyet



Bu yazı 990 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 7 Kasım 2011 KCK ve hukuk
    • 30 Temmuz 2011 Afrika kampanyası
    • 29 Temmuz 2011 Stalinist milliyetçilik!
    • 22 Temmuz 2011 AKP’li bakan İnönü’yü övüyor
    • 20 Temmuz 2011 ‘Makas açılıyor’
    • 18 Temmuz 2011 Totalitarizmi eleştirmek
    • 12 Temmuz 2011 Anayasa da böyle yapılır
    • 7 Temmuz 2011 ‘Usta’ kabine
    • 1 Temmuz 2011 CHP Meclis’e
    • 27 Haziran 2011 Anayasa yapmak
    • 7 Haziran 2011 AKP, CHP, MHP uzlaşır mı?
    • 30 Mayıs 2011 Kürt meselesi nereye?
    • 27 Mayıs 2011 Hukuk ve yargı açısından 27 Mayıs
    • 26 Mayıs 2011 Proje savaşı
    • 19 Mayıs 2011 Ergenekon ve PKK
    • 12 Mayıs 2011 Demirel ve CHP
    • 11 Mayıs 2011 MHP
    • 18 Nisan 2011 2023 Vizyonu
    • 2 Nisan 2011 ‘Bizden yana adalet!’
    • 25 Mart 2011 Türkiye’nin rolü?

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    16,623 µs