En Sıcak Konular

Prof. Dr. Ahmet Rasim Küçükusta



Prof. Dr. Ahmet Rasim Küçükusta
0 0 0000

Ot çöp tüccarlarının ekmeğine yağ sürmek



Etkinlikleri ve güvenirlikleri bilimsel yöntemlerle kanıtlanmamış bitkisel ilaçların mucize tedaviler olarak sunulmasına ve her zaman yediğimiz sebze, meyve ve otların tablet, şurup haline getirilip ‘fahiş’ fiyatlara satılmasına, insanların aldatılmasına hep karşı çıktım.

Bu konuda Hürriyet’ ten Prof. Osman Müftüoğlu’ nun da altına imzamı atacağım yazıları var.

Mesela, “Hangi kansere hangi bitki” başlıklı yazısında şunları söylüyor:

“Geleneksel ve doğal tıbbi tedavilere ilginin artması iyi bir gelişme ama bunun da bazı riskleri var. Mesela dünyanın her ülkesinde durumdan vazife çıkaran bazı ‘Ot-çöp tüccarları’ ortaya çıkmaya başladı. Bu uyanıklar bizde de var. Nerede ürettikleri, nasıl doze ettikleri, daha da önemlisi kanserden tansiyona, kolesterolden kiloya pek çok soruna iyi geldiğini hangi uzmanlık ve deneyimleriyle iddia ettikleri belli olmayan bazı bitkisel ürünleri halkımıza satmaya çalışıyorlar.”

“Bitkisel ilaç önerilerinden uzak durun” başlıklı yazısında da şu ifadeler var:

“Romatizmanız varsa iki taze çınar yaprağını kaynar suda bir dakika kaynatıp, suyunu için, ağrılarınız hemen geçer!” Aynı kişinin daha önce de sirozla sonuçla sonuçlanabilecek bir karaciğer hastalığını (kronik hepatit) lavanta kürleri, prostat problemlerini brokoli ezmeleri ile tedavi etmeye kalktığını duyduğum için önerisini tabii ki ciddiye almadım ama gülüp geçmenin yanlış olduğunu da biliyorum. Nedeni şu…

Bitkilerin içinde hastalıklardan korunma veya hastalıkların iyileşmeyi hızlandırmada işe yarayabilecek doğal maddelerin olduğu doğrudur. Siz o bitkileri yiyince (ya da sularını içince) o maddeler de bedeninize girip, yararlı işlevler görür. Sarımsaktaki allisin, elmadaki kuversetin, nardaki elajik asid veya domatesteki likopen hakikaten sağlığa iyi gelir. Bu tür maddeler onlarca, yüzlerce bitkide var.  Ama bu bitkilerin ve özlerin mutlaka bilimsel olarak da araştırılması, incelenmesi lazım.

Geçen gün Müftüoğlu’ nun “Soğuk algınlığı için öneriler” başlıklı yazısını okuyunca doğrusu çok şaşırdım. Yazıda Nezlede hangi takviyelerden faydalanalım? sorusuna verdiği cevapta okuyucularına “ne idüğü belirsiz çer-çöpü” tavsiye ediyor:

“Umclaoba çok sık başvurulan bir bitkisel destektir. Umclaoba özütlerinin bulunduğu damlalardan günde iki-üç kez 30 damla kullanılabiliyor.

Bitkisel destek olarak Astragalus ve Elderberry kullananlar da var. Elderberry bizde mürver meyvesi olarak biliniyor. Bu meyveden elde edilen özel bir maddenin virüs öldürücü etkisi olduğu birçok araştırmada gösterilmiş. Amerika’da ve İsrail’de Sambucol adıyla bilinen bu ürünün kullanımı bir hayli yaygın. Elderberry pastil ve şurup şeklinde de kullanılabiliyor.”

Bitkisel ilaçlar öldürebilir

Bitkisel ilaçlar sanıldığı gibi faydaları olmasa da hiç değilse zararları olmayan ürünler değil.

Journal of the American College of Cardiology isimli dergide yayınlanan bir araştırmaya göre, birçok bitkisel ilacın ölüme kadar gidebilen riskleri var.

Kalp ve damar hastalıkları tedavisinde kullanılan ilaçlarla beraber alındıklarında çok ciddi komplikasyonlara yol açtıkları belirlenen 25 ürün içinde ginseng, ginkgo, sarımsak, karayılan otu, kantaron, akdiken, ekinezya gibi ülkemizde de çok iyi tanınan bitkiler yer alıyor.

Bu bitkisel ilaçların bazılarının kalp hızı ve kan basıncını artırıcı özellikleri var; bazıları ise kanı sulandıran ve kolesterolü düşüren ilaçların metabolizmalarını etkiliyorlar.

Mesela, depresyon, anksiyete ve uyku bozuklukları tedavisinde kullanılan kantaron, kolesterol düşrücü ilaçların (statinler) ve ritim bozuklukları ve yüksek tansiyon tedavisinde yararlanılan beta-bloker ilaçların etkinliklerini azaltıyor. Bu durumda beklenen etkinin sağlanabilmesi için ilaç dozlarının artırılması gerekiyor.

Sarmısak hapları ve ginkgo ise kan sulandıran ilaçların (warfarin) etkinliklerini artırarak kanamalara yol açabiliyor. Bu durumda ise kan sulandırıcı ilaçların dozlarının azaltılması icap ediyor.

Bazı bitkisel ürünlerin de karaciğer nakline kadar giden karaciğer iflasına yol açabildikleri biliniyor.

Gelelim neticeye

Umclaobanın, astragalusun ve elderberry’ nin etkili ve emniyetli olduklarını gösteren güvenilir hiçbir bilimsel kanıt bulamadım. Bunlarla üretici firmalar veya onların desteğiyle yapılan, materyal ve metotları bilimsel olmayan sözde araştırmaların tabii ki hiçbir değeri yoktur.

Umclaoba da astragalus da elderberry de Osman Hoca’ nın yazılarında çok haklı olarak tenkit ettiği ottan-çöpten başka şeyler değillerdir.

Bilimsel yöntemlerle araştırılmamış otu-çöpü tavsiye etmek, en iyimser yorumla bilerek veya bilmeyerek ot-çöp tüccarlarının ekmeğine yağ sürmek olmuyor mu acaba?

KAYNAKLAR

http://www.osmanmuftuoglu.net/medya/hurriyetyazilari/soguk_alginligi_icin_oneriler.aspx

http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/16177652.asp?yazarid=95&gid=61

http://www.osmanmuftuoglu.net/medya/hurriyetyazilari/bitkisel_ilac_onerilerinden_uzak_durun.aspx

Ara Tachjian, Viqar Maria, and Arshad Jahangir: Use of Herbal Products and Potential Interactions in Patients With Cardiovascular Diseases. J Am Coll Cardiol 2010 55: 515-525.



Bu yazı 1,853 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 31 Ekim 2014 Günde 3 bardak süt kemik kırığı ve ölüm riskini artırıyor
    • 14 Mayıs 2013 Akademik sahtekârlık geleneğinin kime ne zararı var
    • 11 Aralık 2012 Yakında ruh hastası olmayan kalmayacak
    • 9 Ekim 2012 Bir Türk tıp alanında Nobel alabilir mi?
    • 3 Ekim 2012 Burun damlaları ile aldatılıyor muyuz?
    • 2 Ekim 2012 Kimi kime şikâyet edelim?
    • 1 Ekim 2012 Türkiye'de mamografi taramaları rezaleti
    • 16 Eylül 2012 Mamografi taramalarına karşıyım
    • 10 Eylül 2012 Modern tıbbın son numarası: Aşırı teşhis
    • 8 Eylül 2012 Mamografi kanser riskini arttırıyor
    • 7 Eylül 2012 Benzer ilaç nedir?
    • 28 Ağustos 2012 Meme taraması saç taramaya benzemez
    • 14 Ağustos 2012 Antibakteriyel ürünlerdeki büyük tehlike
    • 6 Ağustos 2012 Sağlıklı suda hiçbir mikrop olmamalıdır
    • 30 Temmuz 2012 Enerji içecekleri yasaklanmalıdır
    • 23 Temmuz 2012 Damacana mı musluk suyu mu?
    • 10 Temmuz 2012 İlaç tanıtımında bundan iyisi Şam'da kayısı
    • 23 Haziran 2012 Bir sağlık haberi skandalı
    • 13 Haziran 2012 Ot-Çöp tüccarlarından alacağımız dersler de var
    • 17 Nisan 2012 Sönmez gene döndü

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    7,108 µs