En Sıcak Konular

Ahmet Taşgetiren


Ahmet Taşgetiren
0 0 0000

Öcalan neyi oynuyor?



Bir yandan "Yüksekova'yı örnek alın" diye mesajlar uçuracaksın...
Bir yandan "Yüksekova'yı örnek alın" diye mesajlar uçuracaksın, örneklik için "KCK asayiş" ekiplerine, "Öz savunma güçleri"ne, sorun çözme komitelerine işaret edeceksin, Yüksekova'da bir tür "Özerk yapı" kurulduğunu, bunun başka bölgelere taşınmasını isteyeceksin...
Bir yandan da, surnet-i haktan görünerek, çözüm arayışında birisi olarak arz-ı endam edeceksin...
"Devlet" onunla görüşüyormuş.
Görüşüyorsa herhalde sadece onu "tek seçici" konumuna getirmekle kalmıyor, "Bu ne iş" diye de soruyordur. Mesela "Silahlı hareketin miadı doldu" diyen Osman Baydemir'i paylamak ne iş? Dolmadı mı yoksa silahlı hareketin miadı? Osman Baydemir nasıl bir hata yaptı Öcalan'a göre? Sadece, orada "önder" dururken, haddini mi aştı, silahın miadı dolmuşsa bunu açıklama yetkisi sadece Öcalan'da idi de, Osman Baydemir rol çalmaya mı kalkıştı ve bu yüzden mi fırça yedi? Yoksa Öcalan'a göre silah henüz miadını doldurmadı mı?
Evet, Öcalan'a göre silah henüz miadını doldurmadı!
Devlet Öcalan'ı muhatap alıyorsa sadece henüz silaha onun hükmettiğine inandığı içindir.
Öcalan silah sayesinde "görüşülebilir" konumda muamele görmektedir.
O da bunun raconunu kesmektedir.
Kesmektedir ama o da bir çıkmazda olduğunu görmektedir.
Aslında ona göre de silah miadını doldurmuştur, yolun sonuna gelinmiştir ama geri çekilmeyi en az zayiatla yapmak da, savaşın kurallarındandır, şimdi o bunu gerçekleştirmeye çalışmaktadır. Geri çekilmek için de vuruşmak lazımdır, onun için silahı korumaktadır.
Bu arada da, demokratik mi değil mi pek tartışmalı ama "özerk" yapıyı ete kemiğe büründürmek için ateşi körüklemektedir.
Hiç şüpheniz olmasın Türkiye, kısa süre içinde, bu urlaşma ile mücadele etmek zorunda kalacaktır.
Urlaşma, evet...
Bir zaman "Terzi Fikri", Fatsa'da denemişti onu. "Kurtarılmış bölge" terimi türetilmişti o günlerde. Terzi Fikri, sosyalizm adına Fatsa'yı "Kurtarılmış bölge" haline getirmişti. Fatsa'da neredeyse pasaport gibi kimlik sorulmaya başlanmıştı.
""KCK asayiş" ne yapıyor bölgede? "Öz savunma güçleri" adı altında bir kolluk gücü oluşuyor mu? Vatandaş emniyet ya da mahkeme yerine "Özel komite"lere mi başvuruyor?
Orada devlet ne yapıyor?
Bunlar, "Devletle görüşen" Öcalan'ın bir yandan "yaygınlaştırın" talimatı verdiği uygulamalar... Bu durumda "Öcalan, İmralı'dan, memleketin bir yerinde hükmünü yürütüyor" ifadesini kullanırsam hadsizlik mi yapmış olurum?
Bu bana göre hayati bir soru...
....
Bir de öteki konu var:
Öcalan'ın "cemaat" hamlesi...
Öcalan, "Gülen cemaati"yle iletişim kanalı açmaya çalışıyor. Hüseyin Gülerce ile avukatların yaptığı görüşmenin, Gülerce'nin bütün "temsili değil, şahsi görüşme" vurgusuna rağmen, "Gülen cemaati" ile görüşme tarzında tanımlanması, sanki onların istediği bir şeydi.
Öcalan adına sonradan yapılan açıklamada da, "Cemaatle dirsek teması arayışı" gözlendi. Bu tabii ki ilginç bir durum. Şunun için:
Taktik hamlelerde Öcalan kadar kıvrak olmayan BDP Genel Başkanı Selahattin Demirtaş'ın dediği gibi, daha düne kadar PKK'nın tavrı "Cemaatle kan uyuşmazlığı" görüntüsü arz ediyordu. Onlara göre "AK Parti de cemaat de bölgeye din ile gidiyor, böylece PKK'nın önünü kesiyorlardı..."
Bu değerlendirmeden amansız mücadele tavrı çıkıyordu.
Bu yüzden, bölgede cemaat eksenli olduğu düşünülen çalışmalara yönelik tehditler, sabotajlar, cinayetler oldu. Ve oradan, Öcalan'ın şimdiki "sempati" hamlesine gelindi?
Burada bir oyunun boşa çıkması hadisesine temas etmek lazım.
Geçmişte PKK, bölgede, dini-sosyal faaliyet gösteren ve etkinlik kazanan Hizbullah'ı saf dışı bırakmak için, onlara karşı terör uygulamış, onlar bir süre sabrettikten sonra "meşru müdafaa" sadedinde karşılık vermeye başlamış, o dönemde "derin güçler"in de projelendirmesi ile bir PKK-Hizbullah vuruşması gerçekleşmiş ve sonra devlet adına Hizbullah'a yönelik tasfiyeler gelmişti...
Oysa "cemaat" bu oyuna gelmedi. Saldırılara uğranmasına rağmen, silahlı mukabeleyi asla düşünmedi. Dini boyutu sınırlı, sosyal boyutu derinlikli hizmetini sürdürdü. Çocukların eğitimi, kurban bayramı vesilesiyle aileler arasında kaynaşma... Bu alanda tipik hizmet kalemleriydi. Bu yönüyle de, gönül köprüleri kuruldu. Bunun sonucu, PKK'nın her şiddet uygulaması, bizzat Kürtler nezdinde açık düştü.
Şimdi Öcalan, "Gelin işbirliği yapalım" diyor.
Ben onun muhatabının, cemaat veya bir başka sivil oluşum değil, devlet olduğunu düşünüyorum. Devletin de ona söyleyeceği ilk şey, "Silahı bırak", hem kel hem fodul niteliği arz eden "özerlik maceralarından vazgeç" çağrısı olacaktır.
Son bir soru:
-Acaba devlet, Yüksekova ya da Hakkâri'de olan bitenlere nasıl bakıyor?

bugün



Bu yazı 560 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 25 Eylül 2012 Vesayet tortusunu silmek...
    • 20 Eylül 2012 Ana gündem: Terörü yok etmek
    • 12 Eylül 2012 Gültan Kışanak kaçırılsa...
    • 11 Eylül 2012 AK Parti formatının önemi
    • 9 Eylül 2012 Ne kadar çok ''keşke'' diyoruz
    • 7 Eylül 2012 ''Akil adam'' enstrümanı
    • 28 Ağustos 2012 MGK ne yapacak?
    • 26 Ağustos 2012 Düşme, düşersen üzerine çullanırlar
    • 19 Ağustos 2012 Bayram nostaljisi
    • 14 Ağustos 2012 Aygün ve bölgenin çıplak gerçeği
    • 12 Ağustos 2012 115 asker ölseydi...
    • 9 Ağustos 2012 ''Güvenlikçi politika''
    • 7 Ağustos 2012 Şemdinlili bir ananın Karayılan'a mektubu
    • 2 Ağustos 2012 ''Daha büyük harita''
    • 27 Temmuz 2012 Ortak mutluluğu planlamak
    • 26 Temmuz 2012 Ortadoğu'da ne oluyor?
    • 24 Temmuz 2012 Bölgesel Kürt yapılanması
    • 19 Temmuz 2012 Erdoğan'ın kurgusu ne?
    • 18 Temmuz 2012 Kılıçdaroğlu için son raunt
    • 27 Haziran 2012 Türkiye sınanıyor

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    4,477 µs