En Sıcak Konular

Sami Kohen


Sami Kohen
0 0 0000

Tabular yıkılırken...



Geçen pazar günü, Trabzon’un Maçka ilçesinde, Sümela Manastırı’nda yapılan Ortodoks ayininin görüntüleri ve bunun Hıristiyan dünyasında yarattığı olumlu hava, böyle dini bir törene izin verilmesi için neden 88 yıl beklendiği sorusunu akla getirdi.
İstiklal Savaşı’nı ve Cumhuriyet’in ilanını izleyen yıllarda bu 17 yüzyıllık manastırın kapatılmasına yol açan nedenleri ve bu konuda o dönemde duyulan hassasiyeti anlamak mümkün. Ama bu dini mekânı, örneğin geçen pazar olduğu gibi, Meryem Ana’nın “göğe yükselişi” gibi bir vesileyle, ibadete açmak için günümüze kadar beklemeye gerek var mıydı?
Neyse ki, hükümet nihayet bu tabuyu da yıkmak cesaretini gösterdi. Sonuç kötü mü oldu? Türkiye için bir tehlike mi ortaya çıktı? Türk ulusu bu olay nedeniyle bir şey mi kaybetti?
Tam aksine, Türkiye bu jesti yapmakla çok şey kazandı.
* * *
Bu kazanımları özetleyelim:
1- Psikolojik faktör:
Bu manastırda bir ayinin yapılmasına izin vermekle, Türkiye artık eski vehimleri ve endişeleriyle hareket etmediğini, kendisine güvendiğini ve rahatça dünyaya açıldığını gösterdi.
Daha açık bir deyişle, Türk halkı Sümela Manastırı’nda Ortodoksların bir ayin yapmasından korkmuyor, dini töreni yönetmiş olan Patrik Bartholomeus’un da yaptığı konuşmada belirttiği gibi, bu ayine bir “art niyet” atfetmiyor.
Gerçi bu vehim ve korkuları üstünden atamayanlar var, ama onlar marjinal bir görüşü temsil ediyor.
Bu olay Türkiye’nin eski kaygılarını terk edip özgüvenle hareket edebildiğini gösterdi.
2- Siyasal faktör:
Hükümetin bu tabuyu yıkmasında, Batı ile bütünleşme, inanç serbestisi dahil, demokratik özgürlüklere ayak uydurma hedefinin ve çabalarının büyük payı var.
İktidar partisinin bu konuda hassasiyet gösterdiğine dair başka örnekler de var.
Bu davranışın Türkiye’nin uluslararası ilişkilerine kazanımlar sağladığı açık. Avrupa’dan ve özellikle Yunanistan’dan gelen tepkiler bunun göstergesi.
3- Ekonomik faktör:
Sümela Manastırı’ndaki ayine Ortodoks dünyasından 1500 kişi katıldı. Tören yabancı televizyonlarda ve gazetelerde ilgi gördü. Bu, bir turizm potansiyelinin oluşması demektir. Trabzon ve özellikle Maçka ilçesi halkı, bu potansiyeli ilerde daha da iyi değerlendirebilir. Müze olarak turistlerin hizmetine sunulan Manastır artık dünya çapında bir ün kazanmıştır. Bu yabancı ziyaretçiler için yeni bir cazibe noktası olabilir.
* * *
Aslında Türkiye bu tür olanaklara fazlasıyla sahip olan bir ülkedir. Anadolu, çeşitli kültür ve medeniyetlerin miraslarını taşımaktadır. Bunların muhafazası ve çeşitli vesilelerle değerlendirilmesi, Türkiye’nin yararınadır.
Ankara bunun farkındadır ve ona uygun stratejiler geliştirmektedir.
Şimdi Sümela Manastırı’nın ardından 19 Eylül’de diğer bir Hıristiyan dini mekânı, kapılarını bir ayine açacak. Van gölündeki Akdamar adasındaki Ermeni Surp Haç Kilisesi’nde düzenlenecek ayine en az 5 bin kişi bekleniyor. Yerel basına göre otel yetersizliğinden dolayı, halk gelecek turistlere evlerini açacak...
Bu 11 asırlık kilise uzun yıllar kendi haline terk edilmişti. 1951’de zamanın hükümeti burasını yakmaya karar vermiş ancak genç bir gazeteci olarak Yaşar Kemal’in yazıları sonucunda bundan vazgeçilmişti. Hükümet 2005’te burasını restore etmeye karar vermiş ve müze olarak hizmete açmıştır.
Şimdi de bu tarihi kilise, gene dünyanın dikkatini ve sempatisini çekecek olan bir dini törene hazırlanıyor...

milliyet



Bu yazı 540 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 3 Ocak 2012 Rusya ile ''kazan-kazan''
    • 20 Aralık 2011 Irak’taki boşluğu kim dolduracak?
    • 23 Eylül 2011 BM’nin Filistin sınavı
    • 18 Ağustos 2010 Tabular yıkılırken...
    • 6 Ekim 2009 Yorgo’nun dönüşü
    • 6 Mayıs 2009 Şimdiki öncelik Kafkasya
    • 7 Nisan 2009 Obama’dan çarpıcı mesajlar
    • 24 Şubat 2009 Araplar neden birleşmez?
    • 20 Ocak 2009 Obama neyi ne kadar değiştirecek?
    • 23 Aralık 2008 Ortadoğu’da domino oyunu
    • 19 Aralık 2008 Stratejik önem yetmez!
    • 4 Kasım 2008 Sürpriz olur mu?
    • 10 Ekim 2008 Kriz neleri ne kadar değiştirir?
    • 3 Ekim 2008 ABD’de “part-time” sosyalizm!
    • 19 Eylül 2008 Livni ile barış olur mu?
    • 16 Ağustos 2008 İran’la ilişkilerde ince ayar
    • 1 Ağustos 2008 Türkiye şimdi nasıl görünüyor?
    • 10 Temmuz 2008 Neden İstanbul?
    • 22 Şubat 2008 Sarkisyan'dan beklenen...
    • 20 Şubat 2008 Castro gitti ama Castroizm sürüyor

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    3,663 µs