En Sıcak Konular

Mustafa Ünal


Mustafa Ünal
0 0 0000

Sokağı balkondan seyretmek...



Bugüne kadar sokaklardan kazançlı çıkan olmadı. Bu sözün doğruluğunu görmek için yakın tarihe bu gözle bakmak yeterli.
Sadece nümayiş yapanlar değil, her defasında ülke de kaybetti. Sokaklardan ne iktidar çıktı, ne de siyasi üstünlük elde edildi. Bağıran bağırdığıyla, ölen öldüğüyle kaldı. Meydanlarda sesi gür çıkan da mağluplar safında yer aldı, zayıf olan da.

Onca acı tecrübeye rağmen ders alınmadı. Baksanıza tehlike yine sokaklarda kol geziyor. Tahrik diz boyu. Gösteriler normal tepkinin sınırlarını çoktan aştı, taşkınlığa dönüştü. Manzara 12 Eylül öncesi gibi. Ne yazık ki korkulan oldu. Muş'ta kan döküldü. DTP'nin kapatılmasını protesto etmek için gösteri yapanlar çevreye zarar vermeye başlayınca bir grup esnaf silaha sarıldı; 2 kişi öldü, 7 kişi yaralandı.

Maalesef benzer olayların başka şehirlere sıçrama potansiyeli var. Taşkınlıklar hiçbir şekilde hoş görülemez. Sokaklarda böyle hak aranmaz. Her türlü tahrike rağmen serinkanlılığın yitirilmemesi gerekir. Karanlık oyun yine toplumun doğal refleksi durumundaki milliyetçiler üzerine oynanıyor. Amaç onları sokağa çekmek ve aşırılığa kayan Kürt gurupların karşısına çıkarmak...

Hedef belli: Türk-Kürt çatışması... MHP tezgâhın farkında. Parti yönetimi demokratik açılıma her ne kadar sert eleştiriler yöneltse de sokağa karşı aşırı hassas, itirazını siyasetle sınırlı tutuyor, sokağa taşımıyor. Milliyetçi kesim geçmişten ders aldı...

Yaşar Yıldırım onlardan biri. 12 Eylül öncesi Ülkü Ocakları'nın son başkanı... 7 yıl geçirdiği Mamak'ta özeleştiri yaptı. Dışarı çıkınca yaptığı muhasebeyi, 'Balkondan Seyretmek' adlı kitabında yazdı.

Özetle söylediği şu: 'Artık biz sokakta yokuz. Olmamalıyız. Gelişmeleri balkondan seyredeceğiz. Devlete yönelik bir saldırı vaki olursa devletin güvenliğinden sorumlu asker ve polisi var. Başka güce ihtiyaç yok, mevcut asker, polis kuvveti yeter de artar. Biz bundan sonra enerjimizi, fikirlerimizi iktidar olmak için harcamalıyız. Başkalarının kavgalarında figüran olmamalıyız'.

Yıldırım dediği gibi de yaptı. İlerleyen yıllarda 'Yeni Hafta' diye bir dergi çıkardı. Burada yayınlanan Cem Ersever haberi üzerine bir grup sivil subay dergiyi bastı. Aralarından biri Yıldırım'ı bir köşeye çekerek yardım istedi. Yıldırım 'Hayır' dedi: 'O sizin işiniz. Ben bir defa askere yardım ettim, tam 7 yılıma mal oldu. Ersever haberini yapan arkadaş orada, gidin konuşun. Büroda istediğiniz yeri arayın, alacağınızı alın ve burayı terk edin. Ben artık balkondan seyredeceğim.'

Dün Yaşar Yıldırım'la konuştum, o yazısını hatırlattım, 'Hâlâ balkonda mısınız?' diye sordum. 'Ben o yazıyı bugünleri düşünerek yazdım. Balkondayım, inmeye de niyetim yok.' dedi. 'Ya yarın balkona da taş atılırsa ne yapacaksınız?' Şu an yapılan bu aslında. Aşırı Kürt grupların taşkınlıkları sınır tanımıyor. Araç yakma, cam çerçeve kırma... Bunlar tahriklerin en ağırı.

Yıldırım 'Biz, ne yaparlarsa yapsınlar tahriklere kapılmayacağız. Balkonlarımızı da taşlasalar karşılık vermeyeceğiz. Sabredeceğiz. Emniyet güçlerini göreve çağıracağız. O kadar. Bizim sokaklarda işimiz yok.' dedi.

Bu sağduyulu sese kulak vermek lazım. Yaşar Yıldırım sıradan bir isim değil. Sokakların dilini en iyi bilenlerden biri. 12 Eylül öncesini yaşadı. Büyük oyunu 13 Eylül sabahı fark etti. Uyarısı sadece aynı siyasal iklimi paylaştıkları milliyetçilere değil sokaktaki herkese: 'Sokağın kazananı olmaz. Olayları balkondan seyredin, işi polise bırakın...'

Bugünlerde yine sokaklar tekin değil, balkonlarsa son derece güvenli...

zaman



Bu yazı 552 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 26 Eylül 2012 Balyoz duruşu
    • 23 Eylül 2012 'Balyoz' yok sayılamaz
    • 19 Eylül 2012 Menderes'in kabrinde bir CHP lideri
    • 5 Eylül 2012 İki görüşme...
    • 29 Ağustos 2012 Çiçek'in çıkışı
    • 1 Ağustos 2012 Tutukluluk avantaja dönüşmemeli
    • 29 Temmuz 2012 Rüya gibi
    • 25 Temmuz 2012 Suriye nelere gebe?
    • 18 Temmuz 2012 CHP değişir mi?
    • 1 Temmuz 2012 Davutoğlu ile Suriye...
    • 27 Haziran 2012 Cevap, yeri ve zamanı geldiğinde...
    • 20 Haziran 2012 Dağlıca yine dağladı
    • 17 Haziran 2012 7+5 senaryoları
    • 13 Haziran 2012 Kürtçe derste tarihî adım
    • 8 Haziran 2012 İyimser hava
    • 30 Mayıs 2012 'Hassas ve gerilimli iş'
    • 23 Mayıs 2012 Meclis'te Erdoğan barışı
    • 18 Mayıs 2012 Rota başkanlık sistemi
    • 16 Mayıs 2012 Tutuklu vekillere yasayla tahliye yok
    • 9 Mayıs 2012 28 Şubat'ın dalga boyu

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    4,438 µs