En Sıcak Konular

Fehmi Koru


Fehmi Koru
0 0 0000

Medya özgür değilse...



Tek partili dönemden bugüne 'gazeteci' sıfatını taşıyarak gelmiş bir meslektaş, yasallığı olmayan bir medya kuruluşunun gedikli başkanı olmanın verdiği 'otorite' havasını da takınarak, “Türkiye'de medya özgür değil” demeye başladı. Gün geçmiyor ki, onun bu görüşü, ulaştığı uzakça yerlerden yeniden ülkemiz sahillerine vurmasın.

Başbakan Tayyip Erdoğan'ın ABD gezisi sırasında karşısına çıktığı topluluklardan gelen sorulardan bazısı da bu konuya dönüktü; 'tek parti dönemi gazetecisi' o soruları ve verilen cevabı bile “Türkiye'de medya özgür değil” iddiasına dayanak yapıyor.

'Tek parti' döneminden kaldığına göre, kendisini bu konuda 'uzman' sayabiliriz. O dönemde, devletin etkili kişisinin iki dudağı arasındaydı bir gazetecinin veya yazarın meslek hayatı; yıllar sonra izinle yeniden mesleğe dönüldüğünde hayli el öpülmüş olurdu. Tek parti yönetimini mebus babası sayesinde 'içeriden' yaşamış, 12 Eylül (1980) darbesi sonrasında seçilmesi gerekmeden Kurucu Meclis üyeliğine getirilmiş, ardından Londra Büyükelçiliği'ne memur atanmış meslek büyüğü, o gün bugündür devleti yönetenlerin kullandığı 'V.I.P.' salonlarından ve emekli milletvekili maaşından yararlanıyor. Aynı meslek büyüğü, ihtiyaç içerisindeki işsiz veya az maaşlı gazeteciler için Basın Yayın Genel Müdürlüğü'nün sağladığı indirimlere ise, 'imtiyaz' sözcüğünü akla getirdiği için, 'avanta' olduğu gerekçesiyle karşı çıkıyor.

Atamayla gelinen kısa süreli Kurucu Meclis üyeliği sayesinde emekli milletvekili maaşı almaya devam etmek 'avanta' değil mi? 'VIP' salonlarını kullanmak 'imtiyaz' sayılmaz mı?

Neyse.

Türkiye'de medyanın özgürlük sorunu elbette var. Yasalarda hâlâ tehdit edici unsurlar bulunuyor ve istendiği zaman kullanıma sokulan TCK maddeleri Damokles'in kılıcı gibi başımızda sallanıyor. 'Gizli olduğu halde iddianamelere girmiş belgelerin ifşası' veya 'dinleme kayıtlarını yayınlama' gibi yeni suçlar ihdas edilmesi bile düşünülüyor.

Bunlar Türkiye'de medyanın yeterince özgür olmadığının kanıtları...

Hayır, tek parti döneminden kalma meslek büyüğünün derdi bunları tartışmaya açmak değil; onun derdi kendisinin de maaşlı bir elemanı olduğu medya grubunun Maliye ile olan vergi ihtilâfını farklı bir gözle yansıtmak. Ona göre, Maliye tarafından gruba kesilen yüksek vergiler, basın özgürlüğünü kısıtlama amaçlı.

İyi de, bu tespiti hak edecek en ufak bir kanıt yok ortada. Medya grubu içerisinde yer alan gazetelerin bütünü, o gazetelerde yazanların neredeyse tamamı eskiden neyi nasıl yazıyor idiyseler aynı türden yazılarla çıkıyorlar okurlarının karşısına. Televizyonlarında hep bildik yaklaşım egemen ve ekranlar yine eski yüzlere teslim...

Gözdağı verme, susturma, yıkma amaçlı organize bir çaba söz konusu olsaydı Maliye'nin kestiği cezalar, bugün 'medya tablosu' dünden farklı olmaz mıydı?

Tek parti dönemlerinde gözdağı, susturma, yıkma amaçlı girişimlerin hepsi, eylemlerin ertesinde, öncekinden farklı bir tablo ortaya çıkarmıştı. Susturulan kalemlerin yerini övgücüler almış, yıktırılan Tan Matbaası'nda basılan gazeteler de tarihe karışmıştı...

Bugün o dönemleri hatırlatacak hiçbir emare yok ortalıkta.

Maliye'nin kestiği cezalar hakkında şu ana kadar mahkemelerin verdiği kararlar da iddiayı doğrulamıyor. Ancak cezaları mahkemeler kaldırmış olursa söylenebilecek bir iddiayı bugünden seslendirmek hangi basın ilkesine uygun?

“Türkiye'de medya özgür mü?” diye sorulmaya devam edilecektir, edilmelidir de; bugün aynı soruyu her ülke için sorabiliriz, sormalıyız da...

yenişafak



Bu yazı 336 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 30 Eylül 2012 Ak Parti kongresinin düşündürdükleri...
    • 28 Eylül 2012 Yalan dünya, hem de ne yalan
    • 23 Eylül 2012 Tartışma sağlık alametidir
    • 20 Eylül 2012 Darbeler, CHP ve Deniz Baykal...
    • 18 Eylül 2012 CHP’nin özrünün anlamı
    • 16 Eylül 2012 Hayasızca saldırının düşündürdükleri
    • 11 Eylül 2012 O da bir gün bitecek...
    • 9 Eylül 2012 Ne olur, ne olamaz...
    • 6 Eylül 2012 Suriye politikasına yeniden bakmak
    • 29 Ağustos 2012 Türkiye Pakistan, Hatay da Peşaver değil...
    • 26 Ağustos 2012 Hayatları oyun
    • 19 Ağustos 2012 Orhan Pamuk tiksiniyormuş, ben acıyorum...
    • 14 Ağustos 2012 Milletvekili neden kaçırılır?
    • 12 Ağustos 2012 ‘Yeni gazetecilik’ denen şey
    • 9 Ağustos 2012 Tuzak varsa tedbir nerede?
    • 3 Ağustos 2012 Komutan tanıklık yaptı
    • 31 Temmuz 2012 Abdullah Gül ‘yeniden’ ha, gerçekten mi?
    • 24 Temmuz 2012 Kılıçdaroğlu siyaseti kirli (mi) görüyor
    • 18 Temmuz 2012 CHP’nin Ak Parti açmazı
    • 17 Temmuz 2012 CHP makas değiştirirken...

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    7,527 µs