En Sıcak Konular

Mümtaz'er Türköne


Mümtaz'er Türköne
0 0 0000

İnfial



Dört polisin şehit edilmesinden sonra Dörtyol'da kitlesel olaylar yaşandı. Kürt ve Türk olmak kriterine göre insanlar iki kampa bölündü.

Başka bir suçtan gözaltına alınan kişileri linç girişimi ile başlayan olaylar hızla tırmandı. İki partinin ilçe binaları taşlandı. Kahveler basıldı. Hatay-Dörtyol'da karşılıklı olarak etnik bir çatışma yaşandı. Türklerle Kürtler karşı karşıya geldi. Bu olay hafife alınacak veya geçiştirilecek türden değil. Genelleme yapmak da doğru görünmüyor. Bu olayla eşzamanlı olarak İnegöl'de yaşananlara bakarak Türkiye'nin bir etnik çatışmaya sürüklendiğini söylemek yangına benzin dökmek gibi ucuz ve belki de art niyetli bir hüküm. Peki, Dörtyol'da ve İnegöl'de yaşananlar neyin nesi?

Dörtyol'da yaşananlar matematiksel kesinlikte bir PKK tezgâhı. PKK şimdi, bu olayları gerekçe göstererek eylem çağrısı yapıyor. Başta Diyarbakır olmak üzere yapılan bu son eylem çağrısı, doğrudan Dörtyol'daki olayları bahane olarak gösteriyor. Demek ki amaç, kitlesel bir şiddet ortamı yaratmak. "Kitlesel şiddet" adı üzerinde sokaklarda yaşanan ve silahsız kitlelerin ana aktör olarak yer aldığı şiddettir. PKK kendi kitlesini eyleme sevk ederek ve toplumu etnik bir çatışmaya sürükleyerek bir hedefe varmaya çalışıyor. Hedef, referandum atmosferini bu kitlesel şiddet aracılığıyla boğucu hale getirmek. PKK 31 Mayıs'ta İskenderun'da başlattığı saldırılarla kitlesel desteğini kaybetmeye başladı. Kitle sokağa, sıcak çatışmalara sürüklenirse keskinleşir. Matematiksel kesinlik ise şöyle: PKK Dörtyol gibi bir yerde dört polisi şehit ederse bu sonuçları devşirir. Dört polis kitlesel şiddeti tırmandırmak için şehit edildi. Maksat hasıl oldu mu? Bu soruya cevap vermek için MHP kanadına bakmak lazım.

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin Dörtyol ve İnegöl olayları sonrasında yaptığı yazılı açıklama genel hatları ile bir "sükunet ve sağduyu" çağrısı. Ancak iki temel yanlışı var. "Yanlış" kelimesini, Bahçeli'nin de arzu etmeyeceği "etnik çatışma ortamı yaratmak" anlamında kullanıyorum. Birincisi bu olayları siyasîleştirmek ve faillerine sahip çıkmak. İkincisi birincisinin sonucu: Bahçeli bu yazılı açıklamada PKK yerine sadece hükümeti suçluyor. Dörtyol'da yaşanan olayları "haklı bir infial" olarak niteliyor ve bu "haklı infiali" hükümete kanalize ediyor.

Galiba işin sırrı da bu "infial" kelimesinde saklı. "İnfial" haricî bir tesirle ortaya çıkan hâl veya hareket demek. "İnfial", "fiil" yani "eylem" kelimesi ile aynı kökten geliyor. Tam karşılığı "tepkisel durum veya eylem" demek. Bir eser müessirine nisbetle fiil, zuhur ettiği duruma göre infialdir. Dörtyol olayları için "haklı bir infial" demek, doğrudan bu tepkiye yol açan müessire yani PKK'ya bir paye vermektir. İnfial "haklı" ise bu infiale yol açan fiili işleyen amacına ulaşmış olur. Soruyu şöyle soralım: PKK'nın dört polisi şehit etmesinin amacı bu "haklı infiale" yol açmak değil miydi?

Kitlesel gösterilere katılanlar bilirler: Kitlesel eylem hiçbir zaman kendiliğinden ortaya çıkmaz. Buna infialler yani tepkisel eylemler de dahildir. Nitekim İnegöl'de meydana gelen olayların telefon mesajları ile oluşturulmuş bir şebeke ile tırmandırıldığı anlaşılıyor. Dörtyol için de benzer bir organizasyonun devrede olması lâzım. Genellikle bazen tek bir kişi, infiale uygun ortamda "ne duruyorsunuz" diye bağırır ve sonra ortadan kaybolur. Maraş, Çorum gibi kitlesel cinnetin yaşandığı olaylar böyle başlamıştır. Kitle ruhu ortaya çıktığı anda bireyler kendi irade ve muhakemelerini kaybederler. Bir bütünün yani kitlenin iradesiz bir parçası haline gelirler. İrade kitleyi sürükleyen kişinin veya kişilerin eline geçer. Bu yüzden kitlesel eylemlere bakarak insanları yargılayamaz ve oradan mantıklı sonuçlara ulaşamazsınız.

İnegöl'de polis merkezinin önünde elinde bira şişesi belediye aracının üzerine çıkan kişinin "şehitlerimizin katillerini bize verin" diye bağırması "haklı bir infial" değil, sadece provokasyondur. Dörtyol'da iki partinin binasını taşlama eylemini, "haklı bir infial" olarak gören bir parti lideri "haklı" olamaz.

"Türk-Kürt düşmanlığı giderek tırmanıyor, Türkiye etnik bir çatışmaya sürükleniyor" lafını ister MHP ister BDP etsin, kesinlikle inanmayın. Kimse kimseye düşman falan değil. Kendi kalbinizi yoklamanız, doğruyu bulmak için yeterli. Bir Kürt'e sırf Kürt olduğu için düşman olmak gibi bir rezilliğe kim yeltenebilir? Dörtyol ve İnegöl'de yaşanan olayları da tam Cemil Meriç'in "kitlelerin ırzı-namusu" hakkında söyledikleri ile yorumlamak lâzım. Referandum zemini şiddetten beslenen iki partinin oylarının gerilediğini gösteriyor. Hem "fiil"in hem de "infial"in sahipleri bu gerilemeyi durdurmaya çalışıyor. Mesele bundan ibaret.
 
zaman



Bu yazı 1,179 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 30 Eylül 2012 Bu sefer çözülecek mi?
    • 16 Eylül 2012 Din eğitiminde devlet tekeli kalkıyor
    • 14 Eylül 2012 Siyaset, artık dine alet edilmiyor!
    • 13 Eylül 2012 CHP, PKK ile müzakere yapabilir mi?
    • 9 Eylül 2012 Merkez Sağ'ın son noktası
    • 7 Eylül 2012 Başbakan sertleşmekte haklı mı?
    • 28 Ağustos 2012 Hükümet haklı çıktı
    • 26 Ağustos 2012 Kawa ve Ergenekon
    • 24 Ağustos 2012 Terör sorunu ayrışıyor
    • 17 Ağustos 2012 Hem şiddet üreten, hem barış isteyen bir örgüt
    • 16 Ağustos 2012 'Paralel devlet'in iflası
    • 12 Ağustos 2012 Kürt, Türk, Alevî ve Sünni olmak
    • 10 Ağustos 2012 Yangını kim söndürecek?
    • 5 Ağustos 2012 Ordulaşan partiler ve partileşen ordular
    • 22 Temmuz 2012 Davutoğlu haklı çıkarsa?
    • 17 Temmuz 2012 'Hücre yenilenmesi'
    • 29 Haziran 2012 ÖYM'leri kaldırması için hükümete yetki verdiniz mi?
    • 24 Haziran 2012 Türkiye savaşa girer mi?
    • 21 Haziran 2012 Teröre teslim olmak
    • 19 Haziran 2012 Çözüme yakın mıyız?

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    6,600 µs