En Sıcak Konular

Ahmet Taşgetiren


Ahmet Taşgetiren
0 0 0000

''Seçme''nin sorumluluğu



Bugün oy kullanacağız.
Temsili demokraside oy kullanmak demek, bizi temsil edecek olanları seçmek demektir. Öyleyse dikkat edilecek ilk şey, seçtiklerimizin gerçekten bizi temsil edecek nitelikte olmasıdır.
Peki temsil ne demektir?
Bu soruyu cevaplandırmak için önce siyasetin tarifi gerekir.
Siyaset, bir ülkeyi belirli hedeflere götürmenin ilim ve sanatı olarak tarif edilir.
Ülke ve biz. Yani hem ülkeyi hem kendimizi dikkate almak durumundayız.
Ülke Türkiye.
Öyleyse siyaset, Türkiye'yi belirli hedeflere götürme sanatı demek.
Peki biz kimiz?
Ahmet, Mehmet, Hasan, Hüseyin, Ayşe, Fatma, Betül...
Tek tek Türkiye insanı...
Sonra süreç işleyecek:
Buna göre tercih için, içimizde bir "Türkiye ideali" olması gerekiyor.
Demeliyiz ki mesela: "Türkiye dört yıl içinde, siyasi alanda şunları, ekonomik alanda şunları, eğitim alanında şunları, dış politika alanında şunları, sosyal alanda şunları, kültürel alanda şunları gerçekleştirmeli."
Demeliyiz ki mesela: İnsanlar insanca bir hayat yaşayabilmeli. Özgürlük esas olmalı. Kimse inanç ve düşüncelerinden dolayı kınanmamalı. İnsanlar inançlarının gereğini özgürce yapabilmeli. Kimse kimseye tahakküm edememeli. Çocuklar, özgür ve insanca bir dünyayı teneffüs etmeli. Aile korunmalı. Kadın, çocuk veya engelli, kimse şiddet ve baskıya maruz kalmamalı, kimse ilgisizliğe kurban edilmemeli. Herkesin karnı doymalı, adalet duygusu ülkenin her alanını kapsamalı...
Böyle daha pek çok taleple bir memleket profili çıkmalı. Ne diyor Cahit Sıtkı Tarancı:
"Memleket isterim
Gök mavi, dal yeşil, tarla sarı olsun;
Kuşların, çiçeklerin diyarı olsun.
Memleket isterim
Ne başta dert, ne gönülde hasret olsun;
Kardeş kavgasına bir nihayet olsun.
Memleket isterim
Ne zengin fakir, ne sen ben farkı olsun;
Kış günü herkesin evi barkı olsun.
Memleket isterim
Yaşamak, sevmek gibi gönülden olsun;
Olursa bir şikâyet ölümden olsun."
İşte böyle bir memleket profili olmalı içimizde.
Sonra "O ideal Türkiye'ye bizi, kim, nasıl götürür"e bakmalıyız.
Önce tek tek kişilerin bizi temsil edip edemeyeceği üzerinde düşünmeliyiz.
Şu kesin:
Yanlış adamla doğru ideal yakalanmaz.
Yanlış adam, kişilik değerleriyle yanlış olabilir, birikim itibariyle yanlış olabilir, bulunduğu yer itibariyle yanlış olabilir.
İkinci kesin olan şudur:
Siyaset tek kişi işi değildir. Siyaset bir kadro işidir.
Bir aile kurarken bile, asgari, uyumlu iki kişi gereklidir. Devlet ise 74 milyonluk bir ülkeye hizmet noktasında çok daha büyük kadroların buluşmasını gerektirir.
O yüzden, oy kullanırken, öncelikle siyasi kadronun birikimine, sonra hem lider kadro ilişkisi açısından, hem kadronun kendi iç ilişkileri açısından ahengine bakmak gerekir. Birinci sınıf insanlardan oluşan ama kendi içinde ahengi bulunmayan ekipten de ahenkli bir şarkı çıkmayacağı muhakkaktır.
Tecrübe de hiç kuşkusuz önemli bir değerlendirme ölçüsüdür. Tecrübeye hem temsil için oy isteyen ekibin geçmişini bilmek hem acemilik dönemi ile zaman kaybetmemek açısından önem vermek gerekiyor.
Şüphesiz ülke olarak tarihi bir dönemeçteyiz.
Çok hayati sorunlarımız var.
Ama Türkiye, o sorunlardan çok daha büyük bir potansiyelin de sahibi.
Coğrafyamız aynı şekilde hem sorunlu hem büyük potansiyel sahibi.
Türkiye'de sağlıklı bir yönetim, tarihin bu döneminde çok büyük bir misyon ifa edebilir.
Ben oyumu kullanırken bütün bunları dikkate alacağım. Siz de derin bir vicdan muhasebesi ile hareket edin derim. Kendinizi, çocuklarınızı ve ülkenizin geleceğini önemseyin.

bugün

 



Bu yazı 614 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 25 Eylül 2012 Vesayet tortusunu silmek...
    • 20 Eylül 2012 Ana gündem: Terörü yok etmek
    • 12 Eylül 2012 Gültan Kışanak kaçırılsa...
    • 11 Eylül 2012 AK Parti formatının önemi
    • 9 Eylül 2012 Ne kadar çok ''keşke'' diyoruz
    • 7 Eylül 2012 ''Akil adam'' enstrümanı
    • 28 Ağustos 2012 MGK ne yapacak?
    • 26 Ağustos 2012 Düşme, düşersen üzerine çullanırlar
    • 19 Ağustos 2012 Bayram nostaljisi
    • 14 Ağustos 2012 Aygün ve bölgenin çıplak gerçeği
    • 12 Ağustos 2012 115 asker ölseydi...
    • 9 Ağustos 2012 ''Güvenlikçi politika''
    • 7 Ağustos 2012 Şemdinlili bir ananın Karayılan'a mektubu
    • 2 Ağustos 2012 ''Daha büyük harita''
    • 27 Temmuz 2012 Ortak mutluluğu planlamak
    • 26 Temmuz 2012 Ortadoğu'da ne oluyor?
    • 24 Temmuz 2012 Bölgesel Kürt yapılanması
    • 19 Temmuz 2012 Erdoğan'ın kurgusu ne?
    • 18 Temmuz 2012 Kılıçdaroğlu için son raunt
    • 27 Haziran 2012 Türkiye sınanıyor

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    3,936 µs