En Sıcak Konular

Hüsnü Mahalli


Hüsnü Mahalli
0 0 0000

Umutlar boşuna



ABD'de yapılan ara seçimlerde Başkan Obama'nın 'Eşekli' Demokrat partisi büyük bir yenilgi aldı. Demokratlar, Temsilciler Meclisi'ndeki çoğunluğu 'Filli' Cumhuriyetlçilere kaptırdı.

Daha iki yıl önce seçildiğinde herkesi heyecanlandıran Obama, yenilgiden sonra Beyaz Saray'da geriye kalan iki yılını nasıl geçireceğini kara kara düşünmeye başladı. Böyle bir başkanın özellikle dış politikada herhangi bir şey yapması beklenemez. Obama'ya büyük umut bağlayanlar şimdi onun gibi kara kara düşünüyorlardır. Çünkü başkaları gibi Obama da onları yanıltmıştı. Belki de Obama'nın suçu yok.

Çünkü Obama'ya umut bağlayan ve Obama'nın yalnızca ABD'yi değil tüm dünyayı değiştirebileceğini düşünenler ya da öyle düşünmeleri gerekenler ne bu konuda ne de diğer tüm konularda hiçbir zaman doğruyu görmediler ya da göremediler. Sevdiğim şu sözü bir kez daha hatırlatmak isterim:
İleriyi herhangi bir nedenden dolayı kambur olanlar değil hep dik duranlar görebilir.

Belki de yakında Amerikan halkı Nobel komitesinden başkanlarına verilen Barış Ödülü'nü geri almasını isteyebilir.

Çünkü iki yıl içinde kendi halkının gönlünde sosyal barışı bile sağlayamayan bir başkan dünya barışını hiçbir zaman sağlayamaz.
Nitekim Obama ne Irak'ta ne Afganistan'da ne de Ortadoğu genelinde barışa yönelik ciddi ve etkin hiçbir başarı sağlayamadı. Sağlayamadığı gibi tüm bu bölgelerde durumun daha kötüleşmesini önlemek için de hiçbir önlem almadı, alamadı. Çünkü geleneksel Amerikan devleti yani Yahudi lobileri Başkan'ın önünü hep kesti Obama da onlara hep taviz vermek zorunda kaldı. Tıpkı stratejik müttefiki İngilizler gibi. Bir düşünün başka bir ülkenin başbakanı Ankara'ya gelecek ve Başbakan Erdoğan'a 'bizleri rahatsız eden yasalarınızı değiştirin yoksa ilişkilerimizi keseriz hatta sizlere problem yaratırız'' türünden tehditler savursun.
İsrail'in İngiltere ile ilişkileri aynen böyle.

İsrailli birçok hükümet, ordu ve istihbarat yetkilisi 'tutuklanabilir' korkusu ile İngiltere'ye gidemiyor. Hatta bazıları Londra havaalanında son anda tutuklanmaktan kurtuldu. Neden mi?

Çünkü İngiliz yasalarına göre bu kişiler Filistin halkına karşı cinayet, katliam ve benzeri suç işlemişler. Durum böyle olunca İsrail hükümeti, Londra ile var olan 'stratejik işbirliği diyaloğunu' keserek İngiliz hükümetini tehdit etmeye başladı.  İngiliz hükümeti ise Yahudi lobilerden ve onların iç politikadaki olası tehdit ve baskılarından kurtulmak amacıyla sözü edilen yasaların değiştirileceğini söyledi. Yani 1917'de Filistin'i Yahudilere bir vatan olarak veren İngilizler, şimdi bu Yahudilerin kurduğu devletten korkarak kendi ulusal ve evrensel değerlerinden vazgeçiyor ve uluslararası hukuk açısından katil ilan edilen kişileri korumaya kalkışıyor. Tıpkı ABD'de olduğu gibi.

Ortadoğu'da barışı gerçekleştirmek için heyecanlı sözler söyleyerek herkesi heyecanlandıran Başkan Obama, kısa bir süre sonra Yahudi lobilerinin baskısıyla İsrail Başbakan Netanyahu'nun çizgisine geliyor ve Mavi Marmara'ya yönelik saldırı konusunda İsrail'i insanlık suçu işlemekle suçlayan BM İnsan Hakları Konseyi'nde 'Hayır' oyu kullanıyor. İnanılmaz bir şey ama konu ABD ve İnsan Hakları Konseyi'nde aynı tutumu sergileyen İngiltere ve benzeri AB ülkeleri olunca her şey normal. Çünkü böyle davranmak onlar için gayet normal ve genetik bir alışkanlıktır.
Çünkü ABD ve İngiltere'yi korkutan İsrail daha önce de başka Avrupa ülkelerini korkutmuş ve ceza yasalarının değiştirilmesini sağlamıştı.
Örneğin İspanya ve Belçika. Çünkü tıpkı İngiltere'de olduğu gibi İsrail yöneticileri bu ülkelere de gidemiyordu. Örneğin Sabra ve Şatilla katliamlarının suçlusu eski Başbakan Şaron ve katliam ortakları.
Sanıyorum İsrail'in Türkiye'ye bu denli neden sinirlenip kızdığı şimdi çok daha net anlaşılıyor.



Bu yazı 960 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 30 Haziran 2012 Sona doğru...
    • 18 Haziran 2011 Zeka sorunu
    • 12 Mart 2011 Osmanlı Kaddafi
    • 20 Kasım 2010 Hukuk-guguk
    • 16 Kasım 2010 Bugün bayram
    • 6 Kasım 2010 Umutlar boşuna
    • 2 Ekim 2010 Zor süreç
    • 20 Mart 2010 Uğursuz Tepe
    • 26 Temmuz 2009 Kürt seçimleri, Irak ve Türkiye
    • 3 Nisan 2007 Propaganda! 
    • 20 Şubat 2007 Nükleer İran
    • 9 Ocak 2007 Irak, petrol, Somali ve... 
    • 26 Aralık 2006 Şantaj! 
    • 12 Aralık 2006 Sorumlu İsrail!
    • 5 Eylül 2006 1701 ve 1706
    • 1 Eylül 2006 Yine tezkere!
    • 7 Temmuz 2006 Türkiye ve Ortadoğu’dan!
    • 4 Temmuz 2006 Erdoğan ve ‘OGK’
    • 30 Haziran 2006 Hamas hükümeti!
    • 30 Mayıs 2006 Nefes borusu!

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    4,270 µs