En Sıcak Konular

Prof. Dr. Ahmet Rasim Küçükusta



Prof. Dr. Ahmet Rasim Küçükusta
0 0 0000

Reflü ilaçlarındaki hayati tehlike



 Proton pompası inhibitörleri (PPİ) günümüzde çok kullanılan ilaçların başında geliyor. Mide asit salgısını azaltan bu ilaçlar özellikle ülser ve reflü hastalığı tedavisinde adeta devrim yarattılar. Bunlar sayesinde ülseri ve reflüye bağlı özofajiti olan hastalar dünyaya yeniden gelmiş gibi oldular, mide ve yemek borusu ameliyatları neredeyse hiç yapılmaz oldu ama bunlar, bu ilaçların çok ciddi yan etkileri olabileceğini görmemize de engel olmamalı.

Archives of Internal Medicine’ de yayınlanan yeni araştırmalara göre PPİ’ nin ender görülen ama çok ciddi sonuçlara yol açan yan etkileri var.

Bu yan etkilerden biri PPİ kullananlarda C. difficile adı verilen ve antibiyotik alan hastalarda görülen, tedavisi çok zor olan tıpta psödomembranöz kolit adıyla bilinen bir bağırsak enfeksiyonu. C. difficile sağlıklı insanlarda da bağırsaklarda bulunan bir bakteri ancak mide asidi bu bakterilerin çoğalmalarına fırsat vermiyor. PPİ, mide asidini azalttığı için bu bakteriler aşırı miktarlarda üreyerek bağırsaklarda enfeksiyona sebep oluyor.

Çok ağır bir ishalle seyreden bu enfeksiyon kalın bağırsakların ameliyatla çıkarılmasına ve hatta ölüme kadar gidebilen komplikasyonlara yol açabiliyor.

Kanserden dehidratasyona 100 binden fazla hastaya ait hastane verilerini değerlendiren uzmanlar, asit baskılayıcı ilaç kullanmayan hastalarda enfeksiyon riski yüzde 0.3 iken; bu oran günde bir kere PPİ alanlarda yüzde 0.9 ve günden birden fazla PPİ alanlarda ise yüzde 1.4 olarak bulunmuş.

Bir başka ekip tarafından yapılan araştırmada ise C. difficile enfeksiyonu dolayısıyla tedavi görmekte ve aynı zamanda PPİ kullanmakta olan hastalarda enfeksiyonun tekrarlama riskinin bu ilaçları almayan hastalara göre yüzde 42 fazla olduğu belirlenmiş.


PPİ’ in yan etkileri sadece bu ağır kolitle sınırlı değil. Menopoz sonrası dönemde olan 161 bin kadında yapılan bir başka araştırmada bu ilaçları uzun süre kullananlarda omurga kırıkları riskinin yüzde 47, kol ve bilek kırıkları riskinin ise yüzde 25 oranında arttığı ortaya çıktı. Uzmanlar bunu mide asidinin baskılanmasının kalsiyum emilimini bozmasıyla izah ediyorlar.

Yüksek dozlardan da kaçınmak gerekiyor

Kanayan ülserleri olan 1.150 hastayı ihtiva eden 7 ayrı klinik araştırmanın meta-analizinde PPİ’ ın yüksek dozlarda uygulanmasının ne yeni kanamaları önlemeye, ne ameliyat ihtiyacını ortadan kaldırmaya ve ne de ölümleri azaltmaya katkısı olmadığı gösterildi.


Gelelim neticeye

PPİ ancak kesin endikasyonları varsa kullanılmalıdır. PPİ’ nin yüzde 70’ e varan oranlarda gereksiz kullanıldığı, seyrek de olsa çok ciddi yan etkileri olabileceği ve yüksek dozların ek bir fayda sağlamadığı unutulmamalıdır.

Kimler PPİ kullanmalı?

BİR: Kanamalı mide ülseri olanlar

İKİ: Helicobacter mikrobunun sebep olduğu mide ülseri olanlar

ÜÇ: Zollinger-Ellison Sendromu

DÖRT: Yemek borusu alt ucunda mide asidinin yol açtığı iltihap olanlar (reflü özofajit).

Mitchell Katz’ a ait olan bu tavsiyelere ben de katılıyorum.

KAYNAK

Amy Linsky, Kalpana Gupta, Elizabeth V. Lawler, Jennifer R. Fonda, John A. Hermos: Proton Pump Inhibitors and Risk for Recurrent Clostridium difficile. Infection Arch Intern Med 2010;170(9):772-778.



Bu yazı 2,134 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 31 Ekim 2014 Günde 3 bardak süt kemik kırığı ve ölüm riskini artırıyor
    • 14 Mayıs 2013 Akademik sahtekârlık geleneğinin kime ne zararı var
    • 11 Aralık 2012 Yakında ruh hastası olmayan kalmayacak
    • 9 Ekim 2012 Bir Türk tıp alanında Nobel alabilir mi?
    • 3 Ekim 2012 Burun damlaları ile aldatılıyor muyuz?
    • 2 Ekim 2012 Kimi kime şikâyet edelim?
    • 1 Ekim 2012 Türkiye'de mamografi taramaları rezaleti
    • 16 Eylül 2012 Mamografi taramalarına karşıyım
    • 10 Eylül 2012 Modern tıbbın son numarası: Aşırı teşhis
    • 8 Eylül 2012 Mamografi kanser riskini arttırıyor
    • 7 Eylül 2012 Benzer ilaç nedir?
    • 28 Ağustos 2012 Meme taraması saç taramaya benzemez
    • 14 Ağustos 2012 Antibakteriyel ürünlerdeki büyük tehlike
    • 6 Ağustos 2012 Sağlıklı suda hiçbir mikrop olmamalıdır
    • 30 Temmuz 2012 Enerji içecekleri yasaklanmalıdır
    • 23 Temmuz 2012 Damacana mı musluk suyu mu?
    • 10 Temmuz 2012 İlaç tanıtımında bundan iyisi Şam'da kayısı
    • 23 Haziran 2012 Bir sağlık haberi skandalı
    • 13 Haziran 2012 Ot-Çöp tüccarlarından alacağımız dersler de var
    • 17 Nisan 2012 Sönmez gene döndü

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    8,348 µs