En Sıcak Konular

Mümtaz'er Türköne


Mümtaz'er Türköne
0 0 0000

CHP, Ergenekon'un arka bahçesi olarak kalacak mı?



Kuvva-i Milliye mi? Yoksa Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti mi? 1919 yılını referans alan bu iki sorudan birini tercih etmek, CHP'nin bugünkü kimliğini belirliyor. Kemâl Kılıçdaroğlu'nun genel başkanlığa seçildiği kongrede yaptığı konuşma ikisini de kapsıyor.

CHP'nin yeni genel başkanı, alışkın olmadığı miting tarzını denediği konuşmasında: "CHP, Kuvva-i Milliyedir. CHP Müdafaa-i Hukuk'tur" sözü ile, bizi iki arada bir derede bırakıyor. Çünkü CHP Kuvva-i Milliye olamaz. Kuvva-i Milliye silahlı bir gerilla örgütü. Hukuku vatanı kurtarmak için yok sayıyor ve çete yöntemleri ile Yunan işgalini durdurmaya çalışıyor. Kurtuluş Savaşı'nın Yunan işgali ile başlayan ve düzenli ordunun devreye girmesi ile sona eren kritik evresi "Çete Harbi" olarak bilinir. Aynı evrede, bir de siyasî mücadele veren Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyetleri var. Nitekim Cumhuriyet Halk Fırkası bu cemiyetlerin siyasî partiye dönüşmesi ile doğmuştur.

Bugün Türkiye işgal altında değil. Kimse hukuksuzluğu ve çete yöntemlerini savunamaz. Savunursa? O zaman Ergenekoncu olur. Ergenekonculuğun savunduğu ideoloji, darbe yapmak için Kuvva-i Milliyeciliğe sarılmak. Onlar Kuvvacılığı, hukuksuzluktan ibaret sanıyor. Halbuki dünün Çerkes Ethem'i hayırla yâd edilmesi gereken bir Kuvva-i Milliye lideri; bugünün Kuvva-i Milliyecileri ise devlet içindeki iktidarı ele geçirmek için eşkıya yöntemleri kullananlar.

Yeni CHP ulusalcı mı olacak? Ulusalcılık, hukuku ve demokrasiyi reddeden Kuvvacılık, Kürt düşmanlığı, dine saygısı olmayan laiklik ve askerî vesayete destek olarak anlaşılmalı. Ergenekon ve CHP arasındaki iç içelik, ulusalcılığın tartışmalı içeriği ile belirginleşiyor.

Geçen hafta köşemde sorduğum "CHP Ergenekon'un arka bahçesi mi?" soruma, sert tepkiler geldi. CNN Türk'te Medya Mahallesi programının yapımcısı Ayşenur Hanım bu soru için "edep ya hû" demiş. Sonra eklediği "izan ya hû"ya itirazım yok; ama o da bu şekilde kullanılmıyor. Türkçede böyle bir deyiş yok. Söylediklerimde, "elfaz-ı müstehcene ve muzırra" olmadığına göre edep dışı bir durum da yok. "İzan" konusunda haklı olabilir. Doğrusu "insaf ya hû" olmalı. Ayşenur Arslan dikkatli ve ciddî bir gazeteci. "CHP Kuvva-i Milliyedir" diyen Kılıçdaroğlu'nun bu sözünü, Ergenekon'un ideolojisi ile ölçüp tartabilir.

Şimdiki sorumuz: "CHP, Ergenekon'un arka bahçesi olarak kalacak mı?"

CHP'nin, siyasî partiler yelpazesinin ve dolayısıyla Türkiye'nin geleceği bu sorunun cevabında saklı. Kılıçdaroğlu'ndan ne bekleniyor? "Ordu+CHP=İktidar" formülü devam edecek mi? Kongre konuşmasında özel yetkili mahkemelerin kaldırılmasını isteyen Kılıçdaroğlu, bir adım öteye geçip sıkı bir Ergenekon müdafaasına girişecek mi?

Muhafazakâr medya, Kılıçdaroğlu'nun profilini ve performansını eleştirel, biraz da muhalif bir üslupla sorguluyor. Halbuki Kılıçdaroğlu'na hepimiz bir kredi açmak ve doğrudan kendi kişiliği ve tercihi ile belirlediği önceliklere dayalı CHP'nin ortaya çıkışı için ona zaman tanımak zorundayız. Askerî vesayete umut bağlamayan, doğrudan halka dayanarak ve halkı kazanmaya çalışarak politika yapan CHP, AK Parti için dişli bir rakip, aynı zamanda Türkiye adına hukuksuzluktan kurtulmak için değerli bir fırsat.

"Yeni CHP, Ergenekon'un arka bahçesi olarak kalacak mı?" sorusunun cevabını, yeni genel başkanın gündelik dilinde aramak lâzım. "Yeni CHP" gerilim siyasetine devam edecek mi? CHP'nin üreteceği gerilimi ölçen araçlara ihtiyacımız var.

CHP'nin takip ettiği gerilim siyaseti Türkiye'yi kutuplaştırdı. Bu kutuplaşma sonuçta CHP'ye yaramıyor. Kutuplaşmadan sadece MHP ve BDP ve bir de Ergenekon kârlı çıkıyor. Niye Ergenekon? Çünkü gerilim, Kuvva-i Milliyecilerin aradığı tehdit ve korkuları kışkırtıyor.

Kılıçdaroğlu'nun özellikle etnik sorunlar konusunda söyledikleri, Kürt sorununun çözümü için az da olsa umut barındırıyor. "Halkın değerlerine sahip çıkmak" ve "herkesi kucaklamak" Baykal'dan alıştığımız "istemezük" siyasetinden vazgeçmek ve çözüm odaklı siyasete geçmekle mümkün.

Kılıçdaroğlu'na hep birlikte zaman tanımalıyız. Meselâ anayasa paketine neden karşı olduğunu, gerilimden uzak bir dille açıklama fırsatı, Türkiye için birçok şeyin başlangıcı olabilir.

zaman



Bu yazı 1,224 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 30 Eylül 2012 Bu sefer çözülecek mi?
    • 16 Eylül 2012 Din eğitiminde devlet tekeli kalkıyor
    • 14 Eylül 2012 Siyaset, artık dine alet edilmiyor!
    • 13 Eylül 2012 CHP, PKK ile müzakere yapabilir mi?
    • 9 Eylül 2012 Merkez Sağ'ın son noktası
    • 7 Eylül 2012 Başbakan sertleşmekte haklı mı?
    • 28 Ağustos 2012 Hükümet haklı çıktı
    • 26 Ağustos 2012 Kawa ve Ergenekon
    • 24 Ağustos 2012 Terör sorunu ayrışıyor
    • 17 Ağustos 2012 Hem şiddet üreten, hem barış isteyen bir örgüt
    • 16 Ağustos 2012 'Paralel devlet'in iflası
    • 12 Ağustos 2012 Kürt, Türk, Alevî ve Sünni olmak
    • 10 Ağustos 2012 Yangını kim söndürecek?
    • 5 Ağustos 2012 Ordulaşan partiler ve partileşen ordular
    • 22 Temmuz 2012 Davutoğlu haklı çıkarsa?
    • 17 Temmuz 2012 'Hücre yenilenmesi'
    • 29 Haziran 2012 ÖYM'leri kaldırması için hükümete yetki verdiniz mi?
    • 24 Haziran 2012 Türkiye savaşa girer mi?
    • 21 Haziran 2012 Teröre teslim olmak
    • 19 Haziran 2012 Çözüme yakın mıyız?

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    8,236 µs