En Sıcak Konular

Hasan Celal Güzel


Hasan Celal Güzel
0 0 0000

Hedefteki ülke: Türkiye



WikiLeaks skandalını dikkatle incelerseniz, hedefteki ülkenin Türkiye olduğunu görebilirsiniz.

Açıklanan raporların değerlendirilmesi sonucunda, en fazla spekülâsyonun Türkiye ve Türk devlet adamları hakkında yapıldığı; yayınlanan raporların büyük kısmının Türkiye hakkında olduğu; kalan kısmının önemli bir bölümünün Türkiye’yi ve bulunduğu bölgeyi yakından ilgilendirdiği; Türk dış politikasının zarar görmesi için âdeta özel olarak gayret gösterildiği müşahede edilmektedir.

Bu iddiamız, paranoyakça bir vehim ya da megalomanik bir bakış tarzı olarak değerlendirilmemelidir. Bu hususta şu birkaç misâli hemen sıralayabiliriz:

Başbakan Erdoğan’ın esas hedef olarak alınması ve müptezel iftiralarla yıpratılmaya çalışılması.

Türkiye’nin eksen kaymasına mâruz kaldığının ve ‘İslâmcılığı’nın iddia edilerek, Batı’dan uzaklaştığının altının çizilmesi.

Dışişleri Bakanı Davutoğlu’nun ‘çok tehlikeli olduğu’ ve ‘Yeni-Osmanlıcılık’ güttüğü iddiası.
Türkiye’nin AB’ye girmesi konusunda olumsuz istihbaratın altının çizilmesi.

Türkiye ile sıkı dostluk münasebeti olan Azerbaycan ve Suriye gibi ülkeler arasına fitne sokulmak istenmesi.
Bu misâlleri çoğaltmak mümkündür.


***

Bu durumda aklımıza şu soru gelebilir: WikiLeaks’in yayınlarını durdurmayan altmış yıllık müttefikimiz ABD, neden Türkiye’yi ve Türkiye’deki yönetimi hedef hâline getirmek istemiştir?

Bu sorunun cevabını verebilmek için sekiz yıllık AK Parti iktidarı döneminde Türkiye’nin dış politikasını ve ABD ile ilişkilerini ana hatlarıyla gözden geçirmemiz gerekir. Şöyle ki:

1. AK Parti itidarının başlarında Gül’ün Başbakanlığı esnasında, ABD’nin Irak harekâtına destek mahiyetindeki 1 Mart tzkeresi TBMM’de reddedilmiş, bu yüzden Türkiye ile ABD’nin ittifakı derinden sarsılmıştır. Daha sonra olayı telafi edecek şekilde yakınlıklar kurulmuşsa da ABD yönetimi bunu unutmamış ve her fırsatta Türkiye’nin aleyhine kullanmıştır (PKK , Kerkük’ün işgali, çuval olayı gibi).

2. ABD’nin dış ve iç politikasında İsrail’in yeri ve tesiri bilinen bir gerçektir. Türkiye’nin, özellikle Başbakan Erdoğan’ın, İsrail’in son Gazze katliamı konusunda gösterdiği haklı tepki, İsrail’in ve dolayısıyla ABD’nin husumetini celbetmiştir. Özellikle, Türkiye’nin Orta Doğu’da ağırlığını koyması, İsrail ve ABD’yi ürkütmüştür.

3. Türkiye’nin, tarihive kültürel bakımdan önem verdiği komşusu İran’a karşı, İsrail-ABD eksenli haksız tasarruflar konusundaki barışçı, hakşinas ve arabulucu tutumu, bu konuda İran aleyhindeki ambargo kararına BM Güvenlik Konseyi üyesi olarak ret oyu kullanması, bu ikilinin tepkisini çekmiştir.

4. Türkiye, özellikle Gül-Erdoğan-Davutoğlu üçlüsünün yönetiminde son beş yıllık dönemde, bir ‘bölgesel güç’ olmaktan çıkarak bütün dünyada etkili bir ‘küresel güç’ hâline gelmiştir. Türkiye’yi, artık ABD’nin ve Batı Avrupa’nın mûti bendesi olarak görmek mümkün değildir. Tabiatıyla bu durum ABD’nin ve Batı’nın hoşuna gitmeyebilecektir.


***

Aslında Türk dış politikası, Batılı müttefiklerimizin iddia ettiği gibi bir ‘eksen kayması’ içinde değildir. Türkiye ‘muasır medeniyet seviyesi’ndeki gelişmiş Batı demokrasilerinin sistemini ve değerlerini benimsemiş; buna kendi birikimi ve değerleri ile dünyanın diğer yerlerindeki değerleri katarak kendisine yeni bir eksen inşa etmiştir. Türkiye’nin bu yeni ekseni bir küresel gücün cihanşümul kapsayıcılığı olan bir eksendir.
Türkiye, işte bunun için hedeftedir. Lâkin, böylesine gülünç iddialarla, bayatlamış iftiralarla ve siber soytarılıklarla Türkiye’yi yeni ekseninden saptırmak mümkün değildir.

vatan


 
 



Bu yazı 563 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 27 Mayıs 2012 27 Mayıs'ın hesabı sorulmalıdır
    • 5 Mayıs 2012 Darbeciler! Ordu artık hizmetinizde değil...
    • 29 Ekim 2011 Dikkat! PKK'nın tuzağına düşmeyelim
    • 3 Aralık 2010 Hedefteki ülke: Türkiye
    • 26 Ağustos 2010 Kardeş Pakistan'ın yardımına koşmalıyız
    • 27 Haziran 2010 Oyunun hedefinde iktidar ve Başbakan var (2)
    • 17 Haziran 2010 Terör ve politika
    • 27 Mayıs 2010 50 yıllık utanç: 27 Mayıs
    • 13 Mayıs 2010 Rusya ile tarihî anlaşma
    • 6 Mayıs 2010 CHP-MHP-BDP koalisyonu
    • 20 Nisan 2010 Kıbrıs'ta beklenen sonuç
    • 16 Nisan 2010 'Nerede muhabbet, orada Muhammed'
    • 11 Nisan 2010 CHP ve MHP'ye son Anayasa çağrısı
    • 8 Nisan 2010 Baykal'ın uzlaşma teklifi üzerine
    • 25 Mart 2010 Anayasa reformuna neden karşı çıkıyorlar? (1)
    • 12 Mart 2010 12 Mart Muhtırası
    • 4 Mart 2010 Ermeni iftiraları konusunda bayatlamış Amerikan politikası
    • 21 Şubat 2010 AK Parti'yi kapatma hazırlıkları
    • 31 Ocak 2010 Fişleme üzerine...
    • 21 Ocak 2010 Bu iddialar cevapsız bırakılamaz

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    3,982 µs