En Sıcak Konular

Nedret Ersanel



Nedret Ersanel
0 0 0000

Kaya…



Terörle mücadeleyi kazanmak için tek bir engelin aşılması gerekmekte.. Sınır aşan bölgedeki üssü/üsleri ortadan kaldırmak!

Bu yolda; askeri, politik, diplomatik, ekonomik araçlar kullanabilirsiniz.. Beis yok. Ama kaldırmalısınız!

Örneğin, 'açılım' yolu ile dağdan indirmeyi yeğ tutabilirsiniz.. Proje bu fikirden mayalanmış olabilir…

"Nasıl"ını kamuoyuna iyi anlatır, endişeleri tam şeffaflık içinde giderir, insanların içine sinecek biçimde ikna ederseniz.. Ve tabii örgütü indirmeyi başarırsanız, üsler yine çökmüş olur.

Başka yollar da var… Mesela o bölgenin hakimi gözüken kuklalar da bunu yapabilir. Oynatıcılarına yaptırabilirseniz.

Ama şurası açıktır; iç-dış politik hesaplara batsanız batmasanız da, Kuzey Irak’taki barınakları durdukça terör devam edecektir.

Bu siyasi değil, başlıbaşına “teknik/profesyonel” bir tanımlamadır. 

Terörist otlakları kurutulmazsa, sadece terör devam etmekle kalmaz, arzu ettiği politik hedefe ulaşmasında da kolaylıklar çıkar.

Bugün çözüm kulvarında "uluslararası boyut" coğrafi açıdan tek odağa düşmüştür.. Kuzey Irak/Kandil! Politik parametreler açısından da liste tek ülkeye indirgenebilir: ABD.

İşte "kaya" budur!..

Hillary Clinton’un, "Türkiye’ye desteğimiz kaya gibi" sözleri daha ağzından dökülmeden evvel.. Şehitlerimiz toprağa verilmeden hemen önce, Kuzey Irak’tan gelen haberlerden biri,  Türkiye-Suriye-İran ve Irak’taki tüm Kürtler’i "tek bayrak" altında toplanmaya davet eden bir "bayrak konferansı"nın haberini veriyordu…

"Demokratik Toplum Kongresi’nin Diyarbakır’da özerklik ilan etmesinden sonra Irak Kürdistan Bölgesel Başkanı Mesud Barzani’nin resmi yayın organı Peyamner Ajansı’nın internet sitesinde, ‘Dört ayrı Kürdistan’da (Türkiye, Irak, Suriye ve İran) tek bayrak kullanılması, ardından Bağımsız Kürdistan’ın kurulması’ çağrısını içeren yazılar yer aldı.”

"Kürdistan"ın altı kaya anlayacağınız…

ABD kısa süre sonra Irak’a veda edecek ve 'geride bırakacakları' adına kaygılanıyor…

Bu nedenle Bayan Clinton’un kayasına-bu sefer-güvenebilir miyiz?

Sistemler konjonktüre göre değişim gösterir.. Yani herşey mümkündür.

ABD’nin iki noktada hassasiyeti var: a) Kuzey Irak yönetiminin esenliği. b) Irak’ın İran’dan gelen Şii rüzgara savrulmaması.

Bunlara "bağlı" olarak da.. Türkiye’ye Kuzey Irak’tan gelen tehditin 'uygun formülle' tasfiye edilmesi.

Yani…

Terör örgütünün içinde bir bölünme olup olmadığı tartışması konvansiyonel ve ancak günlük politik tartışmaları "rahatlatan" bir çerezdir.

Varsayalım, örgütün içinde iki değil iki yüz grup var: hepsi terörist değil mi?
 
'Açılım'a tüm itirazları 'aynı format'a dahil etmek doğru değil.. Çünkü, çözümün mutlak ihtiyaç ama yöntemin yanlış olduğunu düşünen çok insan var bu ülkede…

Diyabakır-Silvan’ın ardından işi, "kendi askerlerini bombaladılar"a kadar götüren, medyadan kamuoyuna adeta boca edercesine dökülen 'yığma' haberleri ihtiyatla karşılayan da yine çok insan var bu ülkede…

Kaldı ki; "PKK’nın içinden bir grup, Apo’ya rağmen, Kandil’e rağmen, örgütün söz geçiremediği" denilen ve "Türkiye’deki akisleri" ile ilintilendirilen gruplar kim?

Hepsinin tasfiye edilmesi, etkisiz hale getirilmesi gerekmiyor mu?

Bu noktaların özellikle ve yüksek sesten işaretlenmesi, Kandil’i, terörist başını veya siyasi uzantılarını aklıyor mu?..

Veya istenen, sürecin yanlış götürüldüğünü düşünen insanlara "susun" demek mi?..

Eğer öyle ise.. "Ne Kandil’le İmralı’nın ayrışmasının zamanlamasını, ne Clinton’un kayasını, ne ertesi gün Türkiye’yi ziyaret eden CIA’in yeni başkanını" ne de açılımın olası hatalarını söyleyecek adam kalmaz.

Bu iyi mi?

İyi o zaman…

Çevik One…

Sevgili meslektaşım Hürriyet’in Washington temsilcisi Tolga Tanış geçtiğimiz pazar, "Arap Baharı’nı Çevik Bir mi planlamış" başlıklı bir mini yazı kaleme almış…Bence çok bulmaca çözer!

Hem başlığın işaret ettiği ve hem de benim ilgimi çeken kısım şöyle;

“… birkaç hafta önce görüştüğüm İsrail’in eski Ankara Büyükelçisi Alon Liel’den öyle bir hikâye dinledim ki... Önce bir toplatıda söyledi. 28 Şubat’ın güçlü paşası Çevik Bir 1997’de İsrail’e gitmiş ve Ortadoğu’da bugünkü Arap Baharı’na benzeyen bir hareket başlatalım, demiş. Sonra buluştuk Liel ile. Olayı sordum. ‘28 Şubat’tan hemen sonraydı’ deyip anlattı: ‘Tel Aviv Üniversitesi’nde kapalı bir toplantı düzenledik. Yanında 10 Türk subayı vardı. Bir, büyük bir ekranda bize çok uzun bir sunum yaptı. Sunumda da ‘Beraber Ortadoğu’yu değiştirelim’ dedi. ‘Bu ülkelere demokrasi taşımak gerek’ diyordu.’ ‘Siz ne dediniz’ dedim. ‘Biz ‘Hayır’ dedik. İşin içinde İsrail olursa reddederler. ‘Siz bu işi yalnız yapın’ dedik’ dedi...”

Bu hikayeden ne anlamalıyız?..

İsrail-Türkiye ilişkilerinin son birkaç yılını anımsadığımızda bu öykünün kıssası nedir?..

Var mı bunu açıklayacak?

1 dakika..

Buldum!

http://twitter.com/NedretErsanel



Bu yazı 6,365 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 13 Mayıs 2014 Ruslar UFO’larla bizim gibi it dalaşı yapabilir mi?
    • 6 Mayıs 2014 Berlin, Obama’nın (en iyi) arkadaşı değil
    • 29 Nisan 2014 'Manidar Zamanlama'ları Ayarlama Enstitüsü
    • 22 Nisan 2014 Albino çocuk ve beyaz kurdeleli uzaylılar inlere girebilir mi?
    • 15 Nisan 2014 'ABD'den Türkiye çıkışı' yazılır, 'ABD'den sakın çıkma' okunur!
    • 8 Nisan 2014 İsrail yanımıza, Rusya kolumuza, ABD nereye?
    • 31 Mart 2014 Erdoğan'ın yolu 'oralarda' anlaşıldı mı?
    • 25 Mart 2014 Twitter'ı kapatan Facebook'u niye kapatmadı?
    • 17 Mart 2014 Tokalaştığınız el işe yaramaz, diğer el önemli!
    • 10 Mart 2014 Büyük resme çıplak gözle bakılmaz
    • 4 Mart 2014 Dünyanın söküldüğü yer
    • 25 Şubat 2014 Aurens'in raksını Hüseyin alkışlıyor...
    • 11 Şubat 2014 Uçak gemisinden korkabilirsiniz ama büyüğü var
    • 4 Şubat 2014 Angel(a)’nın kanatları ve ışığın askerleri!
    • 28 Ocak 2014 MİT’i kelepçelemekten daha 'sembolik delil' ne olabilir...
    • 21 Ocak 2014 Akdeniz’de Çin-Rus tatbikatı ‘devlet TIR’larını rahatlatır mı?
    • 13 Ocak 2014 Rusya, İran yüzünden Londra'ya elinin tersiyle...
    • 7 Ocak 2014 Enerjiniz olmadan enerjiyi mi kontrol edeceksiniz?
    • 31 Aralık 2013 2014: Bize ne olacaksa, tüm bölgeye o olacak!
    • 24 Aralık 2013 Türkiye'nin canını o yüzden yakıyorlar

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    5,012 µs