En Sıcak Konular

Mehmet Ali Birand


Mehmet Ali Birand
0 0 0000

Kılıçdaroğlu'nu artık kimse durduramaz



Kılıçdaroğlu adaylığını koyarak, bu işi bitirmiştir. Ben başından beri inanıyorum ki, Deniz Baykal geri dönmek için özel bir çaba harcamıyordu. Kemal Kılıçdaroğlu, belki CHP’yi kopartıp uçaracak bir isim olmayabilir, ancak bugün rüzgarı aldı ve gidiyor. Onu durdurabilmek artık imkansızdır. Eğer önü kesilirse, bakın nelerle karşı karşıya kalınabilir.
*                                                   *                                       *
            Kemal Kılıçdaroğlu, dün yaptığı açıklamayla adaylığını koydu ve bence bu işi bitirdi. Artık CHP’de Kılıçdaroğlu dönemi başlıyor.
            Bu köşeyi izleyenler gayet iyi bilirler. Başından beri , Deniz Baykal’ın kaset olayından sonra geri dönmek istemeyeceğini, böyle bir tutumun ona ve partisine çok pahalıya mal olabileceğini yazıp duruyorum.
            Meslekdaşlarımın önemli bir bölümü, Baykal’ın göz kırptığını ve geri dönmek için senaryolar peşinde koştuğunu yazarlarken, ben aksini savundum.Hem kendisiyle konuşmalarımdan, hemde demeçlerini farklı okudum. Kimselere göz kırpmadığına inandım ve yorumlarımla da sık sık açıkladım.
            Son birkaç gündür, Baykal dönecek diyenlerin sayıları da artmaya başladı.
            Ben yine de ısrarcıyım.
            Artık, Baykal’ın dönmek isteyip istemediğini tartışmak istemiyorum. Kafasındaki tilkileri sayamam, ancak benim gördüğüm başka bir gerçek var.
            O gerçek de, artık Kemal Kılıçdaroğlu’nun önüne kimsenin geçemeyeceğidir.
            CHP kamu oyunun büyük çoğunluğu, Baykal’ın geri dönmesine ters bakıyor. Baykal’a namus dersi vermek istediklerinden dolayı değil, kaset ortada durduğu sürece CHP’nin beklenen dirilişi gerçekleştiremeyeceğine inanılıyor.
            Ardından hemen ikinci soru geliyor.
            Peki , Baykal’ın yerine kim gelsin ?
            İşte bu konuda yine bütün eller Kılıçdaroğlu için kalkıyor.
            Çok basit bir deneme yaptım.
            Aydın Üniversitesi gençleri sağolsunlar, beni ödüllendirdikleri toplantıda konuşurken anket yaptım. Bunu, kesin bir sonuca gidilebilirmiş diye yazmıyorum. Ancak gençlerin kaldırdıkları elle öylesine büyük bir çoğunluğu gösteriyor ve diğer isimler o kadar cılız kalıyordu ki, durum kendi kendini gösteriyordu. Aynı şekilde, CHP’liler arasında yapılan anketlerde de aynı durumla karşı karşıya kalınıyor.
            Rüzgar Kılıçdaroğlu’ndan yana esiyor.
            Buna karşılık teşkilat Baykal’ın kalmasını istiyor.
            Sadece teşkilat değil, genel merkezin iplerini elinde tutan kadro da Baykal’ı istiyor.
            Eğer kazanırlar ve Baykal’ı başta tutarlarsa, işte o zaman kızılca kıyamet kopar.
                                                    
BİRKAÇ AY SONRA YENİ BİR KURULTAY YAPILIR.
            Kızılca kıyametin kopması, CHP’yi birbirine sokar.
            Öylesine bir iç mücadele başlar ki, birkaç ay sonra bu parti kendini yeniden bir Kurultay’da bulabilir.
            Teşkilat ile CHP seçmeni arasındaki bu görüş ayrılığı çok ciddidir. Eğer İl başkanları bu durumu doğru okuyabilirlerse, o zaman durum değişebilir. Aksi halde, CHP çok kaynak bir sürece girer.
            Kemal Kılıçdaroğlu belki uzun vadede CHP’yi ayağa kaldırıp uçuramayabilir, ancak kısa vadede, önümüzdeki genel seçimde, partiyi ayakta tutabilir.
Xxxx
2 inci kutu
 Resim: Erdoğan-Lula ve Ahmedinecad üçlü resmi.
 
TAHRAN’DA TARİHİ BİR ADIM ATILDI...
            Başbakan Erdoğan son anda bir gol attı.
            Tek başına değil tabii, Brezilya ile birlikte, İran konusunda hepimizi belki de büyük bir beladan kurtaracak ilk adımı attılar.
            Tahran’da dün imzalanan anlaşma, eğer sonucu alınırsa, bir Amerikan müdahelesinin önünün alınabileceği anlamına geliyor.
            Ancak acele etmeyelim.
            Durum şu ;
            Nükleer silah yapabilmek için bir ülkenin elindeki uranyumu zenginleştirmesi gerekiyor. İran, kendi uranyumunu zenginleştirilebileceği için kuşku yaratıyor. Bu kuşkuyu giderebilmenin yolu , İran’ın uranyumunu Fransa veya ABD’ye vermesi ve geriye  az zenginleştirilmiş uranyum alması. Az geliştirilmiş uranyum ile nükleer bomba yapılamayacağı için, batının kuşku ve kaygıları yok olacak.
            İşte dün Tahran’da ki imza ilk adımı oluşturuyor.
            İran, elindeki uranyumu Türkiye üzerinden batılı ülkelere vermeye ve karşılığında da az zenginleştirilmiş olarak geri almayı kabul etti.
            Ancak iş bitmedi.
            Şimdi, İran ile batı ülkeleri ( yani ABD) masaya oturup, Tahran’ın attığı bu adımın karşılığında neler vereceklerini tartışacaklar. Örneğin ticari ve ekonomik kısıtlamaların kaldırılmasından tutun da, İran’ın güvenliği konusunda bir dizi güvenceye kadar, alınacak kararları konuşacaklar.
            Bu müzakerelerde anlaşma olursa, sorun çözülecek.
            Aksi halde anlaşma uygulamaya girmeyecek.
            Anlayacağınız, İran yarın gelişmelerden tatmin olmadığını belirtebilir. Dünkü anlaşma, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinin bu ay sonu tartışmaya başlayacağı “ İran’a yaptırımları” bir süre için erteleyecektir.
            Bir de beklenmesi gereken, Washington’un bu imzaya tepkisi olmalıdır.
            Yani, son derece önemli ve ilk adım atılmıştır, ancak bundan sonrası daha da önemlidir.
            Türkiye, Brezilya ile önemli bir başarı elde etmiştir. Umarız, geçici bir başarı olmaz ve devamlılık sağlanır.

posta



Bu yazı 1,006 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 27 Eylül 2012 Türkiye, Suriye'de frene basıyor...
    • 25 Temmuz 2012 Türkiye'siz İsrail'in eski etkinliği kalmadı...
    • 20 Temmuz 2012 Esad için yer aranmaya başlandı, ancak henüz kabul eden ülke bulunamadı...
    • 13 Temmuz 2012 Washington Ankara'yı yavaşlatmaya çabalıyor
    • 27 Haziran 2012 Türkiye karizmasını çizdirmedi...
    • 21 Haziran 2012 PKK, vurdukça devre dışı kalıyor...
    • 25 Nisan 2012 23 Nisan müsamelerinden kurtulamayacak mıyız?
    • 19 Nisan 2012 Böyle subay yetiştirirseniz, Darbe'ye hayret etmeyin
    • 2 Mart 2012 ABD raporu: Ermenistan ile ilişkiler açılmalı...
    • 21 Şubat 2012 Bu defa MİT kazandı, ancak dikkat...
    • 9 Şubat 2012 Bırakın dindar nesli, tablet nesli geliyor...
    • 23 Aralık 2011 Biz neden kızıyoruz, asıl Sarkozy utansın...
    • 15 Aralık 2011 Gül 2014'e kadar Çankaya'da...
    • 10 Aralık 2011 Erdoğan çekildi, partinin haline bakın...
    • 30 Kasım 2011 Başbakan'ın ameliyat sonucu saklanmamalı...
    • 27 Ekim 2011 Devlet ne yapsa, bir türlü yaranamıyor...
    • 20 Ekim 2011 Bu açık bir cinayettir, bir savaş ilanıdır
    • 29 Eylül 2011 PKK vuruyor, ancak kışkırtamıyor...
    • 21 Haziran 2011 Erdoğan'ı tarihe asıl Kürt sorunu geçirir...
    • 22 Nisan 2011 Türkiye, BDP'ye sahip çıktı

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    4,374 µs