En Sıcak Konular

Mustafa Ünal


Mustafa Ünal
0 0 0000

Yargıyı yargı yıprattı...



Bazı kesimler siyasete fatura etmek istese de 'son tahliyeler' en çok yargıyı yıprattı. Yüksek yargı 102. maddenin 31 Aralık'ta yürürlüğe gireceği bilinmesine rağmen hiçbir önlem almadı. Siyaseti göreve çağıracak bir 'alarm' da vermedi.


Hizbullah başta olmak üzere tehlikeli sanıkların salıverilmeleri toplumu huzursuz etti. Öngörülebilen bir sondu bu. Yüksek yargı aylar öncesinden 'S.O.S.' verebilirdi. Yapmadı, olağan bir gelişme gibi bekledi. Şimdi taraflar 'sorumluluğu' üzerinden atmanın telaşı içinde...

Adalet Bakanı Ergin, 'Yargıtay'ın yükünü hafifletecek istinaf mahkemelerinin devreye sokulmasını yüksek yargı önledi.' dedi. Buna tam cevap verilemedi. 'Haksızsın' denemedi. AK Parti hükümetleri döneminde hâkim ve savcı alınamadı. Sebebi belli; Danıştay'ın iptalleri yüzünden... Danıştay, bakanlığın her girişiminin önüne set çekti.

Hâkim ve savcıların nasıl alınacağı ta 1934'te kurala bağlanmış. Tamamen Adalet Bakanlığı'nın inisiyatifine bırakılmış. Abdullah Gül'ün cumhurbaşkanlığı seçiminde olduğu gibi 367'ye benzer biçimde şartlar zorlandı. Danıştay, ÖSYM'nin yaptığı sınavın bile yürütmesini durdurdu. Gerekçe mi? Yok...

Danıştay'ın iptallerinin, hâkim ve savcı alımında zaman kaybına neden olduğu kesin. Dosyaların sayısı arttı. Yeni düzenlemeler yeni suçlar ortaya çıkardı. Yargı bu hızla değişime ayak uyduramadı. Takviye gelmediği, 'hâkim ve savcı' alınamadığı için yargının iş yükü giderek ağırlaştı. Bugün bir çıkmaza dönüştü.

Ergin, sorumluluğu Danıştay'a yükledi... Danıştay Başkanı Mustafa Birden buna sert karşılık verdi; 'Danıştay'da yaklaşık onun yaşı kadar hizmet veren insanlarla bu kararlar veriliyor. Bakan çıkıp özür dilemeli.' dedi. Birden, farkında mı bilmiyorum, sokaktaki insanda AK Parti döneminde işlerin yokuşa sürüldüğüne ilişkin 'algı' var.

Çok kişiden duydum: Önceki dönemlerde siyasal iktidarlara çıkarılmayan zorluklar AK Parti'ye çıkarılıyor. İtham sadece Bakan Ergin'in değil, sıradan vatandaşın zihninde de 'hâkim ve savcı alımına' Danıştay'ın engel olduğu düşüncesi var.

Ergin'in Birden'e cevabı gecikmedi; 'Bir özür borcu varsa yıllardır adalet bekleyen dosyalardan karar bulamayan vatandaşlarımıza özür borcumuz var.' dedi. Bakan haklı... Mağdur olan vatandaş. Dosyası karara bağlanmadığı için cezaevinde yıllarca tutuklu bekleyen vatandaş, geç tecelli eden adaletin en büyük mağduru. Rakamları tekrarlamaya gerek yok.

Yargılama süresi, tutukluluk hali ve zamanaşımıyla ilgili durum vahim. Keşke yüksek yargı, siyasi mesajlar yerine tam anlamıyla 'adaletin bekçiliğini' yapabilmiş olsaydı. Açıkça söylemek lazım, vatandaşın adalet duygusu yaralandı. Son tahliyelerin başlattığı tartışmalar ne yazık ki 'umutları' da törpüledi.

Yargıyı yıpratan sadece bu manzara-i umumiye değil. Dün internet sitelerine bir ses kaydı düştü. Bir Yargıtay üyesine ait olduğu iddia edilen ses kaydındaki anekdotlar inanılır gibi değil. Yargıtay üyesi, bir dosyayla ilgili olarak karşısındaki kişiye, 'Onama mı istiyorsun, bozma mı?' diye soruyor. Ardından da 'Yaz şuraya' diyor.

Daha ilginci, dosyanın akıbeti konuşmaya göre sonuçlanıyor. İnternete düşen Yargıtay üyesinin ses kaydı ilk değil. Referandum sürecinde de aynı kişi sandıktan 'hayır' çıkması için terör örgütüne bel bağlamıştı. Yargıtay'dan ses yok. Ne bir açıklama ne de yalanlama... Sessizlikle geçiştirilemeyecek bir olay bu.

Yargının çok yıprandığı doğru ama bunun nedeni dışarıdan gelen eleştiriler, suçlamalar değil, yargının içinden kaynaklanan sorunlar yargıyı yıprattı. Artık reform vakti, diğer tartışmalar beyhude. Yargıyı ancak köklü bir reform kurtarır. Ve vatandaşın adalet duygusunu tazeler...

zaman

 



Bu yazı 611 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 26 Eylül 2012 Balyoz duruşu
    • 23 Eylül 2012 'Balyoz' yok sayılamaz
    • 19 Eylül 2012 Menderes'in kabrinde bir CHP lideri
    • 5 Eylül 2012 İki görüşme...
    • 29 Ağustos 2012 Çiçek'in çıkışı
    • 1 Ağustos 2012 Tutukluluk avantaja dönüşmemeli
    • 29 Temmuz 2012 Rüya gibi
    • 25 Temmuz 2012 Suriye nelere gebe?
    • 18 Temmuz 2012 CHP değişir mi?
    • 1 Temmuz 2012 Davutoğlu ile Suriye...
    • 27 Haziran 2012 Cevap, yeri ve zamanı geldiğinde...
    • 20 Haziran 2012 Dağlıca yine dağladı
    • 17 Haziran 2012 7+5 senaryoları
    • 13 Haziran 2012 Kürtçe derste tarihî adım
    • 8 Haziran 2012 İyimser hava
    • 30 Mayıs 2012 'Hassas ve gerilimli iş'
    • 23 Mayıs 2012 Meclis'te Erdoğan barışı
    • 18 Mayıs 2012 Rota başkanlık sistemi
    • 16 Mayıs 2012 Tutuklu vekillere yasayla tahliye yok
    • 9 Mayıs 2012 28 Şubat'ın dalga boyu

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    3,431 µs