En Sıcak Konular

Nazlı Ilıcak


Nazlı Ilıcak
0 0 0000

HSYK'nın yeni yapısı



HSYK'nın adı, Ergenekon davasına müdahale etmeye çalıştığı sıralarda kamuoyuna mal oldu. Atamaların önünü kesmek için, Adalet Bakanı müsteşarı toplantıya bile girmedi; kriz çıktı. Sonra bir uzlaşma bulundu, kararnameler yayınlandı. Bir baktık, HSYK'nın İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesi'ne atamak için ısrar ettiği Oktay Kuban, nöbetçi hâkim olarak görev yaptığı bir sırada, 19 Balyoz sanığının tümünü peş peşe tahliye edivermiş.

HSYK'nın "Kenan Evren yargılansın" diyen Sacit Kayasu ile Şemdinli davası savcısı Ferhat Sarıkaya'yı re'sen emekliye sevk ettiği; Ali Kaya ve Özcan İldeniz hakkında 39 yıl hapis cezası veren Van Ağır Ceza Mahkemesi hâkimlerini de tayin yoluyla başka yerlere dağıttığı hatırlardadır. HSYK'nın Ergenekon davasını yozlaştırmasına izin vermeme arzusu da, benim "evet" oyu gerekçelerimden biri.

Eleştirilen noktalardan biri Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu'nun (HSYK) yapısının değiştirilmesi.
HSYK'nın seçilmiş üyelerinin sayısı 5'ten 20'ye çıkıyor. Bu yüzden büyük oranda yenilenme söz konusu. Mevcut durumda, 5 üyenin tümünü Yargıtay ve Danıştay'ın gösterdiği adaylar arasından cumhurbaşkanı atıyor. Yeni düzenlemeye göre, mevcut 5 üye, sürelerini tamamlayıncaya kadar görevlerini sürdürecek. 15 yeni üye geliyor. Ama 15 yeni üyenin, yalnız 4'ünü cumhurbaşkanı re'sen atıyor; 1'ini Adalet Akademisi seçiyor; 10'unu ise, alt kademe mahkemelerinin savcıları ve hâkimleri, birinci dereceye yükselmiş 4 bin 500 hâkim ve savcı arasından belirleyecek. Evet HSYK'nın yapısı büyük ölçüde değişiyor ama, siyasi iktidarın bu Kurul'u ele geçirdiğinden söz etmek mümkün değil. Sadece Yüksek Yargı'nın ağırlığının azaldığı söylenebilir. Zaten kıyamet de bu yüzden kopuyor.

HSYK'ya, adli mahkemeler 7 üye, idari mahkemeler ise 3 üye gönderecek. 11 bini aşkın hâkim ve savcı, birinci dereceye yükselmiş 4 bin 500 hâkim ve savcı arasından tercihini kullanacak. Oysa, HSYK'ya sadece Yargıtay ve Danıştay üyeleri seçilebiliyordu. Birinci dereceye ayrılmış olsalar bile, diğer 4 bin 500 hâkim ve savcı dışlanıyordu. Peki Yargıtay ve Danıştay üyelerini kim seçiyordu? Onların atanması da, HSYK'nın yetkisindeydi. İşte şimdi bu kapalı devre, bu imtiyazlı yapı yıkılıyor, kıyamet bundan kopuyor.

HSYK bünyesinde farklı işlere bakan 3 ayrı daire kuruluyor. Birinci Daire, hâkim atama ve nakillerinde ya da mahkeme ve savcılara yetki verilmesinde görevli. İkinci Daire, hâkim ve savcıların terfileriyle ilgilenecek ve disiplin dosyalarını görüşecek. Üçüncü Daire ise, denetim konularına bakıyor; müfettiş görevlendiriyor ve gerektiğinde soruşturma iznini almak için Kurul Başkanı'na (Adalet Bakanı'na) konuyu iletiyor.
Adalet Bakanı, bugünkü haliyle, HSYK'da bütün işlemlerin içinde yer alabiliyor. Oysa yeni düzenlemede, sıraladığımız 3 Daire'nin de faaliyetine iştirak etmeyecek. Yani, bakan, ilk soruşturma kararında yok; atamada, nakillerde, yetkilendirmede yok; terfilerde ve disiplin dosyaları görüşülürken yok. Bütün bu çalışmalar onun gıyabında yapılacak. Adalet Bakanlığı Müsteşarı ise, yalnız, Birinci Daire'de görev alacak; diğer dairelerin işine karışamayacak.
Adalet Bakanı, HSYK'nın başkanı. Ama, Kurul, itirazları inceleyen bir merci haline geliyor. Meselâ, atamaya itiraz ediyor bir hâkim; o zaman, atamayı yapan daire haricinde, geri kalan iki dairenin üyeleri, bakanın da katılımıyla toplanıyor ve itirazı değerlendiriyor. Bakan, 14 kişiden biri olarak oy kullanıyor. Kararı veren dairenin üyeleri, itirazlar görüşülürken Kurul'da bulunmayacak. Bu da adalet ve hakkaniyete doğru önemli bir adım. (Bugün, itirazlar incelenirken, kararı veren asıl üyeler de, yedek üyelerle birlikte toplanıyor)
Bugün eleştirilen hususlardan biri, bakanlık müfettişlerinin yargıç ve savcıları denetlemesi. Halbuki anayasa paketinde, HSYK tarafından seçilen ve Kurul'a bağlı olarak çalışan müfettişlerin bu denetimi yapması öngörülüyor. Soruşturma iznini ise, Kurul Başkanı sıfatıyla Adalet Bakanı veriyor.
Bugün, üye tam sayısı ile Kurul'un toplanması mecburiyeti, müsteşar katılmadığı takdirde karar alınamaması neticesini doğruyor. Hükûmet, üye tam sayısı ile toplantı yapılmasını kaldırıyor. Muhtemelen 3'te 2 gibi bir oran belirlenecek. Böylece 7 kişilik daireler, 5 kişiyle toplanabilecek. Kararlar ise, üye tam sayısının salt çoğunluğuyla verilecek.



Bu yazı 1,643 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 31 Ağustos 2012 AK Parti geriliyor mu?
    • 24 Ağustos 2011 Hasdal toplantısı... Balyoz Çalıştayı
    • 10 Ağustos 2011 Bilgi Destek Dairesi'ndeki bilgisayarlar niçin silindi?
    • 5 Ağustos 2011 YAŞ'ta uyum sağlandı
    • 30 Temmuz 2011 Asker-sivil ilişkileri ve toplu istifa
    • 26 Temmuz 2011 BDP'ye empati tavsiyesi
    • 11 Haziran 2011 Kılıçdaroğlu ve yolsuzluk
    • 21 Mayıs 2011 Kasetler, tahminler ve siyaset mühendisliği
    • 9 Mayıs 2011 Şiddet mi, barış mı?
    • 2 Mayıs 2011 Subay eşlerine siyaset dersi
    • 1 Mayıs 2011 1 Mayıs Bayramı
    • 21 Nisan 2011 Maddelerdeki çelişki ve kafa karışıklığı
    • 20 Nisan 2011 YSK'nın, ''memnu haklar'' gerekçesi
    • 18 Nisan 2011 Şener, tek başına
    • 19 Mart 2011 Medya 2010 ve mantık
    • 9 Mart 2011 Ulusal Medya 2010/Amaç ve Strateji
    • 5 Mart 2011 Zekeriya Öz'e soruşturma açılamaz mı?
    • 24 Şubat 2011 Oda TV, Nedim Şener ve Ahmet Şık
    • 8 Şubat 2011 Kâğıttan kaplan!
    • 17 Ocak 2011 Türkiye'de sivil vesayet mi var?

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    4,568 µs