En Sıcak Konular

Bilal Kemikli



Bilal Kemikli
0 0 0000

Âkif’i anlamak



İstiklal Marşı’nın kabulünün doksanıncı yılı… Bu sebepten Âkif Yılı ilan edildi 2011. Bu demektir ki, bu sene pek çok kurum ve kuruluş, pek çok sivil toplum örgütü Âkif’i anmak, İstiklal Marşı’nı anlatmak için faaliyetler düzenleyecekler. Pek çok yazarımız Âkif kitapları yazacak, TV’lerde Âkif belgeselleri gösterime girecek ve uzmanların  katılımıyla nice programlar yapılacak.

Madem Âkif yılı, bütün bunlar olmalı.

Madem İstiklal Marşı’mızın doksanıncı yılı, bu destanı yeniden ve yeniden okumalı.

Âkif’i konuşmak, geçen asırdan başlayarak devam ede gelen hikayemizi konuşmaktır. Problemlerimizi, ulusçu fikirleri, ihtilalleri, Balkanlar’da Osmanlı’ya karşı açılan isyan bayrağını, şiddeti, yoksulluğu, Abdulhamid’i, değişen ve bozulan toplumu, Cihan Harbini, Çanakkale’yi, Arap İsyanı’nı, Servi, dağılan umutları, kadın haklarını, geri kalmışlığımızı, hurafelerimizi ve donuklaşan zihniyeti konuşmak…

Âkif’i konuşmak, Milli mücadeleyi Anadolu’ya sıkışmış büyük bir milletin varlık mücadelesini, yoksulluklar ve hastalıklarla birlikte azim ve kararlılıkla inşa edilen Cumhuriyeti, kendi toprağında yeniden dirilen bu büyük milleti, devrin siyasetini, ayak oyunlarını, iktidar mücadelelerini, ihtirasları ve hırsı konuşmak…  En önemlisi de bu ihtiras ve hırs ortamından bıkmış usanmış, kûşe-i vahdete çekilmek için gönüllü sürgünü tercih etmiş bir şairi konuşmaktır.

O, bu millete sadece İstiklal Marşı yazmadı…. Bir şair, bir münevver, namuslu bir mütefekkir  olarak, kalemini bu milleti uyandırmak için kullandı. İstiklal Marşını yazmasaydı da, yine o, Milli Şairdi; bizim şairimiz… Toplumun dertleriyle hemdert olan şair.

Berlin’i, Çin ü Maçin’i ve Necit’i yazdı… Bir mücadelenin içinde, yeniden derlenip toparlanmanın ve yeniden var olmanın imkanlarını arayan büyük bir ruh.

Bu büyük ruhu tanımak için yapılan her türlü faaliyet takdire şayandır.

Genç neslin şiirle, güzel Türkçeyle ve şair duruşuyla buluşmasını sağlayan bir yıl geçirmeyi umarım. Zira Âkif, bu toprağın sesidir. Bizim sesimiz, bizim soluğumuz. Yazılan bizim destanımız. O destan okunmalı, anlaşılmalı, o destana hayat veren şair tanınmalı ve tanıtılmalı.

Bugün Âkif’in derdine vâkıf olamayanlar, onun ufkunu idrak edemeyenlerin kafaları karışık. Kafaları karışık, zira Milli Mücadele ruhundan uzak düşmüşler… Tıpkı Ali Kemal’ler gibi, o mücadeleyi küçük görüyorlar ve Âkif’in üzerinden bir kesimi ötekileştirmeye çalışıyorlar.

Her dönemin Âli Kemâlleri vardır…. Ama Âkifleri de var. Zira Âkif,  her hangi bir komplekse kapılmadan bu milleti sevmenin ve bu millete hizmet etmenin mutluluğunu yaşadı. O yüzden şiirleri bize tesir eder. Yaşadıklarını, inandıklarını ve gördüklerini yazdı. Bu yüzden o, milletimizin hafızasıdır, tarihidir.

Bu tarihi sevin ya da sevmeyin, ama o sizin tarihiniz; onu anlamaya ve anlamlandırmaya çalışın. Tarih, anı iyi anlamamızı ve yarını güvenle kurmamızı sağlar. Nedir imkanlarımız? Nedir eksikliklerimiz? Nedir derdimiz?

Elbette Âkif bir tarihçi değil. Fakat şurası kesin, milletine sevdalı bir sanatkar olarak yaşadığı şehrin, milletin ve hayatın sadık bir tanığı. O yüzden Âkif’i okumak, bizi tarihe, düşünceye, değere ve maneviyata alıp götürür.

Bu sene Âkif yılı… Onu, eserlerini ve bilhassa Mehmetçiğe ithaf ettiği İstiklal Marşımızı konuşacağız. Ancak bir endişem var, onu dile getirmek isterim. Nedir o? Âkif’i konuşurken, anarken, tüketmeyelim.  Basmakalıp okumalar ve konuşmaların yerine, dönüp yeniden ve yeniden Safahat’ı okuyalım. Kim bilir belki bu okumalar Âkif’le empati kurmamıza imkan verir de onu olduğu gibi anlar, yeniden üretiriz. Kim bilir?



Bu yazı 2,733 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 11 Nisan 2016 Öğrencime Mektup
    • 5 Şubat 2016 Sahici Büyük Kimdir?
    • 24 Ocak 2016 Aşkın Yolcuğu'na Dair
    • 1 Ocak 2016 Kar taneleri: Semada raks eden dervişler
    • 21 Aralık 2015 Eksik Gören Eksiktir
    • 10 Ağustos 2015 Çeşm-i Cihân'a Ağıt
    • 9 Temmuz 2015 Tevazu: İnsan toprağını işlemek
    • 28 Haziran 2015 Ses vermek?
    • 24 Haziran 2015 Bu kitap neden yazıldı?
    • 4 Haziran 2015 Muhalefeti mi seçeceğiz?
    • 10 Mayıs 2015 Ruhuma Sükünet Veren Şehir
    • 20 Nisan 2015 Sevgili kızım, beklemeyi bilmeliyiz
    • 5 Nisan 2015 Bedhah tuzaklara karşı
    • 9 Mart 2015 Bu iyi bir zamandır
    • 12 Şubat 2015 Oğluma birkaç not
    • 27 Ocak 2015 Öğüt Almak: Nasihatname geleneğimize dair
    • 19 Ocak 2015 Son hadiselere ve tartışmalara dair
    • 29 Ekim 2014 Dostun Bahçesinde Teferrüç Etmek
    • 14 Ekim 2014 Camide buluşalım…
    • 9 Eylül 2014 Bir Gönül Köprüsü

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    7,685 µs