En Sıcak Konular

Bülent Korucu


Bülent Korucu
0 0 0000

CHP'de normalleşme sancıları



Türkiye'nin normalleşmesinden, bu yolda atılan adımlardan, umutlarımızdan bahsediyoruz. Kurumların hudut çizgilerinin belirginleşmesi ve herkesin bunu kabullenmesi; bir anlamda haddini bilmesini bekliyoruz.

Sistemdeki boşluklardan yararlanarak hak ettiğinden fazla yetki ve etkinlik alanı işgal etmiş olanlar doğal sınırlarına çekiliyor. Sürecin en ağırlıklı aktörlerinden biri CHP olacak. Kendi vetiresini sağlıklı yönetebildiği ölçüde ülkenin normalleşmesine katkı yapacak. Sadece anamuhalefet partisi değil, bürokraside iktidarı kazanılmış hak gören bir siyasi damar CHP. Bürokrasideki geri çekilmelere verdiği sert tepkinin sebebi de bu. Kendi iktidar alanını savunuyor aslında.

CHP'de normalleşmeye karşı iki tavır belirginleşiyor. Türkiye'nin ve dünyanın geldiği noktada değişime direnmenin intihar anlamına geleceğini görebilenler de var; ne pahasına olursa olsun statükoyu sürdürme azminde olanlar da. İki kanat bazen karşı karşıya gelerek, bazen iç içe geçmiş şekilde, hatta birbirinin konumunda görülebiliyor. Karışıklık, iki tarafın da kafalarında tam itminana ermeyişinden kaynaklanıyor. Strateji gereği farklı konumlarda fotoğraf vermeler eklenince, manzarayı algılamak güçleşiyor. İki kanadı yerli yerine oturtabilir ve yer değişikliklerindeki saikleri kestirebilirsek net görüntü alabiliriz.

Statükocuları işaretlemek zor değil. Zaten her halleriyle 'biz buradayız' diyorlar. Fakat onları da değişimci pozlarla görüntülemek mümkün. Bir: "Değişime kapalı" damgası yemek istemiyorlar. İki: "Ya diğerleri haklıysa" kuşkusu taşıyorlar. Üç: "Değişime direnmenin en iyi yolu, süreci yönetip bazı göstermelik farklılıklarla devam etmektir" diye düşünüyorlar. Partiyi yenilemek gerektiğini düşünenleri aynı netlikte tespit etmek zor. Onların kafası diğerlerine göre daha karışık. Ellerindeki reçetenin işe yarayacağına tam inanamıyorlar. Pirince giderken evdeki bulgurdan olma riski zihinlerini kemiriyor. 'İktidar alternatifi olalım' derken muhalefetin büyük partisi ve toplanma merkezi unvanını kaybetmekten korkuyorlar. Parti içi iktidarı elinde tutan 'abi'lerin hışmından çekiniyorlar; onları fazla ürkütmeden yol almaya çalışıyorlar. İhmal edemeyeceğimiz bir grup ise her iki tarafa nazar boncuğu dağıtanlar. Maç bittiğinde "ben sizin yanınızdaydım" demenin zeminini hazırlıyorlar. CHP'nin normalleşme sürecinin bugünden yarına bitmesi beklenmemeli. Üçüncü grubun hem sabrı taşabilir hem de manevra yaparken açık verip minder dışına itilebilirler. Dördüncü grup ise önümüzdeki dönem partide barınamayacak olanlar. Eski lider Deniz Baykal ile ekibi ya tasfiye edilecek veya köprüden önceki son çıkışta gemiyi terk edip başlarının çaresine bakacak. Baykalcıların çekilmesiyle Kılıçdaroğlu da rahatlayacak.

Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu, üç grubun özelliklerini de üzerinde taşıyor. Herkesi kuşatma gayreti olarak açıklanabileceği gibi, kafa karışıklığının müşahhaslaşması biçiminde de algılanabilir. Ancak yüzde 51 değişimden yana görünüyor. Statükoculara verdiği yüzde 49'luk destek parti içindeki güçlerinden kaynaklanıyor. Ama toplumun temayülü öbür kanadı ön plana çıkarıyor. Ağır abilerin rencide edici müdahalelerine tahammülden başka çaresi yok. Seçim öncesinde aday listeleri kapışmanın esas zeminini teşkil edecek. Ama asıl hesaplaşma seçimden sonraya kalır. Başarı Kılıçdaroğlu'nu lider yapar ve partiye istediği şekli verme gücü kazanır. Aksi halde iyice etkisiz elemana dönüşebilir veya koltuğu tamamen kaybeder. Başarısızlığın derecesi hezimete dönerse üzerine kavga edilecek parti kalmayabilir. O zaman Baykal ve ekibine gün doğar. Resepsiyon krizi gibi pirenin deve olduğu örneklere, normalleşme mücadelesinin iç iktidar alanlarına yansıması açısından bakmak izah edici olur..
 
zaman



Bu yazı 394 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 28 Eylül 2012 Emri verenle alan bir olur mu?
    • 11 Eylül 2012 Siyasette sonuçsuz arayışlar
    • 4 Eylül 2012 PKK'yı kim cesaretlendiriyor?
    • 3 Ağustos 2012 Özkök Paşa'nın tarihî tanıklığı
    • 31 Temmuz 2012 Kılıçdaroğlu, koltuğunu sağlamlaştırdı
    • 27 Temmuz 2012 Anketler ne diyor?
    • 6 Temmuz 2012 Ahmet Şık, Ahmet Şık'ı yalanlıyor
    • 26 Haziran 2012 Karayılan söyledikleri mi kaçırdıkları mı?
    • 15 Haziran 2012 Özal'ın ölümü aydınlanacak mı?
    • 22 Mayıs 2012 Anayasanın dili
    • 11 Mayıs 2012 Başkanlık Türkiye'de uygulanabilir mi?
    • 8 Mayıs 2012 CHP'de yerel seçim mücadelesi
    • 4 Mayıs 2012 AİHM, mahkemeyi ibra etti
    • 17 Nisan 2012 Balyoz'da acı fren!
    • 27 Mart 2012 Balyoz'a ABD'den destek gelmiş!
    • 16 Şubat 2012 MİT tartışmasındaki toz bulutu
    • 8 Şubat 2012 Dindarların talebi özgürlük
    • 3 Şubat 2012 CHP'liler dama oynuyor
    • 31 Ocak 2012 CHP'de anomali doğumun yan etkileri
    • 20 Ocak 2012 Mahkeme aslında 'örgüt var' diyor

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    7,441 µs