En Sıcak Konular

Ege Cansen


Ege Cansen
0 0 0000

Ekonomide yanlış odaklanma



Bu yazıya, ekonomi ve iktisat kelimelerini ve bunların türevlerini ne zaman kullandığımı açıklayarak başlayacağım.

Çünkü bakıyorum bazen iktisat bazen ekonomi diyorum. “Acaba zihnimde bu kelimelere yüklediğim ayrı anlamlar mı” var diye düşündüm. Gördüm ki; ekonomi kelimesini, ülkelerin iktisadi durumlarını anlatmak gerektiğinde kullanıyorum. Ustalarımız eskiden bunun yerine “iktisadiyat” diye bir kelime kullanılırdı. Galiba benim ekonomi kelimem bu anlama geliyor. Bunun dışında çoğunlukla iktisat, iktisatçı veya iktisat bilimi gibi sözcükler veya deyimler kullanıyorum.
¡ ¡ ¡
İktisatçılar, ekonomiyi yönetme başarının iki temel ölçütü var der. Biri “büyüme” yani milli gelir artışı, diğeri de “istihdam” artışı veya işsizliğin azalmasıdır. Bunlar uzun vadeli hedefleridir. Bu hedefleri destekleyen, fiyat istikrarı yani düşük enflasyon, tasarrufların milli gelire oranı, kamu finansman dengesi, cari işlemler dengesi, milli gelir dağılımında adalet gibi diğer ölçütler de vardır. Başarının tek bir göstergesi olsun dense, herhalde “büyüme hızı” seçilir. İşte tam bu noktada durup düşünmek gerekmektedir. Özellikle zengin ülkelerin, ekonomi yönetiminde hâlâ “büyüme”ye odaklanması yanlıştır. Bu yanlış odaklanmasın bir sebebi de “işsizliği azaltmanın yolu olarak” büyümenin görülmesidir. Bu da tam bir tuzaktır. Çünkü emek verimliliği artışına dayanan büyümenin bizatihi kendisi işsizliğin çaresi değil, sebebidir. Emek verimliliği arttıkça, emekçiler hem günde daha az saat, hem de yılda daha az gün çalışabilir hale geliyor. Üstelik verimlilik artışı firma kârlarını da yükseltiyor. Bu sayede, ücret düşürmeden çalışma süreleri azaltılabiliyor, istihdam da daralmıyor diye karşı bir tez ileri sürülebilir. O zaman benim vereceğim cevap şudur: Öyleyse, işsizliği azaltmak için büyümeyi hızlandırmaya gerek yoktur. Emekçilerin çalışma süreleri azaltılır aynı miktar işi daha çok sayıda insan yaparsa, istihdam da artar. Bu arada milli gelir, devlet tarafından yeniden dağılıma tabi tutulursa, çalışma saatleri düştü diye ücret düşürme gereği ortadan kalkar,
¡ ¡ ¡
Milli gelir ile enerji tüketimi arasında doğru orantılı bir ilişki vardır. Kısaca, kişi başına milli arttıkça, enerji tüketimi de artmaktadır. ABD’nin nüfusu yaklaşık 310 milyondur. Dünya nüfusu da 6.8 milyar kişidir. Yani ABD’de dünya nüfusunun yüzde 4.5’i yaşamaktadır. Buna mukabil dünyanın birincil enerji (kömür, petrol, doğal gaz v.s.) üretiminin yüzde 20.4’ünü ABD halkı kullanmaktadır. Yani her Amerikalı, dünya kişi başına ortalamasının 4.5 katı kadar enerji ham maddesi tüketmektedir. Amerikalılar veya diğer zengin ülkelerin vatandaşlarının milli geliri arttıkça, kişi başına enerji tüketimi fakir ülkelerin zenginleşmesi için gerekli enerji ihtiyacından misliyle daha fazla (6 belki 7 katı) artmaktadır. Bu da enerji ham maddesi fiyatlarını arttırmakta, fakirlerin zenginleşmesini zorlaştırmaktadır.
¡ ¡ ¡
Dünya Ekonomik Düzeni, zengin ülkelerin büyümesinin durmasına ve fakirlerin önünün açılmasına odaklanmalıdır. Bu arada az gelişmiş ülke iktisatçılarının, ABD ve AB’de büyüme hızlanmadı diye üzülmeleri gaflettir.
Son Söz: Bindiği dalı kesen, hangi dalda oturduğunun farkında olmayandır.

Bu yazı 564 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 2 Ekim 2010 Ekonomide yanlış odaklanma
    • 29 Mayıs 2010 CHP’nin ‘yeni’ekonomi siyaseti
    • 1 Mayıs 2010 Wilson doktrini ve Cumhuriyet’in Kürt politikası
    • 24 Nisan 2010 Titremek mücrim gibi baktıkça geçmişe
    • 10 Nisan 2010 Kırk sekiz milyar nasıl gitti ne için geri geldi
    • 20 Mart 2010 Cumhuriyet inşallah bitmemiştir
    • 13 Mart 2010 Para içeri IMF dışarı
    • 6 Mart 2010 Yunanistan adalarını satmasın, özelleştirsin
    • 15 Aralık 2007 Tam uyduramadık yarım verelim
    • 20 Aralık 2006 Euro’ya geçen namussuzdur

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    4,170 µs