En Sıcak Konular

Prof. Dr. Ahmet Rasim Küçükusta



Prof. Dr. Ahmet Rasim Küçükusta
0 0 0000

Sözleşmeli öğretim üyeliği çare olabilir



Bu hafta önce üniversitelerde çalışan öğretim üyelerini mutlu eden bir haber duyuldu:

“Danıştay 10. Dairesi, devlet üniversitelerinin tıp fakültelerinde öğretim üyesi olarak çalışan doktorların mesai dışında çalışmalarını engelleyen Sağlık Bakanlığı yönetmeliğinin yürütmesini durdurdu.”

Bu sevinç çok sürmedi; çünkü Sağlık Bakanı Recep Akdağ’ dan hemen şu açıklama geldi:

“Kamu hastanesinde çalışan hekimin ayrıca dışarıda çalışmasını doğru bulmuyoruz. Gerekirse yeni kanun yaparız.”

Ben buradan şu sonucu çıkarıyorum: Sağlık Bakanlığı üniversite ve devlet hastanelerinde çalışan hekimlerin muayenehane veya özel hastanelerde çalışmasına “kesin” olarak karşı. Bu uğurda elinden geleni ardına koymayacağı da net olarak anlaşılıyor.

Yanlış veya iyimser mi düşünüyorum bilmiyorum ama özel muayenehanesi olan hekimlerden yerine getirilmesi neredeyse imkânsız olan özel şartlar talep edilmesinin altında yatan esas sebep muayenehanelerinde çalışan hekimleri zora sokmak değil hem kamuda hem muayenehanede çalışmanın önüne geçmektir.

Ama gelin görün ki bu durumda kabak da sadece muayenehane hekimliği yapanların başına patlamış oluyor.

Tam Gün Kanunu doğru bir uyulama

Sağlık Bakanlığının Tam Gün Kanununun doğru bir uygulama olduğu ve hekimlerin büyük çoğunluğunun da bu düşüncede olduklarından şüphe duymuyorum.

Burada asıl mesele tam gün çalışma zorunluluğundan ziyade hekimlerin ve öğretim üyelerinin performans sisteminden, kendilerine ödenen sabit maaştan ve emekli olduklarında alacakları gelirden memnun olmamalarıdır.

Bakanlık bu ekonomik sorunlara tatmin edici bir çare bulsa tam gün kanununa itiraz edenlerin sayısı yok denecek kadar azalacaktır. Bu durumda, hastanede tam gün çalıştıktan sonra bir de özel hastanede veya muayenehanede çalışmak isteyen çok kimse olacağını sanmıyorum ama ülkenin bugünkü ekonomik şartlarında da daha fazla ödeme mümkün görünmüyor.

Bu mesele nasıl hallolur?

Pek çoğunu benim de onayladığım devrim niteliğinde yenilikler yapan Sağlık Bakanlığının kamuda çalışan hekimlerin hastane hiçbir şekilde çalışmaların müsaade etmek istememesi Tam Gün Kanununun ruhu ile uyumludur.

Ekonomik bakımdan tatmin olmadıkları için hastane dışında da çalışmak isteyen, hatta buna mecbur olan öğretim üyeleri için “sözleşmeli öğretim üyeliği sistemi” nin bu meselenin çözümünü sağlayabileceğini düşünüyorum.

Bu sistemde dışarıda da çalışmak isteyen öğretim üyeleri tıp fakülteleri ile sözleşme yaparak hastanede eğitim ve/veya araştırma faaliyetlerine katılabilir ve bunun karşılığında “sabit bir ücret” alırlar. Böylece bilim dünyasından kopmamış ve eğitim-araştırma faaliyetlerinin de içinde olurlar.

Buna göre bir öğretim üyesi haftanın belirli günlerinde gelip ders anlatabilir, hasta başı eğitimi yapabilir, seminer düzenleyebilir, laboratuar veya klinik araştırmalar yapabilir veya bunlara katkıda bulunabilir. 

Hastanede, “eğitim ve araştırmanın bir unsuru olarak” hasta da bakabilir; çeşitli tıbbi girişimleri (anjiyo, endoskopi, ameliyat vb) yapabilir ama bunların karşılığında herhangi bir ekonomik kazanç elde edemezler.

Sözleşme dönemi sonunda öğretim üyesinin başarısı çalıştığı kurum tarafından değerlendirilir. Bu değerlendirmede belirli bir ölçüde öğrencilerin fikri de dikkate alınır. Çalışmaları memnuniyet verici olan öğretim üyeleriyle yeni sözleşme yapılır; değilse kendilerine “güle güle” denir.

Sözleşmeli öğretim üyelerine tam gün çalışmaları halinde ödenecek olan yüklüce para ve yaptıkları tıbbi faaliyetlerden elde edilecek olan kazançlar hastanede kalacağından, bu para tam gün çalışanların ücretlerine eklenerek gelirleri yükseltilmiş ve onlar da bu işten kârlı çıkmış olurlar. Hastanede tam gün çalışanlar eğitim ve araştırma işlerinde çok fazla görev almayacakları için daha fazla hasta ile ilgilenebileceklerdir.

Gelelim neticeye

BİR: Tam Gün Kanunu artık bir daha hiçbir hükümet tarafından kaldırılması mümkün olmayan bir uygulamadır.

İKİ: Sözleşmeli öğretim üyeliği, Sağlık Bakanlığı ve öğretim üyeleri tarafından üzerinde düşünülerek, tartışılarak ve elbette geliştirilerek bu soruna çözüm olabilecek bir sistemdir.

ÜÇ: Herhangi bir kamu hastanesi ile ilişkileri olmayan hekimlerin muayenehanede çalışmaları engellenmemelidir. Muayenehane hekimliğinin tamamen ortadan kaldırılmasının doğru olmayacağını ve pek çok başka soruna kapı açacağını düşünüyorum.



Bu yazı 879 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 31 Ekim 2014 Günde 3 bardak süt kemik kırığı ve ölüm riskini artırıyor
    • 14 Mayıs 2013 Akademik sahtekârlık geleneğinin kime ne zararı var
    • 11 Aralık 2012 Yakında ruh hastası olmayan kalmayacak
    • 9 Ekim 2012 Bir Türk tıp alanında Nobel alabilir mi?
    • 3 Ekim 2012 Burun damlaları ile aldatılıyor muyuz?
    • 2 Ekim 2012 Kimi kime şikâyet edelim?
    • 1 Ekim 2012 Türkiye'de mamografi taramaları rezaleti
    • 16 Eylül 2012 Mamografi taramalarına karşıyım
    • 10 Eylül 2012 Modern tıbbın son numarası: Aşırı teşhis
    • 8 Eylül 2012 Mamografi kanser riskini arttırıyor
    • 7 Eylül 2012 Benzer ilaç nedir?
    • 28 Ağustos 2012 Meme taraması saç taramaya benzemez
    • 14 Ağustos 2012 Antibakteriyel ürünlerdeki büyük tehlike
    • 6 Ağustos 2012 Sağlıklı suda hiçbir mikrop olmamalıdır
    • 30 Temmuz 2012 Enerji içecekleri yasaklanmalıdır
    • 23 Temmuz 2012 Damacana mı musluk suyu mu?
    • 10 Temmuz 2012 İlaç tanıtımında bundan iyisi Şam'da kayısı
    • 23 Haziran 2012 Bir sağlık haberi skandalı
    • 13 Haziran 2012 Ot-Çöp tüccarlarından alacağımız dersler de var
    • 17 Nisan 2012 Sönmez gene döndü

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    8,592 µs