En Sıcak Konular

Taha Kıvanç


Taha Kıvanç
0 0 0000

Org. Koşaner: ''Halkın güveni korunacak''



Yeni Genelkurmay Başkanı Org. Işık Koşaner'in ilk işlerinden biri, Zafer Bayramı vesilesiyle bir kutlama mesajı yayımlamak oldu. Önemli bir mesaj. Bir yandan Türk Silâhlı Kuvvetleri (TSK) mensuplarının varolan özelliklerini vurgularken, bir yandan da bundan böyle dikkate alınması gereken hususlara vurgu yapılıyor o mesajda.

Benim için önemli olan 'ulusun güveni' vurgusuydu. Şöyle diyor Org. Koşaner: "Sarsılmaz bir birlik ve vatana adanmışlık ruhuyla kenetlenmiş TSK mensupları, askerlik mesleğinin omuzlarına yüklediği görevin bilinci ve yasal sorumluluklarının gereğiyle hareket ederken, daima yanında hissettiği yüce ulusumuzun kendisine olan güveninden güç almıştır. TSK'nın bu güvene gölge düşürecek hiçbir çabaya bugüne kadar destek vermediğini ve bundan sonra da vermeyeceğini yüce ulusumuz çok iyi bilmektedir."

Okurken, heyecanla "İşte bu" tepkisini verdim.

Tepkimin sebebi, yakın dostlarla yaptığımız geleneksel iftarımızda dinlediğim taze bir anekdottu. Önemli bir işadamı bir gün önce ailesiyle birlikte iftar etmek üzere gittiği lüks restoranda yaşadığı olayı anlattı. Restorana eşiyle birlikte gelen bir müşteri, ezana bayağı bir süre varken, sofraya her istediklerinin hemen gelmesini ısrarla talep etmiş. Ardından da rakı servisi yapılmasını..

"Restoranı dolduran o kadar insan, hepimiz, şaşkın gözlerle olan-biteni izliyorduk" dedi dostum. Dayanamamış garsonu çağırıp "Bu ne iş?" diye sormuş, manzaranın hiç de hoş kaçmadığını belirterek.. Garson, "Biz de itiraz ettik, ama emekli albaymış, ısrarcı olunca direnemedik" bilgisini vermiş...

O zatın 'emekli albay' olduğundan kuşkuluyum.

Alış-veriş merkezinde gezerken edindiğim 'oruçlular ile oruçsuzlar aynı mekânı paylaşıyor, kimse kimseye karışmıyor' izlenimini olumlu bir gerçeklik olarak burada sizlerle paylaşmıştım. Bu farklı bir şey. İftar zamanına dakikalar kala, herkesin ibadet neşvesi içerisinde bulunduğu bir anda, zorla rakılı sofra kurdurmak, herkesin gözünün içine baka baka...

Pek anlayabileceğim ve emekli de olsa bir albaya yakıştırabileceğim bir görüntü değil bu.

"Herkes söylendi, ben de" dedi dostum. En çok alındığı nokta, adamın garsonları zorlarken kullandığı 'emekli albay' statüsüydü. "Benim tanıdığım askerler böyle değildi" dedi birimiz. Benim tanıdıklarım da...

Tuzla Piyade Okulu'nda eğitim dönemim Ramazan ayına rast gelmişti. İsteyenlere sahurda sofra kuruluyor, akşam yemeği iftar zamanına denk düşürülüyordu. Okulun camisi her zaman açık tutuluyordu ve camiye gidenler arasında rütbeliler de vardı. Bizimki dahil bölük komutanlarının hemen hepsi oruç tutuyordu.

Bu anlattığım tarih-öncesi bir dönem değil; 1975 yılı...

Zihnime bizzat gözlediğim bu tablo kazınmış olduğu için, yakın zamanlarda yaşanılan olayları anlamakta hep zorlanmışımdır. Tuzla'da gözlediğim teğmenler, yüzbaşılar ilerleyebilmişse, bugün general olmuşlardır; belki de orgeneral...

Org. Işık Koşaner'in konuşmasında 'halkın güveni' üzerinde yoğunlaşması ve 'güvene gölge düşürecek çabalara' destek çıkılmayacağını vurgulaması bunun için sevindirici.

Yakın geçmişin (1993) önemli bir olayı, Genelkurmay Başkanı olması beklenen Kara Kuvvetleri Komutanı Org. Muhittin Fisunoğlu'nun emekliye sevk edilmesiydi. Org. Doğan Güreş'in Genelkurmay Başkanlığı'ndaki süresi bir yıl uzatılınca, Org. Fisunoğlu'na emekli olmak dışında bir seçenek kalmamıştı.

Neden istenmemişti Org. Fisunoğlu? Herkes bir şeyler ileri sürmüş, konuya açıklık getirmek için, o sırada Sabah'ta çalışan Nuriye Akman kendisine teybini uzatmıştı. Ortaya çıkan, olağanüstü ilginç ve zihin açıcı bir röportajdı.

Okuyalım: "Bir general, daha yukarılara çıkmak istiyorsa her türlü faaliyetinde dikkatli olması lâzım. (..) Her komutan, sicilin yan tarafına o kişiyle ilgili düşüncelerini de yazar. Meselâ der ki, bu güvenilmez, bu irticai faaliyetlere karşı biraz yumuşaktır. Özel hayatına dikkat etmez gibi. Bunlar birer nakisedir. Bir insan orgeneralliğe kadar geldiyse, Kuvvet Komutanı olduysa sicilinde hiçbir şey yok demektir."

"Peki, bir komutanın cuma namazına gitmesi Genelkurmay Başkanlığı seçiminde aleyhte bir faktör müdür?" sorusuna verdiği cevaptan bir bölümü de okuyalım Org. Fisunoğlu'nun: "Şöyle söyleyeyim. Biz Atatürkçü ve lâik düşünceli insanlarız. Eğer bir namaz kılacaksam gider evimde kılarım. Cuma namazımı emekli olunca kılarım. Şimdiye kadar da vazifede giden görmedim ve gideni de iyi karşılamazlar."

Şimdi emekli ve ara sıra da olsa cuma namazlarına gidiyormuş Org. Fisunoğlu...

'Halkın güveni' vurgusu yerinde, o güvenin tesisi de korunması da önemli.

yenişafak



Bu yazı 1,018 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 17 Eylül 2012 Hem okudum, hem de yazdım
    • 4 Eylül 2012 CIA başkanı neden geldi?
    • 16 Temmuz 2012 Vicdanım buna da elvermiyor
    • 2 Temmuz 2012 Suriye nasıl bir ülke, Suriyeliler nasıl insanlar...
    • 21 Mayıs 2012 Bir geziden ilk notlar
    • 15 Mayıs 2012 ‘Yeni CHP’ nihayet sözcüsünü buldu
    • 16 Nisan 2012 Hangi patron, hangi yönetici, hangi yazar içeri alınır?
    • 23 Mart 2012 Ben demedim, o dedi
    • 13 Mart 2012 Köşemi bugün Cumhurbaşkanı Gül’e bırakıyorum
    • 9 Mart 2012 TR325 kodadlı becerikli uzman...
    • 20 Şubat 2012 ‘Operasyon’ diye ben buna derim
    • 30 Ocak 2012 Davos’ta Türkiye dersi
    • 27 Aralık 2011 Bu yılın Cumhurbaşkanlığı büyük ödülü...
    • 12 Aralık 2011 Ak Parti üzerine hesaplar
    • 9 Aralık 2011 Gül vetoya ne zaman karar verdi?
    • 14 Kasım 2011 Kriz çıkaranlar gidiyor, ama yerlerine gelenler de yabancımız değil
    • 24 Ekim 2011 Kaddafi’nin son demleri...
    • 3 Ekim 2011 Dr. Sallaso’nun kunduzunun izinde
    • 29 Ağustos 2011 Ben meraklı bir insanım, özür dilerim
    • 26 Ağustos 2011 Bütün kepazeliklerin anasını açıklıyorum

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    4,389 µs