En Sıcak Konular

Mümtaz'er Türköne


Mümtaz'er Türköne
0 0 0000

Başsavcı bu sefer farklı şeyler söylüyor



Nüansları kaçırmayalım. Yargıtay Başsavcısı Abdurrahman Yalçınkaya'nın önceki gün anayasa paketi ile ilgili söyledikleri, her zaman söylediklerinden farklı.
Başsavcı, anayasa paketine, özellikle parti kapatma konusundaki iktidarını ikinci plana ittiği için itiraz ediyor. İtirazının, özünde CHP'nin itirazlarından pek fazla farkı yok. Bu yüzden AK Parti Grup Başkan Vekili Suat Kılıç'ın verdiği cevap ve Başsavcı'nın sözleri ile CHP sözcüleri arasında kurduğu paralellik bütünüyle doğru. Üstelik Başsavcı, Meclis'in anayasa kuralı koyma iradesine itiraz ediyor. Partilerin kolayca kapatılabilir olduğu bir anayasa düzenine sahip çıkmak ve değişikliğe itiraz etmenin hukuk devleti ve demokrasi içinde temellendirilmesi çok zor. Ama yine de bir farka dikkat edelim. Başsavcı itirazlarını temellendirirken Avrupa ülkeleri başta olmak üzere evrensel hukuka müracaat ediyor. Bu fark çok önemli. Öncelikle büyük bir ilerleme. Yargıtay Başsavcısı'nın evrensel hukuk dilini konuşmaya başlaması, Türkiye açısından bir ilerleme değil mi?

Bu ilerlemenin ölçüsünü, geçmişte ısrarla tekrarlanan şablonlar veriyor. Bunun için Yargıtay Başsavcısı'nın hazırladığı kapatma davası iddianamesini ve Anayasa Mahkemesi kararlarını hatırlamak yeterli. Evrensel hukukun, özellikle Avrupa standartlarının referans gösterildiği her savunmayı, Türkiye'nin yüksek yargısı, "ülkemizin özgün koşullarını" gerekçe göstererek devre dışı bırakıyordu. Dayandığı gerekçeler ise hep ideolojikti.

Laikliğin bir "yaşam biçimi" olduğunu savunan, dinî inançların akıl ve bilimin ilerlemesi ile geçerliliği kalmadığını düşünen bir yüksek yargımız var. Dünyanın hiçbir yerinde bu felsefî tezlere dayanarak karar veren bir yargı düzeni yok. Bu ideolojik gerekçelerle demokrasiyi işlemez hale getiren, yasama ve yürütme üzerinde ipotek kuran ve sürdüren bir yüksek yargı düzeni bu. İşte bu yüzden Yargıtay Başsavcısı'nın parti kapatma ve HSYK'nın yapısı konusunda fikir beyan ederken, evrensel hukuku referans göstermesi çok önemli. Bu alan artık ideolojik körlüklerin ve cehaletin hizmet ettiği bir güç mücadelesinin değil, ihtiyaç duyduğumuz aklın ve sağduyunun alanı.

Hükümetin anayasa paketini bu alana taşıdığınız zaman itirazların tamamı anlamsız hale geliyor. Paket karşılaştırmalı anayasa hukukunun verilerini zengin bir biçimde kullanıyor. Yapılan düzenlemelerin gelişmiş demokratik hukuk devletleri ile mukayesesi veriliyor. Şayet evrensel hukuku referans alıyorsanız, anayasa paketini birçok alanda dünyanın gerisinde bulmak, demokrasiyi ve temel haklar konusundaki güvenceleri daha ileri taşıyacak düzenlemelere ihtiyaç olduğunu söylemek bile mümkün.

Başsavcı'nın ileri sürdüğü "uzlaşma efsanesi" de yeni ve önemli bir fark. Uzlaşmanın aranması, sonuçta uzlaşmayı sağlayacak olan halka müracaat edilmesini getiriyor. İdeolojik bir devleti ve ideolojik endişeleri savunmak yerine "uzlaşma" ihtiyacından bahsetmek bile demokrasiye bir katkı niteliğinde. Gerçi uzlaşma efsanesi halkın anayasa yapma iradesini iptal etmek ve 12 Eylül diktasının koyduğu kuralları sürdürmek için kullanılıyor; ama olsun, hiç olmazsa halk bir aktör olarak devreye giriyor. Eğer uzlaşma arıyorsanız bırakın halk referandumda bu uzlaşmayı denesin. Öyle değil mi?

Türkiye'de artık birçok şeyin değiştiği anlaşılıyor. Başsavcı'nın Avrupa hukukunu referans göstermesi ve halk arasında uzlaşma araması, eskimiş ideolojik gerekçelerin devre dışı kaldığının önemli göstergelerinden biri. Sebep, askerî vesayet düzeninin çökmüş olması. Cuntacılar paçalarını kurtarma telaşında olunca, onların kurdukları düzeni sürdürmenin anlamı kalmıyor. Silahlı zorbalığı meşrulaştırmak için yerlerde sürünen hukuk ve akıl yeniden ayağa kalkıyor ve gücünü göstermeye başlıyor.

Çok önemli bir anayasa değişikliği paketi etrafındaki tartışmaların bile, rejime bulaştırılmadan sürmesi, tüketici laiklik tartışmalarına girilmemesi, Türkiye'deki değişimin bir göstergesi değil mi?

zaman



Bu yazı 963 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 30 Eylül 2012 Bu sefer çözülecek mi?
    • 16 Eylül 2012 Din eğitiminde devlet tekeli kalkıyor
    • 14 Eylül 2012 Siyaset, artık dine alet edilmiyor!
    • 13 Eylül 2012 CHP, PKK ile müzakere yapabilir mi?
    • 9 Eylül 2012 Merkez Sağ'ın son noktası
    • 7 Eylül 2012 Başbakan sertleşmekte haklı mı?
    • 28 Ağustos 2012 Hükümet haklı çıktı
    • 26 Ağustos 2012 Kawa ve Ergenekon
    • 24 Ağustos 2012 Terör sorunu ayrışıyor
    • 17 Ağustos 2012 Hem şiddet üreten, hem barış isteyen bir örgüt
    • 16 Ağustos 2012 'Paralel devlet'in iflası
    • 12 Ağustos 2012 Kürt, Türk, Alevî ve Sünni olmak
    • 10 Ağustos 2012 Yangını kim söndürecek?
    • 5 Ağustos 2012 Ordulaşan partiler ve partileşen ordular
    • 22 Temmuz 2012 Davutoğlu haklı çıkarsa?
    • 17 Temmuz 2012 'Hücre yenilenmesi'
    • 29 Haziran 2012 ÖYM'leri kaldırması için hükümete yetki verdiniz mi?
    • 24 Haziran 2012 Türkiye savaşa girer mi?
    • 21 Haziran 2012 Teröre teslim olmak
    • 19 Haziran 2012 Çözüme yakın mıyız?

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    5,582 µs