En Sıcak Konular

Nedret Ersanel



Nedret Ersanel
0 0 0000

Ortak zamanlı 'Kürt meselesi' atakları...



TBMM’nin açılış seremonileri ve yemin töreninde ortaya çıkan Genel Kurul mevcutlarındaki eksiklik olmasa idi, son iki-üç gündür yaşanan Kürt meselesi atakları, kamuoyu tarafından daha belirgin fark edilebilirdi…

Kimine karmakarışık duran Meclis'teki politik manevralar bana ferahlatıcı geldi bile diyebilirim…

Kürt meselesi üzerinden gelen haber/yorumlar ortak zamanlama ile o denli yoğunlaştı ki, herkesin 'yeni bir şey mi var' diye sorması gerekir…

Ciddi’ olanları zaten yazacağım ama sulandırılmış olanlar iyice sakil duruyor…

Boğazına kadar kanın içinde yüzen(1) Abdullah, Taraf Gazetesi’nin dümeninde bulunan Ahmet Altan ve Yasemin Çongar’ın özgürlükçü kimliklerine övgüler düzerek 'selam' göndermiş…

Taraf, birinci sayfadan 'Ve aleyküm selam Apo' diye karşılamış Abdullah’ı.. Soğuk Amerikan esprisi sayabilirsiniz.

TESEV ve Cengiz Çandar birlikteliğinin meyvası olan, "Dağdan İniş-PKK Nasıl Silah Bırakır? Kürt Sorunu’nun Şiddetten Arındırılması" raporu da yine bu zamanlamanın ürünü.

TESEV-belki TÜSİAD’ın başına gelen bizim başımıza da gelmesin düşüncesiyle-"Bu yayında belirtilen görüşlerin tümü yazara aittir ve TESEV’in kurumsal görüşleri ile kısmen ya da tamamen örtüşmeyebilir" hava yastığı ile açıklamış raporu…

İhtimal vermem.. Örtüşecektir! (Çandar raporu bu sürecin önemli bir parçası olabilir, dikkatle okunmalı.)

Akşam Gazetesi’nin dünkü manşeti de muhakkak zikredilmeli.. MİT eski müsteşarı ve Filiz Akın’ın zarif eşleri Sönmez Köksal bey’in teklifi de görmezden gelinemez!

Köksal, İmralı’yla hükümetin de görüşmesi gerektiğini ve Öcalan’a affın da söz konusu olabileceğini söylüyor.(2)

Dedim ya, Kürt meselesi ataklarının yağmur gibi geldiği bir zamanlama bu.. Ama en müthişi kuşkusuz Hasan Cemal’in Kandil’e çıkması…

Terörist Karayılan ile bir röportaj yaptı ve Milliyet’teki köşesinden üç gündür yayınlıyor…

Gazetecilik ruhu ve tekniği açısından ciddi açıklar barındıran bir röportaj bu.. Ama ayrı bir konu olarak sonra ele alırız…

Bir-iki noktada içeriğine bakalım…

Demokratik özerklik meselesi başlıbaşına tartışılmıyor röportajda, yeri geliyor, anlamı Karayılan’ın ağzından ortaya çıkıyor…

“Seçim sonuçları çok önemli… Kürt halkı demokratik Türkiye ve demokratik özerklik için oy verdi, bir ‘proje’ye oy verdi Kürtler... Bakın ‘özerk Kürdistan’ deyimini kullanmıyoruz ya da çok seyrek kullanıyoruz.”

Yani ‘özerk Kürdistan’ kelimesinin kullanılması onlar için yanlış değil. Hatta doğru ama rahatsızlık yaratmasın diye kullanmıyorlar. Ama mesele-şimdilik-‘özerk Kürdistan’ bu anlaşılıyor.

Karayılan devam ediyor…

“Bir barış konseyinin kurulması... Devletten, KCK’dan, tarafsız insanlardan, aydınlardan, akil adamlardan oluşan bir barış konseyi... Böyle bir konsey, hem eylemsizlik sürecini denetler, hem silahsızlandırmaya gidecek bir sürecin de sorumluluğunu üstlenir. Bu konseyin kendisi ya da paralelinde kurulacak Adalet Hakikat Komisyonu bu rolu oynar. Böyle bir sürecin düzgün işleyebilmesi için Önder Apo’ya herkesle görüşme imkanı verilmesidir…”

Terörist başına herkesle görüşme imkanı verilmesi talebi bir tarafa, bu röportajdan önce tartışılmaya başlanan Adalet Hakikat Komisyonu’nun neye dönüştüğünü fark ettiniz mi?. Bir ‘barış konseyi’!

“Cumhuriyet devleti geçmişteki Kürt isyanlarının liderlerinin hepsini idam etti. Şimdi en son, en büyük Kürt isyanının lideri hayatta. Kürtlerle Cumhuriyet’in barışması için, kalıcı ve adil bir barış için isyanın önderiyle anlaşmalıdır devlet... Bunun için de isyanın önderinin rahat çalışması sağlanmalıdır.”

Hep aynı nokta. Terörist Abdullah’ın bir şekilde serbest bırakılması! Kim yapacak bunu? Onlara göre AKP hükümeti ve Başbakan. Oysa Başbakan, "zamanında biz olsaydık asardık" dedi ve hapisten çıkması konusunda da son sözü söyledi. Bu artık kapalı bir alan. Terör örgütü dillendirebilir ama diğer herkesin tekrarlaması anlamsız! (Yoksa anlamlı mı?)

“Şimdi biliyorum deniyor ki, o (Öcalan) 35 bin kişinin ölümünden sorumludur. Bu doğru değil. Peki o zaman 17 bin faili meçhulün sorumlusu kimdir? Çiller mi, Demirel mi? Silahsız bu kadar insan öldürüldü…”

İşte en büyük ve salt Kandil’de değil Türkiye’de de tekrarlanan palavra. O sorumlu değilmiş? Kim sorumlu o zaman? (Karayılan, ‘e, biz de vardık işin içinde’ diye alınganlık gösterirse başka tabii.)

Bu sorunun bir yanıtı yok.. O halde konu değişmeli; 17 bin faili meçhulun sorumlusu kim?

Bu rakam aylardır, yıllardır ortada dönüp dolaşıyor. Allah aşkına kimin rakamıdır bu? Bilimsel veya resmi bir rakam değil ise üfürenin amacı ne?(3)

Bugün yeni bir noktaya gelinmiş gibi...

Terör sorununu aşmak için artık bölgenin ekonomik, sosyal, kültürel refahının sağlanması, yani terörü besleyen sıkıntıların giderilmesi değil, dağın boşaltılmasının çözüm olduğu söyleniyor buraya kadar alıntıladığım tüm kaynaklar tarafından.. Kimi zaman aleni kimi zaman zımni.

Demek ya terörü besleyen o sorunlar artık çözüldü ya da sorunun arkasındaki silah alınırsa sıkıntının biteceği politikası varsayılıyor…

Sorun dağ ise.. Eğer o kaldı ise geriye.. Bundan da hayır çıkabilir...

Bir başka ve belki en büyük göz boyamanın foyası ortaya dökülebilir!

(1) "Önder, lider, başkan, sayın" kelimeleri artık Abdullah için sıradan sıfatlar olarak hergün dillendiriliyor. Amaç bu algının normalleştirilmesi/alıştırılması. (Neyin ne olduğunu ‘hatırlatma’ amacıyla yazılmıştır.)

(2) Olası bir itirazı engelleyelim: Köksal-mealen-affın bir paketin parçası olabileceğini ve bunun içinde terör örgütünün verecekleri de olacağını söylüyor ki, birisi silah bırakmak. Oysa terör örgütü silah bıraksın veya bırakmasın af söz konusu olabilir mi?

(3) Bir tek faili meçhul bile ayıptır. Devlet hesabını vermelidir. Öte yandan söylenen bu rakam doğru değil. Bundan artık kurtulmak gerekiyor. Doğru rakamı kestirmeye çalışan bilimsel çalışmalar var. Ancak asıl önemlisi, “söylene söylene söylendiği” için doğru kabul edilen bu türden tüm psikolojik savaş bilgilerinin artık silinmesidir.

http://twitter.com/NedretErsanel



Bu yazı 2,824 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 13 Mayıs 2014 Ruslar UFO’larla bizim gibi it dalaşı yapabilir mi?
    • 6 Mayıs 2014 Berlin, Obama’nın (en iyi) arkadaşı değil
    • 29 Nisan 2014 'Manidar Zamanlama'ları Ayarlama Enstitüsü
    • 22 Nisan 2014 Albino çocuk ve beyaz kurdeleli uzaylılar inlere girebilir mi?
    • 15 Nisan 2014 'ABD'den Türkiye çıkışı' yazılır, 'ABD'den sakın çıkma' okunur!
    • 8 Nisan 2014 İsrail yanımıza, Rusya kolumuza, ABD nereye?
    • 31 Mart 2014 Erdoğan'ın yolu 'oralarda' anlaşıldı mı?
    • 25 Mart 2014 Twitter'ı kapatan Facebook'u niye kapatmadı?
    • 17 Mart 2014 Tokalaştığınız el işe yaramaz, diğer el önemli!
    • 10 Mart 2014 Büyük resme çıplak gözle bakılmaz
    • 4 Mart 2014 Dünyanın söküldüğü yer
    • 25 Şubat 2014 Aurens'in raksını Hüseyin alkışlıyor...
    • 11 Şubat 2014 Uçak gemisinden korkabilirsiniz ama büyüğü var
    • 4 Şubat 2014 Angel(a)’nın kanatları ve ışığın askerleri!
    • 28 Ocak 2014 MİT’i kelepçelemekten daha 'sembolik delil' ne olabilir...
    • 21 Ocak 2014 Akdeniz’de Çin-Rus tatbikatı ‘devlet TIR’larını rahatlatır mı?
    • 13 Ocak 2014 Rusya, İran yüzünden Londra'ya elinin tersiyle...
    • 7 Ocak 2014 Enerjiniz olmadan enerjiyi mi kontrol edeceksiniz?
    • 31 Aralık 2013 2014: Bize ne olacaksa, tüm bölgeye o olacak!
    • 24 Aralık 2013 Türkiye'nin canını o yüzden yakıyorlar

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    6,559 µs