En Sıcak Konular

Mustafa Karaalioğlu


Mustafa Karaalioğlu
0 0 0000

İsrail’in başındaki bela



İsrail’in insani yardım konvoyunu vuran insanlık dışı saldırısı tahmin edildiği gibi her şeyden çok bu ülkeyi vurmaya başlamıştır. Bu izansız ve vahşi saldırı İsrail’in on yıllardır alışkanlıklar sonucu edindiği öldürme imtiyazının da sonunu getirecektir. Dünya, daha önce çok daha vahşi ve çok daha kanlı eylemlerle göstermediği tepkiyi gösterdi ve bu ülkenin istediği yerde istediğini öldürdüğünü fark etti... Fark etmekle kalmadı tepki gösterdi, daha önce soruna duyarsız kalan devletler peşpeşe başlarını kumdan çıkarmaya başladılar.

Bugüne kadar İsrail’in herhangi bir sorunu öngörememesi kendisine fatura çıkarmamıştı. Muhtemelen bu kez de saldırırken ortaya çıkabilecek sorunları öngöremedi. Öngörmemenin de bir maliyeti yoktu çünkü çıkabilecek her türlü olumsuzluğu kendi adına nasılsa ABD’nin göğüsleyeceği gerçeği vardı.

Ezber belliydi: İsrail vurur, ABD korur; İsrail hukuku çiğner ABD kitabına uydurur.

İşte bu ezber, Gazze’ye yardım taşıyan gemilere inen özel komandolar, ellerindeki silahlarla önlerine gelene mermi yağdırdıkları andan itibaren yüksek sesle
sorgulanır hale geldi.

Yine böyle mi olacak?

Türkiye’nin sert başlangıcı, dünyanın gösterdiği uyanış belirtisi böyle olmayacağını gösteriyor. İki açıdan...

1) Artık Washington’un eskisi kadar cesaretle İsrail’in arkasında durabilmesi mümkün değildir. Dursa da kesinlikle “eski” İsrail’in değil.

2) Bununla birlikte İsrail’e sadece ABD dostluğunun yeterli olmadığı bir döneme de giriliyor. Ki, asıl önemli nokta burasıdır.

Sadece Beyaz Saray’ın himayesi Ortadoğu’nun kalbine hançer gibi saplanan bu korsanlığın istikbalini teminat altına almaya yeterli olmayacaktır.

Eli kana bulaşmış bir ülkenin sonsuza kadar kefili olabilmek bir süper güç için bile mümkün olamayacaktır. Bunda ısrar eden bir ülkenin dünya barışı adına söyleyeceklerine kim inanır?

Türkiye, bütün bölgesel ve küresel sorunlarda legalite prensibini korudu. İran nükleer krizinden Balkanlar’daki siyasi problemlere kadar taraf olduğu her dosyada ısrarla diplomasi önerdi. Şimdi, konu kendisi olduğunda başka türlü davranması beklenemez. Ankara, legalist çizgisini koruyacak ama o çizgide de ısrar edecek. Uluslararası hukuk ve diplomasi içinde sonuç alınabildiğini dünyaya göstermek için enerjik ve ısrarcı olacak.

Saldırı ve sonrasında Türkiye’nin ustalıklı bir şekilde örgütlediği küresel reaksiyon Başbakan’ın “Bu bir milattır” tespitinin içini fazlasıyla doldurmuştur. Bir milat çünkü dünyanın bütün başkentlerinde İsrail lanetlenirken Türk
bayrakları sallanıyor...

Şımarık ve sorumsuz bir yönetimin şimdiye kadar duymadıklarını duymaya başlaması bir milattır. Türkiye Başbakanı’nın İsrail halkına “Düşürün bu hükümeti” mealinde mesaj göndermesi de bir milattır.

Türkiye, bu sinsi saldırı karşısında “uzun ve acılı” bir cevabı tercih ederek doğru politikayı seçmiştir. İsrail bundan sonra her fırsatta başta Türkiye olmak üzere bu konuya duyarlı ülkeler tarafından yakından takip edilecek, zorlanacak, köşeye sıkıştırılacaktır. Başbakan’ın önceki gün yaptığı konuşma dünya kamuoyuna bu perspektifi çizmiştir. Türkiye, dünya adına savaşmayacak, bir maceraya atılmayacak ama daha etkili olan bu yolu izleyecek. Amansız diplomatik takip...

Dışişleri Bakanı’nın başta ABD olmak üzere bütün muhataplarına verdiği mesaj da bu politikanın erken uyarılarını içeriyor. Türkiye için bu konunun yatışması ancak, İsrail’in haddini bileceğine dair kesin ve güçlü delillerin ortaya çıkmasıyla mümkündür.  

star



Bu yazı 637 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 29 Nisan 2011 Erdoğan ne yapmış oldu?
    • 26 Ocak 2011 CHP değişmese ne olur?
    • 27 Eylül 2010 ''Seçkinler'' demokrasiye entegre olacak mı?
    • 3 Haziran 2010 İsrail’in başındaki bela
    • 14 Aralık 2009 DTP KAPALI, PKK AÇIK Bu karar kimi cezalandırdı?
    • 24 Kasım 2009 Aynı analiz, aynı nakarat
    • 6 Ağustos 2009 Ayıp
    • 28 Temmuz 2009 367’nin mucidine bir küçük soru
    • 2 Aralık 2008 Ergenekon davası nasıl başarısız olur?
    • 30 Kasım 2008 Erdoğan’ın en önemli seçim vaadi
    • 19 Ekim 2008 151 oy neyi anlatıyor
    • 17 Eylül 2008 Satır aralarından Başbuğ
    • 8 Mayıs 2008 O yemekte ne konuşulmadı
    • 13 Nisan 2008 ‘AB şimdi’nin iki faydası
    • 10 Mart 2008 CHP’den başka küçülen Atatürk kurumu var mı?
    • 14 Ocak 2008 Alevi ezberleri
    • 1 Ocak 2008 ‘2007’nin en önemli olayları’ listem
    • 24 Kasım 2007 Kritik operasyon soruları
    • 5 Temmuz 2007 MHP siyasetini bekleyen yüzleşme
    • 28 Haziran 2007 ‘Gül olamaz’ daha iyi bir gerekçeydi

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    4,547 µs