En Sıcak Konular

Mustafa Ünal


Mustafa Ünal
0 0 0000

Cuma değil çarşamba, hutbe değil hitap



Kendi içinde çelişkili de olsa, yazıya şu soruyla başlamak istiyorum: Mustafa Kemal Atatürk, Zağnos Paşa Camii'nde tarihi 'Balıkesir hutbesini' ne gün okudu? Bu sualin 'cuma'dan başka cevabı olabilir mi? Normal şartlarda olamaz.


Hutbenin cuma namazının bir unsuru olduğunu bilmek için ilahiyat tahsili almaya veya derin dinî bilgiye sahip olmaya gerek yok. Bu topraklarda yaşayan ortalama vatandaş 'hutbe' dendiği zaman 'cuma namazı' anlar. Aklına başka gün gelmez.

İstisnasız bütün yakın tarih kitapları Mustafa Kemal Atatürk'ün 'Balıkesir hutbesinden' söz eder. Diyanet zaman zaman 'Allah birdir. Şanı büyüktür' diye başlayan bu hutbeyi ülke genelindeki bütün camilerde aynen okutur. 'Atatürk ve din' bahsi açıldığında 'Balıkesir hutbesi' birinci referanstır.

Televizyon ekranlarında defalarca tanık oldum, siz de dinlemişsinizdir: Atatürk'ün dine soğuk baktığı iddialarına bu hutbeyle cevap verilir. Mustafa Kemal'in ne kadar dindar olduğu buradaki cümlelerden alıntılar yapılarak anlatılır. Yazıya otururken Google'a baktım 'Atatürk hutbe okuyan ilk ve tek cumhurbaşkanı' gibi ifadeler gördüm.

Bu metnin hutbe olmadığına ilişkin halk arasında dolaşan bazı söylentilere daha önce rastladım. Yıllar önce 'Balıkesir hutbesinin' cuma değil bir başka gün cami cemaatine yaptığı konuşma olduğunu duyduğumda inanmakta zorlandım. Ankara'da hemşehrim Mustafa Aydoğan, Balıkesirli bir gazetecinin kitabından Atatürk'ün o hitabı cuma günü yapmadığını anlatan satırları gösterdiğinde şaşırdım. Gazeteci o günü tanıkların ağzından aktarıyordu.

Aslında günü tespit etmek zor değil. Zağnos Paşa Camii'nin dış duvarında 'Balıkesir hutbesi' asılı. Hemen altında tarih var; 7 Şubat 1923... Günü yazılmamış. Tarihi öğrendikten sonra günü belirlemek çok kolay... Herhalde kafaları karıştırmamak için 'gün' not düşülmemiş.

Önceki gün Zağnos Paşa Camii'nde hutbeyi dinlerken bir tarihî gerçekten söz edildiğini fark ettim. Minberden cemaate seslenen imam, yıldönümü dolayısıyla 'Atatürk'ün Balıkesir hutbesinden' bahsediyordu. Hutbeyi okumaya şu cümleyle başladı: "Mustafa Kemal Atatürk 7 Şubat 1923 Çarşamba günü öğle namazını müteakip Balıkesir Zağnos Paşa Camii minberine çıkarak Balıkesirlilere şöyle hitap etmiştir."

Arkasından o konuşmayı sadeleştirerek aynen okudu. İmam 'cuma hutbesi' diye bilinen o konuşmanın hutbe değil, çarşamba günü cemaate hitap olduğunu ortaya koydu. Bazıları için tarihin ayrıntısı görülebilir büyük bir hatanın düzeltilmesi adına bu küçük notu çok önemsedim. Bu kesinlikle o metnin önemini azaltmaz. O konuşmada Atatürk bir 'din adamı' üslubuyla dinin önemini, toplum için anlamını o kadar iyi anlatıyor ki...

Konuşmasının başında camiye toplanan kalabalığa şöyle hitap ediyor: "Peygamber Efendimiz Hazretleri Cenab-ı Hak tarafından insanlara dini gerçekleri duyurmaya memur ve elçi seçilmiştir. Temel kanunu, hepimizce bilinmektedir ki yüce Kur'ân'daki manası açık olan ayetlerdir. İnsanlara feyiz ruhu vermiş olan dinimiz, son dindir. En mükemmel dindir. Çünkü dinimiz akla, mantığa, gerçeğe tamamen uyuyor ve uygun düşüyor. Eğer akla, mantığa ve gerçeğe uymamış olsaydı, bununla diğer İlahi tabiat kanunları arasında çelişki olması gerekirdi. Çünkü tüm evren kanunlarını yapan Cenab-ı Hak'tır."

Her cümlenin ayrı mesajı var. Bu metni, özellikle Atatürk'ten bir ideoloji çıkaranların iyi okuması gerekir.

O konuşmadan bir bölüm daha aktarmak isterim: "Efendiler! Camiler birbirimizin yüzüne bakmaksızın yatıp kalkmak için yapılmamıştır. Camiler itaat ve ibadet ile beraber din ve dünya için neler yapılmasının gerekli olduğunu düşünmek yani konuşup tartışmak, danışmak için yapılmıştır."

İlginçtir Atatürk'ün camiye yüklediği bu misyona en çok Atatürkçüler itiraz ediyor.

Gerçek şu ki: Atatürk o konuşmasını cuma değil çarşamba günü yaptı, dolayısıyla hutbe değil hitap. Bir hatanın düzeltilmesi için tarihçiler işbaşına...

zaman



Bu yazı 3,621 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 26 Eylül 2012 Balyoz duruşu
    • 23 Eylül 2012 'Balyoz' yok sayılamaz
    • 19 Eylül 2012 Menderes'in kabrinde bir CHP lideri
    • 5 Eylül 2012 İki görüşme...
    • 29 Ağustos 2012 Çiçek'in çıkışı
    • 1 Ağustos 2012 Tutukluluk avantaja dönüşmemeli
    • 29 Temmuz 2012 Rüya gibi
    • 25 Temmuz 2012 Suriye nelere gebe?
    • 18 Temmuz 2012 CHP değişir mi?
    • 1 Temmuz 2012 Davutoğlu ile Suriye...
    • 27 Haziran 2012 Cevap, yeri ve zamanı geldiğinde...
    • 20 Haziran 2012 Dağlıca yine dağladı
    • 17 Haziran 2012 7+5 senaryoları
    • 13 Haziran 2012 Kürtçe derste tarihî adım
    • 8 Haziran 2012 İyimser hava
    • 30 Mayıs 2012 'Hassas ve gerilimli iş'
    • 23 Mayıs 2012 Meclis'te Erdoğan barışı
    • 18 Mayıs 2012 Rota başkanlık sistemi
    • 16 Mayıs 2012 Tutuklu vekillere yasayla tahliye yok
    • 9 Mayıs 2012 28 Şubat'ın dalga boyu

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    4,499 µs