En Sıcak Konular

Mustafa Ünal


Mustafa Ünal
0 0 0000

Balyoz tutuklamalarına 'asker' desteği



Balyoz Darbe Planı davasında 163 tutuklama kararı çıkması, sanıkların resmî ve gönüllü avukatlarının tepkisini çekti. Mahkeme kararını ve gerekçeyi tek tek analiz ettiğimizde mahkemenin haklılığı ortaya çıkıyor.

Delilleri karartma ihtimalinden başlayalım. Gölcük Donanma Komutanlığı İstihbarat Şube Müdürlüğü'nde ele geçen belgeler bu gerekçeyi ve 'delillerin toplanıyor' olmasını ispat etmeye yetiyor. İstihbarat Şube Müdür odasının zeminine saklanan 43 klasör evrak mahkemede delil kabul edildi. Söz konusu dokümanın yargılama konusu olduğunu Mısır'da sağır sultan bile duydu. Bir devlet memurunun bunları adalete teslim etmemesi suçtur. Hele hele imha etmek üzere saklaması daha büyük suçtur. İmha konusunu kafamdan uyduruyor değilim. Tuğamiral Sinan Azmi Tosun başkanlığındaki askerî bilirkişi heyetinin raporu, imha itirafını kayıt altına alıyor. 30 sayfalık raporda şu ifadelere yer verilmişti: "İsth. Bçvş. Erdinç Yıldız, 3 ve 5 numaralı hard disklerin kullanımına 28 Temmuz 2009 tarihinden itibaren son verildiğini, söz konusu disklerin aramanın yapıldığı 6 Aralık 2010 tarihine kadar, imha edilecek diğer malzemelerle birlikte kullanım dışı olarak çeşitli zamanlarda İKK kısım amirliğindeki dolaplarda, kimi zaman da uygun yer yetersizliği nedeniyle İstihbarat Kısım Amirliği odasında döşeme altında bulundurulduğunu belirtmiştir." Demek ki özel yetkili savcı Fikret Seçen baskın yapıp belgeleri yakalamasaydı, imha edilmiş olacaktı. İmha işlemini bugüne kadar davada adı bile geçmeyen bir astsubayın kendi başına yapacağını düşünmek mümkün mü? Kapı gibi askerî bilirkişi raporunun kayıt altına aldığı itiraf ortada duruyorken tutuklama vermeyecek yargıcın cübbesini çıkarıp başka iş yapması gerekir. İmha demişken aklıma başka örnek geldi. Birinci Ordu Komutanlığı'nın kozmik odasından kripto çözme özelliğine sahip ve çok önemli bilgiler içeren 2 adet dizüstü bilgisayarın çalındığı belirlenmişti. Dönemin Komutanı Org. Hasan Iğsız'ın 'devlet sırrı' gerekçesiyle askerî savcıların bile arama yapmasına izin vermediği, yüz ve parmak izi tanıyan kapılarla donatılmış ve 17 haneli şifrelerle açılabilen kozmik oda, hırsızlardan korunamamıştı! Sokak arası mağazalarda bile güvenlik kamerası var ve hırsızlar akşam ana haber bültenlerinde boy gösteriyor. Böyle korunaklı mekânlardan özel donanımlı bilgisayar çalmak için görünmeyen adam filan olmak lazım. Ya Gölcük için söylenenler? "Belge üretme çetesi, zemini sökerek 9 çuval belgeyi yerleştirmiş." Küçük bir kâğıt belki fark ettirmeden atılabilir, ama 43 klasör evrak hem de karoların altına nasıl gizlenir? Bence Balyoz savunucularının Oscar adayı Başlangıç filmini iyi izlemelerinde fayda var. Belki de izlemişlerdir. Yakında "Babamızın zihnine rüyasında birileri girerek darbe fikrini aşılamışlar" derlerse şaşırmayacağım.

Gelelim katalog suçlarına: Ceza Muhakemeleri Usul Kanunu 100. maddesi, normal suçlar için 'kaçma, delilleri yok etme ve tanık ile mağdurlara baskı' ihtimalini tutuklama gerekçesi olarak sıralıyor. Ancak 'katalog suç' denenler için yukarıdaki şartları aramıyor, doğrudan tutuklama yapılabileceğini öngörüyor. Sadece 'kuvvetli şüphe'yi yeterli sayıyor. Bu suçlar, 'soykırım ve insanlığa karşı suçlar, kasten öldürme, işkence, cinsel saldırı, çocukların cinsel istismarı, uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti, suç işlemek amacıyla örgüt kurma, devletin güvenliğine karşı suçlar, anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlar'. Demek ki mahkemenin saydığı ve bizim kolayca ispat ettiğimiz gerekçelere aslında ihtiyacı yokmuş. Anayasal düzene karşı suç isnadıyla yargılanan kişiler, kaçma şüphesi ve delilleri karartma ihtimalini göz ardı ederek bile tutuklanabilirmiş. Sıralanan suçların niteliğine dikkat edildiğinde sanığın korunmasından tutun, suçun temadisine kadar pek çok fayda dile getirilebilir. 'Kocası tarafından katledilen Ayşe Paşalı'yı koruyamayan devlet' eleştirilerini örneğe uyarlayalım. Devlet, 9 subaylar olayında cuntayı değil ihbar edeni cezalandırdığı için bağıra bağıra gelen darbeden kendini koruyamamıştı. Haklarında anayasal düzene karşı kuvvetli şüphesi bulunanları ellerindeki silah ve yetkiyle serbest bırakmak akla da hukuka da sığmaz. Kendini koruyamayan devlet, Ayşe Paşalı'ları hiç koruyamaz.

zaman



Bu yazı 687 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 26 Eylül 2012 Balyoz duruşu
    • 23 Eylül 2012 'Balyoz' yok sayılamaz
    • 19 Eylül 2012 Menderes'in kabrinde bir CHP lideri
    • 5 Eylül 2012 İki görüşme...
    • 29 Ağustos 2012 Çiçek'in çıkışı
    • 1 Ağustos 2012 Tutukluluk avantaja dönüşmemeli
    • 29 Temmuz 2012 Rüya gibi
    • 25 Temmuz 2012 Suriye nelere gebe?
    • 18 Temmuz 2012 CHP değişir mi?
    • 1 Temmuz 2012 Davutoğlu ile Suriye...
    • 27 Haziran 2012 Cevap, yeri ve zamanı geldiğinde...
    • 20 Haziran 2012 Dağlıca yine dağladı
    • 17 Haziran 2012 7+5 senaryoları
    • 13 Haziran 2012 Kürtçe derste tarihî adım
    • 8 Haziran 2012 İyimser hava
    • 30 Mayıs 2012 'Hassas ve gerilimli iş'
    • 23 Mayıs 2012 Meclis'te Erdoğan barışı
    • 18 Mayıs 2012 Rota başkanlık sistemi
    • 16 Mayıs 2012 Tutuklu vekillere yasayla tahliye yok
    • 9 Mayıs 2012 28 Şubat'ın dalga boyu

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    4,164 µs