En Sıcak Konular

Prof. Dr. Ahmet Rasim Küçükusta



Prof. Dr. Ahmet Rasim Küçükusta
0 0 0000

İlaç israfını önlemek için SGK'ya bir tavsiye



Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK), her geçen sene ilaca ödenen paranın katlanarak artmasına karşı bir tedbir olarak bir hastaya bir seferde en fazla 4 çeşit ilacın birer kutu yazılmasına izin veren bir karar almıştı. Türk Tabipleri Birliği’ nin (TTB) başvurusu üzerine Danıştay 10. Dairesi tarafından alınan bir kararla bu sınırlama iptal edildi.

Gazetelerde yer alan haber şöyle:
“Danıştay 10. Dairesi, TTB’nin başvurusu üzerine Sosyal Güvenlik Kurumu’nun (SGK) gereksiz ilaç harcamalarını kontrol için Sağlık Uygulama Tebliği’nde yer alan “İstisnai durumlar hariç bir reçetede en fazla 4 kalem ilaç yazılır ve her kalem ilaçtan bir kutunun bedeli ödenir.” hükmünün yürütmesini durdurdu.
Karara göre doktor bir reçeteye istediği kadar ilaç yazabilecek. SGK, sadece yatan hastalarda ilaç sınırlaması uygulamıyordu. Yeni gelişmenin, 15 milyar lirayı geçen ilaç harcamalarına tavan yaptıracağından korkuluyor.

Düzenleme eczanelere yansıdı bile. İstanbul Güngören’deki bir eczacı, iki gün önce Medula sistemine 5 ilaç girdiğinde ‘4 sınırlaması var’ uyarısını görürken, şimdi girdiği ilaç sayısında hiçbir sınırlama ile karşılaşmıyor. SGK’ nın önünde yeni düzenleme için 1 aylık süre bulunuyor.”

Danıştayın almış olduğu bu son kararla, göreceksiniz bundan böyle resmi bir kurumdan yazılan reçeteler ilaçlarla dolup taşacaktır.

İlaç israfı çok artacak

Tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de müthiş bir ilaç israfı var. Bugün özel veya kamuya ait bir hastanenin iç hastalıkları veya çocuk hastalıkları polikliniğinden çıkan herkesin elinde mutlaka bir reçete vardır. Üstelik bu reçeteler kanunların izin verdiği azami miktarda ilaçla doludur.

Oysa genel bir polikliniğe başvuranların tümünün 3-4 kalem ilaç yazılacak hastalar olması akla ve mantığa uygun değildir ve pratik olarak da imkânsızdır. Bunların kahir ekseriyeti hasta bile değildir; nezle, üşütme, hazımsızlık, gaz, kabızlık, baş ağrısı gibi ilaç tedavisini gerektirmeyen bir takım gelir geçer şikâyeti olan kişilerdir.

Bu şikâyetleri ve hadi hastalıkları da katalım ilaçsız basit hayat tarzı düzenlemeleri ile gidermek mümkündür ama bu hem hastanın hem doktorun işine gelmez.

Hastanın işine gelmez çünkü mesela tansiyonu yüksek bir hasta için beslenmesine dikkat etmek, yürüyüş yapmak, uykusunu düzene sokmak, stresten uzak durmak, kilo vermek, sigara-alkol kullanmamak yerine günde birkaç hap içmek çok daha kolaydır.

Doktorun da işine gelmez çünkü hastaya yukarıdaki tavsiyeleri ayrıntılarıyla anlatmak, bunların önemini izah etmek, hastanın bunları yapıp yapmadığını denetlemek için zaman kaybetmek yerine birkaç saniyede birkaç ilaç yazmak çok daha kolaydır. İlaç yazılmayan bir hastayı tatmin etmek de mümkün değildir.

Gelelim neticeye

TTB’ nin doktorların ilaç yazma haklarına müdahaleye karşı çıkması teorik olarak doğru olabilir ama ülkemizde tıp eğitiminin ne kadar “hasta” ve sağlık sisteminin ne kadar “sorunlu” olduğu hesaba katılacak olursa bu sınırlamanın hiç de “haksız” olmadığı kolayca anlaşılır.

Benim ilaç israfını önlemek için SGK’ye bir tavsiyem var:

SGK doktorların reçetelerini takip ederek az sayıda, düşük dozda ve ucuz ilaç yazan hekimleri ödüllendirmelidir. Bu sayede gereksiz ilaç kullanımı kontrol altına alınarak önemli ekonomik kazançlar elde edileceği gibi hastaların gereksiz ilaçlar yüzünden karşılaşacağı komplikasyonlar ve riskler de ortadan kalkacaktır.

Bu yazı 872 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 31 Ekim 2014 Günde 3 bardak süt kemik kırığı ve ölüm riskini artırıyor
    • 14 Mayıs 2013 Akademik sahtekârlık geleneğinin kime ne zararı var
    • 11 Aralık 2012 Yakında ruh hastası olmayan kalmayacak
    • 9 Ekim 2012 Bir Türk tıp alanında Nobel alabilir mi?
    • 3 Ekim 2012 Burun damlaları ile aldatılıyor muyuz?
    • 2 Ekim 2012 Kimi kime şikâyet edelim?
    • 1 Ekim 2012 Türkiye'de mamografi taramaları rezaleti
    • 16 Eylül 2012 Mamografi taramalarına karşıyım
    • 10 Eylül 2012 Modern tıbbın son numarası: Aşırı teşhis
    • 8 Eylül 2012 Mamografi kanser riskini arttırıyor
    • 7 Eylül 2012 Benzer ilaç nedir?
    • 28 Ağustos 2012 Meme taraması saç taramaya benzemez
    • 14 Ağustos 2012 Antibakteriyel ürünlerdeki büyük tehlike
    • 6 Ağustos 2012 Sağlıklı suda hiçbir mikrop olmamalıdır
    • 30 Temmuz 2012 Enerji içecekleri yasaklanmalıdır
    • 23 Temmuz 2012 Damacana mı musluk suyu mu?
    • 10 Temmuz 2012 İlaç tanıtımında bundan iyisi Şam'da kayısı
    • 23 Haziran 2012 Bir sağlık haberi skandalı
    • 13 Haziran 2012 Ot-Çöp tüccarlarından alacağımız dersler de var
    • 17 Nisan 2012 Sönmez gene döndü

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    8,575 µs