En Sıcak Konular

Ahmet Taşgetiren


Ahmet Taşgetiren
0 0 0000

Anlayan varsa beri gelsin!



Şu Öcalan'la "Devlet"in görüşmelerini kastediyorum.
Bu görüşmelerin seyrini biz, Öcalan'ın açıklamalarından öğreniyoruz. Öcalan'ın açıklamalarını da kendisi ile görüşen avukatlar medyaya (Fırat Haber Ajansı'na) bildiriyor.
Bu açıklamaların Öcalan'a ait olduğundan kuşku duymak mümkün değil. Ama verilen bilgilerin, devletle yapılan görüşmelere ilişkin olanlarının gerçekliği sorgulanabilir.
Şu da var ki, bugüne kadar "Devlet" adına Öcalan'ı yalanlayan bir açıklama da gelmiş değil. Hatta öyle ki, böyle bir görüşmenin olmadığına dair bir açıklama da yok.
O zaman, Öcalan'ın hem bu tarz görüşmeler olduğu hem görüşmelerde, Öcalan'ın iddia ettiğine benzer kararlar alındığı bilgisini doğru kabul etmek gerekiyor.
Acaba öyle mi?
Mesela Öcalan'ın "Artık görüşmeler müzakere safhasına geldi" sözü doğru mu?
Ve yine Öcalan'ın "Devletle yaptığımız görüşmelerde bir Barış Konseyi kurulmasını kararlaştırdık" sözü doğru mu?
Öcalan bazen, devletle hükümet arasında tefrik yapıyor, devleti tebrik ederken, hükümete öfke dile getiriyor.
Öcalan bazen, savaş tehdidi yapıyor, bazen barışa yönlendiriyor.
İlginç olan şu ki, Kandil olsun, BDP olsun, Öcalan'dan gelen mesajları önemsiyor. Kandil ya da BDP, Öcalan'ın statüsünü iyileştirmek için canla başla çalışıyor.
Sonuç itibarıyla Öcalan, halen önemli bir aktör olarak devrede.
Bununla birlikte ortada ciddi belirsizlikler var.
Mesela şu sorulara bakalım:
- Öcalan'ın devletle hükümet ayrımı ve hükümete karşı devletin yanında yer alışı konusunda hükümet ne düşünüyor?
- Başbakan, İmralı'daki görüşmeleri "Açılım"ın neresine yerleştiriyor?
- Başbakan'a göre, Öcalan'ın avukatlar kanalıyla verdiği bilgiler, ne kadar anlamlı? Mesela şu sıralar devletle Öcalan arasında "Barış konseyi" kurulmasına ilişkin bir mutabakata varıldı mı? Gerçekten devlet, Öcalan'la varılan bir mutabakatı nihai planda bağlayıcı görüyor mu? Barış Konseyi gibi bir oluşum için anlaşıldı(!) ise, nedir bu Konsey'in çerçevesi, misyonu?
- Devlet-Öcalan görüşmesinde, her görüşme arasında gerçekleşen cinayetler şunlar bunlar nasıl değerlendiriliyor?
- Diyelim son görüşmenin akabinde Öcalan'ın "Barış Konseyi"nden öte "silahlı güçlerin koordinesi" gibi "Demokratik Ulus Kongresi toplama" gibi faaliyetleri teşvik etmesi nereye oturuyor?
- Devlet-Öcalan görüşmeleri, BDP için ne anlam taşıyor, Hükümet için ne anlam taşıyor?
- Başbakan ya da ilgili bakan, her görüşme öncesinde ve sonrasında, oraya gidenlerle görüşüyor, bilgi alıyor ve gelişmelerin seyrini ona göre mi izliyor?
- Kürt sorunun çözümünde ana mecra Devlet-Öcalan görüşmeleri de onun dışındaki tüm aktörler, kendilerine göre gelin güvey olmak gibi bir oyalanmanın içinde mi? Bu durumda Kandil ne, dağdaki militan ne, Avrupa'dakiler ne, BDP ne, KCK ne? Ve tabii, medyadaki bizlerin yazıp çizmeleri ne?
- Başbakan ya da hükümet, bunca "önemli" bir görüşmenin hem içinde hem dışında olmak gibi bir rolü nasıl sürdürüyor?
- Öcalan, Tayyip Erdoğan gibi dominant bir karakter hükümetin başında iken, hükümeti devre dışı bırakan bir görüşmenin "devlet inisiyatifi" ile yürütülebileceğini nasıl düşünebiliyor?
- Devlet, şayet Hükümetin bilgisi dahilinde Öcalan'la görüşüyor ise, BDP'nin, Doğu-Güneydoğu'da, AK Parti ile böylesine kıran kırana bir yok etme projesinin içinde yer alması neyin nesidir? Hükümetin bilgisi dahilinde olmayan bir "devlet inisiyatifi" söz konusu ise bu neyin nesidir?
- Devlet aklı nasıl bir siyaset izliyor, Öcalan nasıl siyaset izliyor, "devletin elinde"ki Öcalan'a, böylesine tayin edici ve mistik roller yükleyen Kürt hareketi ne yapıyor?
Ortada bir gizli diplomasi var.
Görünürdekilerin tamamını çelik-çomak oyununa dönüştürecek bir alt akım olabilir bu.
Onun için görünürde oynayanlar, çok da önemsememeli oyunlarını mı demek lazım, bilmiyorum.

bugün



Bu yazı 900 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 25 Eylül 2012 Vesayet tortusunu silmek...
    • 20 Eylül 2012 Ana gündem: Terörü yok etmek
    • 12 Eylül 2012 Gültan Kışanak kaçırılsa...
    • 11 Eylül 2012 AK Parti formatının önemi
    • 9 Eylül 2012 Ne kadar çok ''keşke'' diyoruz
    • 7 Eylül 2012 ''Akil adam'' enstrümanı
    • 28 Ağustos 2012 MGK ne yapacak?
    • 26 Ağustos 2012 Düşme, düşersen üzerine çullanırlar
    • 19 Ağustos 2012 Bayram nostaljisi
    • 14 Ağustos 2012 Aygün ve bölgenin çıplak gerçeği
    • 12 Ağustos 2012 115 asker ölseydi...
    • 9 Ağustos 2012 ''Güvenlikçi politika''
    • 7 Ağustos 2012 Şemdinlili bir ananın Karayılan'a mektubu
    • 2 Ağustos 2012 ''Daha büyük harita''
    • 27 Temmuz 2012 Ortak mutluluğu planlamak
    • 26 Temmuz 2012 Ortadoğu'da ne oluyor?
    • 24 Temmuz 2012 Bölgesel Kürt yapılanması
    • 19 Temmuz 2012 Erdoğan'ın kurgusu ne?
    • 18 Temmuz 2012 Kılıçdaroğlu için son raunt
    • 27 Haziran 2012 Türkiye sınanıyor

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    3,685 µs