En Sıcak Konular

Ismet Berkan


Ismet Berkan
0 0 0000

Başbuğ'un konuşmaları...



Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ, daha önce hiçbir Genelkurmay Başkanı’nda görmediğimiz bir halkla ilişkiler atağında. Önce bütün karargahıyla Milliyet’ten Fikret Bila ile görüştü, ardından Hürriyet’ten Enis Berberoğlu’na mülakat verdi, sonra da Genelkurmay’ın bir etkinliğinde bütün gazetecilerin birden karşısına çıktı,
ayaküstü açıklamalar yaptı. Manşetlerde gezen bir Genelkurmay Başkanı...
Peki ne söyledi Başbuğ? Eleştirilecek, konu edilecek pek çok şey...
Herhangi bir öncelik sıralamasına tabi tutmadan aklıma geldiği sırayla yazacağım...
- Kurumlararası çatışma ihtimalinden söz etmek, çatışacak kurumların başındaki insanların ağzına yakışmaz. O makamlarda oturanların görevi çatışma ihtimalini bile bertaraf etmektir, medyaya aktararak bu ihtimali büyütmek değil.
- Eninde sonunda Genelkurmay ve Türk Silahlı Kuvvetleri de, Türkiye Cumhuriyeti’nin parçalarıdır, bu Anayasa’ya tabidir. O yüzden, sanki başka bir devletin kurumuymuş da Türkiye ile diplomatik bir pazarlık içindeymiş izlenimi vermenin anlamı nedir, bilemedim.
- Evet masumiyet karinesi önemli bir hukuk ilkesidir ve hepimiz bu ilkeye saygılı olmak zorundayız. Ama devam eden davalar hakkında avukat veya savcı gibi hareket etmeme gereği de önemli ve saygı duyulması gereken bir hukuk ilkesidir. Mahkemeye intikal etmiş, açılmış bir davanın sanıklarına haksızlık yapıldığını düşünüyor olsa bile Genelkurmay Başkanı bu görüşlerini kendine saklamalıydı. Aynı ilke kuşkusuz Başbakanı ve hükümet üyelerini, muhalefeti, basını vs. herkesi de bağlar ama başkaları bu ilkeyi çiğniyor diye kimse ilkeyi çiğneme ehliyetini alamaz. Suimisal misal olmaz, güzel bir sözdür.
- Gerek ‘Balyoz planı’ konusu ve gerekse Dursun Çiçek’in hazırladığı meşhur plan konusu, henüz kovuşturma aşamasında olmasalar da suç soruşturmasına konu olmuş şeyler. Bu konularda da kurumların konuşmaması gerekir. Hele hele soruşturmanın gizliliğini etkileyecek açıklamalar resmi ağızlardan yapılmamalıdır. Çiçek belgesiyle ilgili yapılacak ek araştırmayı ayrıntılarıyla anlatmak, o araştırmayı yapacak insanları (ki herhalde sayıları sınırlı insanlardır onlar) etkileyebilir, soruşturmayı gölgeleyebilir.
- ‘Balyoz planı’ konusunda Genelkurmay Başkanı kamuoyuna açıkladığından fazlasını biliyor; çünkü bu plan hazırlandığında o Kara Kuvvetleri’nin Kurmay Başkanı olarak görev yapıyordu. Bu görevindeyken de ‘Balyoz’u hazırlayan 1. Ordu’nun birliklerinin türlü çeşitli bahanelerle (Irak savaşı en büyük bahaneydi ama tek bahane değildi) başka bölgelere kaydırılmasında emeği var Başbuğ’un. Ateş olmayan yerden duman çıkmaz, bir başka güzel sözdür.
- Sürekli savunmada kalmak, hiçbir yönetici için hoş olmayan bir pozisyon, bunu kabul ediyorum. Ancak, yürütüldüğü söylenen ‘Asimetrik psikolojik harekât’a karşı bir başka psikolojik harekât yapmak yerine, hukuka ve gerçeklere saygıyı ilke edinmek, sanki daha doğru bir tercih olur. Gönül, TSK’nın ne savunma ne de saldırı çizgisinde olmasını ister. TSK kendi işini yapmalıdır, bunu da iyi yapmalıdır. Komutanlar mesailerini buna harcamalıdır.
- Polisin askere, askerin de polise güvenmemesi gerçekten vahim bir durum. Ama savcı ya da polis ne yapacaktı? Sivil bir kamyon onca el bombasıyla şehir şehir gelirken, elde böyle bir ihbar da varken, ne yapacaklardı? TSK da halka hesap vermesi gereken bir kurumdur; o kamyonun geçeceği her şehrin polisi ve jandarması sevkıyattan haberdar olup koruma sağlamış olsaydı, ne böyle bir sorun çıkardı ne de insanlar kendilerini güvensiz hissederdi.
- Şunu unutmayalım, kamyonla ilgili ihbar bir nokta atışıdır ve özü itibarıyla da doğru çıkmıştır. İhbar polis yerine PKK ve benzeri bir terör örgütüne ulaşsaydı, onlar da korumasız gezen kamyonu ele geçirseydi, bunun hesabını kim verecekti? Kamyondaki başçavuşla, er mi?

radikal



Bu yazı 522 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 15 Temmuz 2012 ‘Tanrı Parçacığı’ bize neler vaat ediyor?
    • 10 Mart 2012 Tartışmayı içerikten biçime kaydırmak
    • 25 Haziran 2011 PKK dağdan nasıl iner
    • 26 Şubat 2011 1968 neden 68’de olduysa, şimdi de isyanlar ondan oluyor
    • 26 Aralık 2010 Seçim soruları: AK Parti kaç alacak, ya CHP?
    • 2 Kasım 2010 PKK’nın içine girdiği açmazı görmek
    • 31 Ekim 2010 ‘Kırmızı Kitap’efsanesinin sırları
    • 27 Temmuz 2010 Askeri vesayetin hukuki altyapısı
    • 24 Temmuz 2010 Enerji stratejimiz var mı?
    • 21 Temmuz 2010 Sahiden 12 Eylül'ü mü oylayacağız?
    • 14 Temmuz 2010 İran çelişkileri ve iç politika yansımaları
    • 7 Temmuz 2010 Liderler neden görüşecek, neyi görüşecek?
    • 5 Temmuz 2010 Dindar solcular
    • 3 Temmuz 2010 Kılıçdaroğlu, bu kafayla hiçbir şeyi çözemez!
    • 26 Haziran 2010 Hep aynı denklemin içine sıkışmak
    • 24 Haziran 2010 Eşit yurttaşlığa dayalı demokratik cumhuriyet
    • 13 Haziran 2010 Karpuz gibi ortasından ikiye bölünmüş ülke...
    • 6 Haziran 2010 Mahkûmun açmazı: Hayattaki karşılığı
    • 24 Mayıs 2010 Maalesef bizde hattı muhalefet yoktur, sathı muhalefet vardır
    • 4 Mayıs 2010 Eski defterleri açmak...

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    4,641 µs