En Sıcak Konular

Ruşen Çakır


Ruşen Çakır
0 0 0000

Öcalan bunu hep yapıyor



Osman Baydemir’in “silahlı mücadele miadını doldurmuştur” sözüne Abdullah Öcalan’ın İmralı’dan avukatları aracılığıyla verdiği ayar, bayram sonrası rehavetiyle siyasi gündemin fazla yoğun olmaması nedeniyle, gecikmeli de olsa geniş bir şekilde tartışılıyor. “Tartışılıyor” dediğime bakmayın, aslında tam da Baydemir-Öcalan polemiğinden hareketle Türkiye’nin özellikle şu günlerde yapması gereken hayati bir tartışma, yapılıyormuş gibi yapılıp ıskalanıyor. Bu ıskalamada, medyanın çoğunluğuna hakim olan “yesinler birbirini” anlayışının belirleyici olduğunu düşünüyorum.

Ne var ki “yesinler birbirlerini” formülünün burada pek geçerli olabileceğini sanmıyorum. Çünkü burada birbirini yiyen iki kişi (Baydemir ile Öcalan) yok; Öcalan’ın, yemeğine göz koyduğunu düşündüğü Baydemir’den önündeki tabağı kaçırması var. Aslında Öcalan bunu hep hep yaptı, bu gidişle bundan sonra da yapacağa benziyor.

Nedir Öcalan’ın yaptığı? Kısaca söylersek o Kürt siyasi hareketinin kendisiyle başlayıp kendisiyle sona ermesini istiyor. PKK’nın tarihi bir yanıyla, Öcalan’ın kendisine rakip, alternatif ve tehdit olmaya soyunan veya onun böyle sandığı kişilerin, genellikle şiddet yoluyla tasfiye edilmelerinin toplamıdır. İlginçtir, Öcalan’a meydan okumadan PKK’dan kopmak isteyenlere pek engel çıkarılmazken, şu ya da bu şekilde onun mutlak otoritesini sorgulayan veya sorguladığından (hatta ilerde sorgulayabileceğinden) şüphenilen çok kişinin başına gelmedik kalmamıştır.

Leyla Zana gibi

Peki Baydemir’in çıkışında böyle bir boyut var mıydı? Hiç sanmıyorum. Tıpkı cezaevinden çıktıktan sonraki Leyla Zana’nın “Öcalan’a rağmen” hareket etme amacı olmadığı gibi. Fakat hatırlanacaktır, Öcalan, Zana’nın özellikle Avrupa’dan gördüğü yoğun ilgiden hayli rahatsız olmuş, hadi daha açık konuşalım, kıskanmış ve avukatları aracılığıyla Zana’ya ayar üzerine ayar vermişti. Zana da o tarihten itibaren, Kürt hareketinden hiç kopmamakla birlikte (öyle ki hayatını büyükşehirler veya Avrupa’da değil Diyarbakır’da sürdürüyor) öne çıkmamaya aşırı özen gösterir olmuştu.

Tekrar Baydemir’e dönecek olursak: O da, Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı seçilmesinin kişisel yeteneklerinden kaynaklanmadığını herhalde bizlerden daha iyi biliyor olmalı. Onun 2004’de aday gösterilme sürecini bir gazeteci olarak yakından izlemiştim. Onun diğer aday adaylarını sollamasında Kürt hareketini çekip çeviren İmralı-Kandil-Avrupa üçgeni belirleyici olmuştu. İkinci kez aday gösterilmesinde de aynı odakların en azından olur’una sahipti. Ama daha önemlisi Diyarbakır halkı, Baydemir değil de başka birisi aday gösterilmiş olsa yine seçerdi.

O sadık olduğunu düşünüyordu

Baydemir’in Öcalan’dan rol çalmak, İmralı-Kandil hattının dışına çıkmak istediğini hiç mi hiç sanmıyorum. Tam tersine “silahlı mücadele miadını doldurdu” derken tam da bu hatta sadık olduğunu göstermek istiyordu. Çünkü bu söz Öcalan ve diğer PKK yöneticileri tarafından defalarca sarf edilmişti. Fakat kamuoyunun Baydemir’in sözlerine atfettiği önem, Öcalan ve PKK’yı endişelendirmiş ve buna bağlı olarak öfkelendirmişe benziyor. Bu öfkenin esas nedeni “kıskançlık”sa, ikinci nedeni de bu tür çıkışların “pişmekte olan aşa gereksiz su katma” anlamına gelebileceği kaygısıdır. Malum devlet Öcalan’la sistemli bir şekilde görüşüyor ve PKK Lideri sürecin gidişatından çok memnun. Dolayısıyla Kürt hareketinde kendisi dışında birilerinin süregiden görüşmeleri sekteye uğratacak çıkışlar yapmalarını engellemek istiyorlar.

Tabii bir de şu var: Tam da görüşmeler sürerken, Öcalan elindeki en büyük kozdan, yani silahtan vazgeçmek kesinlikle istemeyecektir.

Bütün bu polemik ve tartışmalar neye varır diye sorulacak olursa, pek bir şey çıkmaz derim. Baydemir istifa etmez, görevden de alınmaz; ama bundan sonraki sözlerine daha fazla özen gösterir; muhtemelen çok az konuşur. Öcalan da ayarının etkili olduğunu görürse, ki muhtemelen görecektir, olup bitenleri unutur ve Baydemir’in gönlünü alır.

vatan



Bu yazı 801 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 12 Şubat 2012 Türkiye dehşet senaryolarına hazır olmalı
    • 23 Haziran 2011 Herkes elini çabuk tutmalı
    • 13 Haziran 2011 Hoca’nın rüyasını talebesi gerçekleştirdi
    • 8 Mayıs 2011 Beş soruda Hizbullah-PKK gerginliği
    • 27 Nisan 2011 Suriye mi, İsrail mi?
    • 24 Kasım 2010 Öcalan bunu hep yapıyor
    • 20 Ekim 2010 Bir toplum mühendisliği projesi olarak KCK operasyonu
    • 28 Temmuz 2010 Ne açılım, ne referandum yüzünden
    • 23 Haziran 2010 PKK kayıtsız şartsız silah bırakmalı
    • 10 Mayıs 2010 Türklerin kaygıları, Kürtlerin haysiyeti
    • 3 Mayıs 2010 ''PKK ne yapmak istiyor?''
    • 13 Nisan 2010 Ahmet Türk Türkiye’dir
    • 12 Şubat 2010 Devletin zirvesinde koalisyon fikrine hazır mıyız?
    • 5 Şubat 2010 Cumhurbaşkanlığı seçimlerine erken ve gerekli bir bakış
    • 28 Ocak 2010 Alevi açılımında son dönemeç
    • 19 Ocak 2010 Adalet istiyoruz
    • 12 Ocak 2010 PKK nasıl silahsızlandırılacak?
    • 17 Aralık 2009 Gül nasıl devreye girebilir?
    • 4 Aralık 2009 Açılım gemisi İmralı açıklarında batmak üzere
    • 19 Kasım 2009 Dersim yanlışları

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    6,794 µs