En Sıcak Konular

Mustafa Ünal


Mustafa Ünal
0 0 0000

Balyoz çelişkileri



Başsavcı, Balyoz soruşturmasında gözaltı kararlarını veren iki savcıyı görevden aldı. 'Neden?' sorusunu cevaplarken Şamil Tayyar'a 'Gözaltına alınması istenen subayların 78'i muvazzaf... Bunların 25'i general rütbesinde... Böyle bir yakalama ve gözaltı kararının yol açacağı sonuçların iyi değerlendirilmesi gerekir' dedi. Yargı tarihine geçecek bir savunma.
Sonradan öğrendik ki o generallerin hepsi de kritik yerlerde görev yapıyormuş. Peki, geçmişlerinde 'Balyoz' lekesi olanlar hassas yerlere niye atandı? Sicil sisteminin en sağlıklı işlediği kurumların başında Genelkurmay yok mu? Bırakın kritik görevleri en küçük çizik, rütbe almaya engel. Ama bu olayın başka bir yönü... Ayrıca yorumlamakta fayda var. Benim takıldığım başka bir yer.

Bugüne kadar bize yargının isme, makama, rütbeye değil dosyaya bakarak karar verdiği anlatıldı. Meğer asıl olan dosyanın içinde ne olduğu değil, doğuracağı sonuçlarmış. Gözaltı, tutuklama gibi kararlarda ana kriter yol açacağı neticelermiş. Yargı emekliye farklı, muvazzafa farklı işliyor.

Yargının bu özel ve itinalı yaklaşımı(!) her dava için geçerli değil. Örnek mi? Başsavcının sözlerini okuduğum zaman aklıma ilk olarak AK Parti hakkındaki kapatma davası düştü. 71 kişilik yasak listesi gözümün önüne geldi. Aralarında kimler yoktu ki...

Yargıtay Başsavcısı 'doğuracağı sonuçları' hiç ama hiç dikkate almadan Anayasa Mahkemesi'ne başvurusunu yaptı. Yasak listesinin başına Cumhurbaşkanı Gül'ü oturttu. Arkasına da Başbakan Erdoğan'ı ekledi. Yetmedi, Türkiye'yi yönetenlerin isimlerini sıralayarak 'bunlara yasak koyun' dedi.

Yol açacağı sonuçlar AK Parti davasında niye hatırlanmadı? Ama savcılar farklı diyebilirsiniz. Kanunlar aynı, hukuk mantalitesi aynı... Ankara'daki başsavcı ile İstanbul'daki başsavcı arasında bu kadar uçurum olur mu? Sokaktaki vatandaşa bunun izahını kim yapacak?

Balyoz, bu ülkenin en ciddi davalarından... Bir bavul dolusu belge... Sadece kâğıt üzerinde değil ses kaydı da var. Askerî bilirkişi 'evet darbe planı' dedi. Dün Balyoz'la ilgili başka bir belgenin haberi düştü. Hürriyet'ten Metehan Demir yazdı.

İlker Başbuğ imzalı belgede, Çetin Doğan'ın 2003'te Genelkurmay kayıtlarına göre 'Meriç' olarak görünen seminerin devamında mevcut senaryoya gerçek isim ve kişilerle devam ettiği vurgulanarak bunun 'sakıncalı' olduğuna dikkat çekiliyor. Başbuğ, bu tespiti o dönemdeki görevi olan Kara Kuvvetleri Kurmay Başkanı sıfatıyla yapıyor.

Genelkurmay Başkanı'nın bu belgeyi Çankaya Köşkü'ndeki üçlü zirvede gündeme getirdiği, Başbakan Erdoğan ve Cumhurbaşkanı Gül'e dönerek 'Bak ben o zaman karşı çıkmıştım' dediği... Ankara'da kulaktan kulağa fısıldanan bir iddiaydı. Bu söylentinin gerçek olma olasılığı çok yüksek.

Buna rağmen Genelkurmay bir cümle ile 'Söz konusu haber gerçeği yansıtmamaktadır' diye açıklama yaptı. Dolu dolu, güçlü bir tekzip değil. Dil ucuyla yapılmış bir yalanlama. Bana hiç inandırıcı gelmedi.

Haberin gerçeği yansıtmadığı bölümü neresi? İlker Başbuğ imzalı belgenin varlığı mı? Bunun Balyoz soruşturmasını yürüten savcılarda olduğu mu? Çankaya'daki zirvede gündeme geldiği mi? Yoksa hepsi mi? Belli değil. Eğer o haber gerçeği yansıtmıyorsa tam olmasa bile bir parça gerçeğin ne olduğunun söylenmesi gerekmiyor mu?

Balyoz öyle bir dosya ki engellemeye kalkan Başsavcı da olsa Genelkurmay Başkanı da olsa altında kalır. O bavulun içi belge dolu...

zaman



Bu yazı 742 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 26 Eylül 2012 Balyoz duruşu
    • 23 Eylül 2012 'Balyoz' yok sayılamaz
    • 19 Eylül 2012 Menderes'in kabrinde bir CHP lideri
    • 5 Eylül 2012 İki görüşme...
    • 29 Ağustos 2012 Çiçek'in çıkışı
    • 1 Ağustos 2012 Tutukluluk avantaja dönüşmemeli
    • 29 Temmuz 2012 Rüya gibi
    • 25 Temmuz 2012 Suriye nelere gebe?
    • 18 Temmuz 2012 CHP değişir mi?
    • 1 Temmuz 2012 Davutoğlu ile Suriye...
    • 27 Haziran 2012 Cevap, yeri ve zamanı geldiğinde...
    • 20 Haziran 2012 Dağlıca yine dağladı
    • 17 Haziran 2012 7+5 senaryoları
    • 13 Haziran 2012 Kürtçe derste tarihî adım
    • 8 Haziran 2012 İyimser hava
    • 30 Mayıs 2012 'Hassas ve gerilimli iş'
    • 23 Mayıs 2012 Meclis'te Erdoğan barışı
    • 18 Mayıs 2012 Rota başkanlık sistemi
    • 16 Mayıs 2012 Tutuklu vekillere yasayla tahliye yok
    • 9 Mayıs 2012 28 Şubat'ın dalga boyu

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    4,432 µs