En Sıcak Konular

Prof. Dr. Ahmet Rasim Küçükusta



Prof. Dr. Ahmet Rasim Küçükusta
0 0 0000

Domuz gribi salgınından alınması gereken dersler var



Mehmet Y. Yılmaz Hürriyet’ teki köşesinde ‘Domuz gribi konusunda Sağlık Bakanlığına haksızlık etmeyelim’ başlıklı yazısında şunları söylüyor:

‘’Domuz gribi salgını uyarısı üzerine Sağlık Bakanlığı'nın, yüksek miktarda aşı ithaline gitmiş olması eleştiriliyor. Şu andaki tabloya bakılacak olursa eleştiriler haklı görülebilir.

Kullanılmayacak aşılar için milyonlarca lira ödenmesi, kamu kaynaklarının gereksiz yere kullanılmasına neden oldu, bu bir gerçek. Ama bugünkü gerçeğin böyle olması, Sağlık Bakanlığı'na yönelik eleştirileri haklı kılmıyor.

… Sağlık Bakanlığı, Dünya Sağlık Örgütü'nün uyarılarını dikkate almasaydı ve salgın ciddi çıksaydı, bugünkü eleştirileri yapanlar, tam tersini söylüyor olacaklardı.

… Bu tür konulardaki uluslararası uyarıları ciddiye almamak hatadır. Ciddiye alıp, gerekeni planlamak ve yapmak değil!’’

 Sağlık Bakanlığı aşı almakla yanlış mı yaptı?

Nisan ayında başlayan domuz gribi salgının ilk günlerinde endişeye kapılmamak mümkün değildi. Çünkü yeryüzünde hiç kimsenin bağışıklık olmadığı, insandan insana kolayca bulaşan yeni bir grip virüsü ile karşı karşıyaydık ve ilk veriler ölüm oranlarının çok yüksek olduğunu gösteriyordu.

O zaman Sağlık Bakanlığının yaptığı gibi bu virüse karşı koruyucu olabilecek bir aşının alınması için harekete geçmek kadar tabii bir şey de elbette olamazdı. Ancak birkaç hafta içinde domuz gribi virüsünün öldürücülüğünün sanıldığı kadar fazla olmadığı anlaşıldı.

Bu gerçekleri 17 Haziran 2009 tarihli ‘Domuz gribi aşısı korku ticaretinin bir ürünü mü?’ ve 11 Ağustos 2009 tarihli ‘Domuz gribi salgınında bir domuzluk var’ başlıklı yazımlarımla ifade ettim.

İlerleyen günlerde de domuz gribinin öldürücülüğünün mutad gripten çok düşük olduğu, birçok insanın hastalığı farkına bile varmadan atlattığı birçok araştırma ile ortaya konmasına rağmen DSÖ ve CDC gibi kuruluşlar domuz gribi tehlikesini abartmaya devam ettiler!

Sağlık Bakanlığı’ nın DSÖ ve kendi Pandemi Bilim Kurulu’ nun tavsiyelerini dikkate alması doğru idi. Bence esas hata DSÖ ve onun tüm açıklamalarını ‘Allahın emri’ gibi kayıtsız şartsız kabul eden Bakanlığın Bilim Kurulu’nda.

Bu kurulun yaptığı ‘’DSÖ diyor ki… CDC diyor ki… Amerika da Avrupa Birliği Ülkelerinin tümü de aşı alıyorlar…’’ sözleriyle başlayan açıklamaları hâlâ hatırımızda.

DSÖ ve Pandemi Bilim Kurulu itibar yitirdi
DSÖ, domuz gribi salgınından dolayı dünya çapında çok ciddi itibar kaybına uğradı. DSÖ’ nün politika ve ekonominin etkisi altında olan bir kurum olduğu, her kararına gözü kapalı uymanın doğru olmadığı iddialarını dile getirenlerin ellerine güçlü kozlar geçmiş oldu. Örgütün eski itibarını kazanması hiç de kolay olmayacak.

 Sağlık Bakanlığının Bilim Kurulu da bu salgında başarısız bir imtihan verdi. Kurul, DSÖ’ nün sadık bir sözcüsü gibi davrandı; örgütün açıklamalarını Türkçeye çevirmekten öteye bir iş yapmadı. Kendi araştırmalarını delil gösterdiğine hiç şahit olmadık. Acı, ama gerçek: Demek ki ülkemizde grip aşısının etkinliğini, güvenirliliğini, yan etkilerini gösteren bilimsel araştırmalar yapılmamış!

Pandemi Bilim Kurulu’ndan beklentiler

Domuz gribi salgınından bilim dünyasının alacağı pek çok ders var. Salgının en korkutucu yanı, önceki grip salgınlarından farklı olarak ölüm oranlarının gençlerde, sağlıklı insanlarda ve hamilelerde yüksek olmasıydı. Ölen kişilerin sayısını îlan etmek marifet değil; asıl bunun sebeplerinin ortaya konması lazım.

Önümüzdeki senelerde daha doğru sağlık politikalarının uygulanabilmesi için şu sorularının cevaplarının mutlaka net olarak bilinmesi gerekiyor:

BİR: Domuz gribinden öldüğü bildirilen 600 kişinin kaçına otopsi yapılmıştır? (Ölüm sebeplerinin ortaya konması için genç ve sağlıklı insanlarla, hamilelerin tümüne otopsi yapılmış olması gerekiyor.)
İKİ: Ölen insanlarda teşhis ölümden kaç gün önce konmuştur? (Esas ölüm sebebi teşhisteki gecikme olabilir!)
ÜÇ: Ölen insanların kaçında Tamiflu, antibiyotik yoğun bakım tedavisine zamanında başlanmıştır? (Esas ölüm sebebi uygun tedavinin gecikmesi olabilir!)
DÖRT: Ölenlerde virüslerle ilgili araştırma yapılmış mıdır? Bunlarda Tamiflu’ ya dirençli olanlar, mutasyon gösteren daha virülan olan virüsler saptanmış mıdır? (Esas ölüm sebebi Tamiflu’ nun etki etmeyeceği veya mutasyon geçirdiği için aşının koruyucu olamayacağı virüsler olabilir!)
BEŞ: Hayatta iken sağlıklı oldukları düşünülenlerin kaçında altta yatan başka bir hastalık veya doğumsal defekt belirlenmiştir? (Esas ölüm sebebi bu hastalıklar olabilir!)
ALTI: Ölenlerin kaçında co-enfeksiyon belirlenmiştir? (Esas ölüm sebebi asıl bu enfeksiyon olabilir!).

Gelelim neticeye

Gerekli değerlendirmelerin yapılabilmesi için domuz gribi salgınında hayatını kaybedenlerle ilgili tıbbi bilgilerin otopsi raporları dâhil tüm ayrıntılarıyla bilim dünyasına sunulması gerekiyor. Bu bilgileri merakla bekliyoruz.



Bu yazı 1,135 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 31 Ekim 2014 Günde 3 bardak süt kemik kırığı ve ölüm riskini artırıyor
    • 14 Mayıs 2013 Akademik sahtekârlık geleneğinin kime ne zararı var
    • 11 Aralık 2012 Yakında ruh hastası olmayan kalmayacak
    • 9 Ekim 2012 Bir Türk tıp alanında Nobel alabilir mi?
    • 3 Ekim 2012 Burun damlaları ile aldatılıyor muyuz?
    • 2 Ekim 2012 Kimi kime şikâyet edelim?
    • 1 Ekim 2012 Türkiye'de mamografi taramaları rezaleti
    • 16 Eylül 2012 Mamografi taramalarına karşıyım
    • 10 Eylül 2012 Modern tıbbın son numarası: Aşırı teşhis
    • 8 Eylül 2012 Mamografi kanser riskini arttırıyor
    • 7 Eylül 2012 Benzer ilaç nedir?
    • 28 Ağustos 2012 Meme taraması saç taramaya benzemez
    • 14 Ağustos 2012 Antibakteriyel ürünlerdeki büyük tehlike
    • 6 Ağustos 2012 Sağlıklı suda hiçbir mikrop olmamalıdır
    • 30 Temmuz 2012 Enerji içecekleri yasaklanmalıdır
    • 23 Temmuz 2012 Damacana mı musluk suyu mu?
    • 10 Temmuz 2012 İlaç tanıtımında bundan iyisi Şam'da kayısı
    • 23 Haziran 2012 Bir sağlık haberi skandalı
    • 13 Haziran 2012 Ot-Çöp tüccarlarından alacağımız dersler de var
    • 17 Nisan 2012 Sönmez gene döndü

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    4,085 µs