En Sıcak Konular

Ahmet Taşgetiren


Ahmet Taşgetiren
0 0 0000

CHP 27 Mayıs'tan koptu mu?



Evet, bugün 27 Mayıs İhtilali'nin 50'nci yıl dönümü.

Hani "Dervişin fikri ne ise zikri de odur" denir.
Bana göre darbelerin de bir fikri ve zikri vardır.
Zikrini biliyoruz, askerin, başka iç-dış, siyasi-gayrı siyasi yol arkadaşlarıyla el ele vererek silah gücüyle iktidarı devirmesi ve onun yerine yeni bir kadroyu iktidar yapması.
Yani görünen kısım.
Peki "fikir" ne?
Fikir, askeri ve işbirlikçilerini o işe yönelten ana saik. Yönlendirici ana düşünce. Siyasi-sistemik değerlendirme. Askeri müdahale gibi bir radikal aracı devreye sokma noktasına getiren güçlü motif.
Belli ki 27 Mayıs'ın bu anlamda bir "fikr"i var.
Başlığa "CHP 27 Mayıs'tan koptu mu" sorusunu koyduğumuza göre, belli ki biz, CHP ile 27 Mayıs arasında bir "Fikir-zikir birlikteliği" bulunduğunu düşünmekteyiz.
Ve belli ki, "Koptu mu" sorusunu sorarken, meseleye bugünden bakıyor ve hâlâ "27 Mayıs'la fikir-zikir birlikteliği"nin güncel olabileceği ihtimalini irdeliyoruz.
"Nedir 27 Mayıs'ın fikri" sorusunun cevabından başlayalım:
-"1950'de iktidarı CHP tekelinden almış bir Demokrat Parti. Tek parti ideolojisinden inhiraflar sergiliyor. Bunu halkoyunu alarak yapıyor. Ve halkoyunu almaya devam edeceğinden kuşku duyulmuyor. Yani, bu gidişle sandıktan çıkarak DP'yi sona erdirmek mümkün değil. Ama DP iktidarı demek, "Tek parti ideolojisi"nin, yani tercüme edersek, cumhuriyetin, laikliğin, Kemalist değerlerin tehlikeye girmesi demek. Öyleyse ne pahasına olursa olsun, bu iktidar sona ermeli ve bundan böyle, "Tek parti ideolojisi" sandıktan çıkmasa bile iktidar olmasını sağlayacak bir statüko oluşturulmalı. Yani iktidarda hangi parti olursa olsun, tek parti ideolojisi egemen olmalı ve iktidardaki parti bu statükoyu zorladığı her defasında askeri müdahaleye gerek kalmadan tasfiye edilebilmeli."
27 Mayıs, bu fikirden yola çıkarak, zikrini icra etti, "devrimci şiddet"le geldi, Başbakan'ı ve iki bakanı astı, cumhurbaşkanını, milletvekillerini sürgüne gönderdi ve Anayasa Mahkemeli, Danıştaylı, "hakimiyet"i, millet tekelinden alıp kurumlara paylaştıran kendi düzenini kurdu.
27 Mayıs düzeni, Anayasa Mahkemesi'nin ve Danıştay'ın, siyaseti tanzim için araç olarak kullanılma projesinin adıdır.
Buna rağmen bu düzende "silahlı güç" de bütünüyle devreden çıkmış değildir.
O, adeta bir üst tanzim gücü olarak sürekli zihinlerdedir. Yani, ihtiyaç durumunda ona başvurma alt yapısı, zihinlerde saklıdır.
Peki bu yapı halen güncel midir?
Evet günceldir.
Belki Türkiye şu sıralar, bu "27 Mayıs fikri"nin Türkiye'den uzaklaştırılması yolundaki çabaların sancısını yaşamaktadır.
Halk hâlâ statükonun en net garantörü rolünde görülen CHP'ye prim vermiyor.
Halk, tek parti ideolojisini düne göre daha net bir bilinçle reddediyor.
Halk düne göre kendi iradesinin demokratik gücüne daha bilinçle sahip çıkıyor.
Ve "Tek parti ideolojisinin tutkunları" hâlâ o statükonun egemen olmasını istiyor.
Bu noktada askerin rolü, küresel eğilimler ve bağlantıların da etkisiyle kısmen azaltılmış durumda. Yani "27 Mayıs'ın zikir boyutu" çok kolay devreye girecek gibi gözükmüyor.
İşte orada, "Fikr"i ikame edecek kurumlaşmadan medet umuluyor.
Ve CHP'nin bu noktadaki rolü anlam kazanıyor.
-CHP 27 Mayıs'tan koptu mu?
Baykallı CHP'nin, 27 Mayısçı olduğundan en ufak bir kuşku olmadığı söylenebilir.
Askerin en son 27 Nisan e-muhtırasına selam durmakla, daha önce 28 Şubat'ı "sivil toplum direnişi" gibi yorumlamakla, sonra Anayasa Mahkemesi'nin gerek parti kapatma, gerekse Anayasa değişikliklerindeki rolünü mutlak yorumlar gibi algılamakla, millet iradesi üzerindeki "asker veya yargı vesayeti"ni asla ve asla sorgulamadığı gibi, ondan yararlanmakla, karşımızda 27 Mayısçı bir CHP vardı.
Şimdi Kılıçdaroğlu CHP'si, "statükonun yeni bir hamlesi" gibi gözüküyor.
"Halka ulaşmak" 27 Mayıs çizgisinde bir restorasyon arayışıdır.
Halktan oy almak ve iktidar olmak... Gereken budur. Ama tutarlı olmak şartıyla...
27 Mayıs'la gelen düzeni sorgulamak ve millet iradesi üzerindeki açık veya örtülü vesayet çerçevesini reddetmek şartıyla...
Anayasa değişikliğini halkoyundan kaçırmak için bir an önce Anayasa Mahkemesi'nden yürürlüğü durdurma kararı beklemek ise "27 Mayıs fikri"nin 2010 yılında bir şekilde devreye girmesinden başka bir şey değildir.
"Parti kapatma"yı zorlaştıran maddenin geçmemesi için en yaman direnişi sergileyen CHP grubunun 27 Mayıs'la arasına mesafe koyduğu söylenebilir mi?
Peki o gün ve bugün Kılıçdaroğlu neredeydi?

bugün

 



Bu yazı 717 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 25 Eylül 2012 Vesayet tortusunu silmek...
    • 20 Eylül 2012 Ana gündem: Terörü yok etmek
    • 12 Eylül 2012 Gültan Kışanak kaçırılsa...
    • 11 Eylül 2012 AK Parti formatının önemi
    • 9 Eylül 2012 Ne kadar çok ''keşke'' diyoruz
    • 7 Eylül 2012 ''Akil adam'' enstrümanı
    • 28 Ağustos 2012 MGK ne yapacak?
    • 26 Ağustos 2012 Düşme, düşersen üzerine çullanırlar
    • 19 Ağustos 2012 Bayram nostaljisi
    • 14 Ağustos 2012 Aygün ve bölgenin çıplak gerçeği
    • 12 Ağustos 2012 115 asker ölseydi...
    • 9 Ağustos 2012 ''Güvenlikçi politika''
    • 7 Ağustos 2012 Şemdinlili bir ananın Karayılan'a mektubu
    • 2 Ağustos 2012 ''Daha büyük harita''
    • 27 Temmuz 2012 Ortak mutluluğu planlamak
    • 26 Temmuz 2012 Ortadoğu'da ne oluyor?
    • 24 Temmuz 2012 Bölgesel Kürt yapılanması
    • 19 Temmuz 2012 Erdoğan'ın kurgusu ne?
    • 18 Temmuz 2012 Kılıçdaroğlu için son raunt
    • 27 Haziran 2012 Türkiye sınanıyor

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    4,926 µs