En Sıcak Konular

Taha Akyol


Taha Akyol
0 0 0000

Yüzde 10 barajı!



YÜZDE 10 barajına artık daha yüksek sesle itiraz ediliyor. Gerekçelerden biri, yüksek barajın ‘adalet’e aykırı görülmesidir.
Gerçekten, baraj sistemi büyük partinin Meclis’e daha büyük oranlarda girmesine yol açıyor: 2007 seçimlerinde Ak Parti 48 bin oyla bir milletvekilliği kazanırken, CHP 65 bin, MHP 70 bin oyla bir milletvekilliği kazanmıştı.
Yüzde 10 barajına itirazların artmasının bir sebebi de Ak Parti’ye muhalefet duygusudur; iktidarın aşırı güç kullanma eğiliminin doğurduğu kaygılardır. Doğru, düşük bir baraj olsaydı AKP yüzde 47 oyla bugünkü kadar milletvekili çıkaramaz, Anayasa‘yı tek başına değiştiremezdi.
Fakat dikkat: CHP de yüzde 10 barajdan memnun. Çünkü büyük partileri ödüllendiriyor.
Evvela, konu sadece ‘adalet’le değil, daha çok ‘siyaset’le ilgilidir. Zaten onun için AİHM yüzde 10 barajını “ihlal” saymadı.
İkincisi, yüzde 10 barajı bazı siyasi sorunlar yaratıyor ama bir de madalyonun öbür tarafı vardır: “Yöneten demokrasi”, yani sandıktan ülkeyi yönetebilecek bir iktidarın çıkması ihtiyacı...

Koalisyon kötüdür!
Yüzde 10 barajına itiraz edilirken “yönetimde istikrar” ihtiyacı göz ardı edilmemelidir.
Demokrasilerdeki “yönetebilirlik” sorununa en çok kafa yoran siyaset bilimcilerden biri Giovanni Sartori’dir. Sartori, koalisyonlarda “kimin neyi yapmaktan veya yapmamaktan sorumlu olduğunun” belirsiz kaldığını, koalisyonların hızlı ve etkin çalışmadığını anlatır... “Parçalanmış sistemler”de koalisyonların daha da parçalanmaya yol açtığını örneklerle ortaya koyar.
Ciddi ve kronik sorunları olup da “cesur kararlar”la bu sorunları çözüm yoluna koymuş koalisyon örneği yoktur.
Koalisyonların bizi “uzlaşmaya alıştıracağı” iddiası da çok geçerli değildir. Uzlaşma sanılan,  sulandırılmış politikalarla çözümlerin savsaklanmasıdır.
Türkiye 1990’lı yılları koalisyonlar elinde kaybetti! Etkin “icraat” yapılabilen yıllarımız, sandıktan bir partili iktidarların çıktığı dönemlerdir.
Bugün İngiltere koalisyonlara sürüklenmekten korkuyor! The Economist, Almanya’daki sağ-sol koalisyonun nasıl işe yaramadığını uzun uzun yazdı.

‘Çift sistemli’ seçim
Mesele o kadar önemlidir ki, parçalanmış yelpazeleri toparlayıp ülkeleri koalisyonlardan kurtarmak için siyaset biliminde özel modeller geliştiriliyor. Sartori’nin Ergun Özbudun tarafından dilimize kazandırılan “Karşılaştırmalı Anayasa Mühendisliği” adlı kitabı bunun bir örneğidir.
Duverger’nin “Siyasi Partiler”, Alan Ware’in “Political Parties” adlı kitaplarında da bu mesele geniş yer tutuyor.
Fransa asırlık çalkantıdan kurtulmak için yarı başkanlık sistemini icat etti, yarım asırdır iyi de işliyor.
Benim yirmi yıldır savunduğum görüş, yüzde 10 barajını korumak ama 550 milletvekilinin mesela 100’ünü, 150’sini partilerin genel oy oranlarına göre ‘tahsis’ etmektir. Yüzde bir oy alan parti de Meclis’te temsil edilir.
Böyle bir sistem “Türkiye milletvekilliği” adıyla 1995’te yasalaştırıldı ama Anayasa Mahkemesi ‘bütün milletvekilleri Türkiye milletvekilidir’ gerekçesiyle iptal etti. (K: 95/59)
Uygun terimler kullanılırsa Anayasa’ya aykırı olmaz.
Çift sistemli bir seçim türü, Almanya’da uygulanıyor. Sartori “çift motorlu sistem”den bahsediyor.
Türkiye’nin de her halde artık bir çözüm üretmesi gerekiyor.

milliyet



Bu yazı 385 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 7 Kasım 2011 KCK ve hukuk
    • 30 Temmuz 2011 Afrika kampanyası
    • 29 Temmuz 2011 Stalinist milliyetçilik!
    • 22 Temmuz 2011 AKP’li bakan İnönü’yü övüyor
    • 20 Temmuz 2011 ‘Makas açılıyor’
    • 18 Temmuz 2011 Totalitarizmi eleştirmek
    • 12 Temmuz 2011 Anayasa da böyle yapılır
    • 7 Temmuz 2011 ‘Usta’ kabine
    • 1 Temmuz 2011 CHP Meclis’e
    • 27 Haziran 2011 Anayasa yapmak
    • 7 Haziran 2011 AKP, CHP, MHP uzlaşır mı?
    • 30 Mayıs 2011 Kürt meselesi nereye?
    • 27 Mayıs 2011 Hukuk ve yargı açısından 27 Mayıs
    • 26 Mayıs 2011 Proje savaşı
    • 19 Mayıs 2011 Ergenekon ve PKK
    • 12 Mayıs 2011 Demirel ve CHP
    • 11 Mayıs 2011 MHP
    • 18 Nisan 2011 2023 Vizyonu
    • 2 Nisan 2011 ‘Bizden yana adalet!’
    • 25 Mart 2011 Türkiye’nin rolü?

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    6,649 µs