En Sıcak Konular

Şahin Alpay


Şahin Alpay
0 0 0000

Türk dış politikası liberaldir



Türkiye'nin Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) iktidarı altında izlediği dış politika, bütün dünyanın ilgisini çekiyor ve farklı şekillerde yorumlanıyor.

Gerginleşen Türkiye-İsrail ilişkileri üzerine ABD'deki İsrail lobisi Türkiye'ye karşı bir kampanya başlattı. Bu lobinin müfrit sözcülerine göre Ankara "radikal İslamcı" bir politika izlemekte. The Economist dergisine kadar yayılan bir söyleme göre de, Ankara'nın politikası radikal olmasa da "hafiften İslamcı". Başkalarına göre Türk dış politikasına "Yeni-Osmanlıcılık" yön vermekte. Geçenlerde bir Fransız uzman Türkiye'nin "Yeni-Hilafetçi" politika izlediğini ileri sürdü. Yine başkalarına göre Türk dış politikasına, ABD, AB ve İsrail'e duyulan milliyetçi tepkiler yön vermekte. Ben bu analizlerin hiçbirine katılmıyorum. Bana göre, mimarlığını Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu'nun yaptığı Türk dış politikası, her zaman tutarlı olmasa da, esas olarak liberal ilkelerden esinleniyor.

Her şeyden önce AKP hükümeti dış politikada, Avrupa Birliği (AB) üyeliğini temel hedef olarak aldı ve bu yönde çok önemli siyasi ve iktisadi reformlara imza attı. Böylelikle, bizzat AB sözcülerinin ifadesiyle, Türkiye'yi AB'ye yakınlaştırdı. Herkesin malumu olduğu üzere AB, hem ekonomik hem de siyasi anlamda tümüyle liberal bir proje. Türkiye'nin üyelik koşullarını yerine getirmedeki eksiklerinin hükümetin niyetsizliğinden çok, dışarıda AB'den gelen olumsuz sinyal ve engellemelerden, içeride de ulusalcı-milliyetçi, vesayetçi-militarist muhalefetin statükocu direnişinden kaynaklandığı çok açık.

Türkiye ekonomisi hiçbir zaman AKP iktidarı altında olduğu kadar piyasa ağırlıklı ve dış rekabete açık olmadı. Dış politikaya yön veren "komşularla sıfır problem" politikasının bir ayağı anlaşmazlıkları çatışarak-savaşarak değil konuşarak çözmek ise öteki ayağı da ekonomik entegrasyonun derinleştirilmesi. Gerek sorunları diyalog ve diplomasiyle çözmek, gerekse istikrar ve barışı ekonomik karşılıklı bağımlılığın artırılmasında aramak olsun, her ikisi de kesinlikle liberal ilkelerden esinlenen politikalar. Ankara'nın "komşularla sıfır problem" politikasıyla yetinmeyip, ortasında durduğu Balkan, Kafkasya ve Ortadoğu coğrafyasındaki, kendi istikrar ve güvenliğini de tehdit eden anlaşmazlıklara diyalog ve diplomasi yoluyla çözüm bulunmasına aktif katkı yapma çabası da, hiç şüphesiz "askeri çözüm"ü değil "siyasal çözüm"ü savunan liberal yaklaşıma dayanmakta.

AKP hükümetinin liberal ve küreselleşmeci politikaları, Türkiye sivil toplumundan da büyük bir destek görmekte. Türkiyeli işadamları bugün hemen bütün kıtalarda faal. Türkiyeli eğitimciler hemen bütün kıtalarda açtıkları okullar aracılığıyla Türkiye ile bulundukları ülkeler arasında gerek ticari gerekse kültürel ilişkilerin artmasına, karşılıklı anlayışın gelişmesine büyük katkıda bulunuyor.

AKP hükümetinin dış politika inisiyatiflerinin hepsinde başarılı sonuç aldığı elbette söylenemez. Kıbrıs sorunu çözülemedi, ama çözüm için BM'nin ve AB'nin desteklediği Annan Planı'na "hayır" diyen Türk tarafı değildi. Ermenistan ile normalleşme yolunda atılan adımlar henüz sonuç vermedi, ama düne nazaran bugün normalleşmeye çok daha yakınız. Yunanistan ve Suriye ile ikili sorunlar çözülmüş değil, ama bu ülkelerle savaş düşünülemez hale geldi. Belki hepsinden önemli olarak Irak'taki Kürdistan Bölge Yönetimi dahil öteki bütün komşularla ilişkiler iyileşti, karşılıklı ekonomik bağımlılık arttı.

AKP hükümetinin iç ve dış muhalifleri ne derse desin, Türkiye ilerleyen ekonomisi ve demokrasisiyle dış dünyada hiçbir zaman bugün olduğu kadar saygın, itibarlı bir yere sahip olmadı. AKP liderleri, özel hayatlarında hayli dindar, geçmişte İslamcı fikriyattan hayli esinlenmiş kimseler olabilir. Ne var ki bugün izledikleri politikalar İslamcılığın ya da milliyetçiliğin şu veya bu türünden değil, esas olarak liberal fikirlerden esinlenmekte.



Bu yazı 272 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 21 Temmuz 2012 Oyumu geri alıyorum
    • 2 Haziran 2012 Nükleer yalanlar ve gerçekler
    • 19 Mayıs 2012 Uludere, Ankara'nın karanlık dehlizlerinde
    • 29 Ekim 2011 Anadolu'daki bekleyiş, AB standartları
    • 20 Ağustos 2011 Şiddet, çözüm değil şiddet üretir
    • 19 Ekim 2010 Türkiye gittikçe Batı'ya yaklaşıyor
    • 26 Haziran 2010 Türk dış politikası liberaldir
    • 22 Mayıs 2010 Ey asker, siyasete karışma!
    • 8 Mayıs 2010 İsmet İnönü'ye de adil olmalıyız
    • 1 Mayıs 2010 Niye profesyonel ordu?
    • 3 Nisan 2010 'Lider sultası'ndan kurtulabilir miyiz?
    • 20 Mart 2010 Ermeni sorunu, aydınlar ve siyasiler
    • 6 Mart 2010 Vesayet rejimi nasıl kuruldu ve işledi?
    • 20 Şubat 2010 Demokrasilerde 'kontrol ve denge' nasıl sağlanır?
    • 13 Şubat 2010 Militarizm ne Ortaylı'ya, ne de MHP'ye yakışır
    • 2 Temmuz 2009 Genelkurmay Başkanı'na açık mektup
    • 11 Haziran 2009 'Türkiye çantada keklik değil'
    • 23 Nisan 2009 Zorunlu asimilasyon başarılı olamadı
    • 12 Şubat 2009 TSK'nın saygınlığını korumalıyız
    • 7 Haziran 2008 Militan demokrasi değil, militan devlet

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    5,689 µs