En Sıcak Konular

Ertuğrul Özkök


Ertuğrul Özkök
0 0 0000

Herkesin iki oy hakkı olmalı



PAZAR sabahı eşim Tansu ile çok ilginç bir sabah sohbeti yapıyoruz.

“Bir dahaki seçimde oyumu Türkiye Komünist Partisi’ne vereceğim” diyor.


Yüzümdeki hayret ifadesini görünce devam ediyor:

“Hiç TKP’nin genel başkanının fotoğrafını gördün mü? İnsana güven veriyor. Ayrıca söyledikleri de öyle.”

Aman Allahım, “TE KA PE”...

Birden 1970’li yıllara dönüyorum.

O partilerin yıkılan duvarın altında kaldığını sanıyordum.

Yıllar sonra eşimin oy tercihi olarak hortluyor ve karşıma çıkıyor.

Ama hemen arkasından klasik tavra dönüyor:

“Öyle diyorum ama, sandık başına gittiğimde eminim yine elim CHP’ye gider” diyor.

Eşimin ailesi CHP’li.

Babası 5 dönem CHP milletvekilliği yaptı.

Yani ailecek hep CHP’ye oy verirler.

Ancak bu sözler aramızda çok ilginç bir tartışmayı başlattı.

Acaba öyle bir seçim sistemi kurulsa ve herkesin iki oy hakkı olsa ne olurdu?

Bir oyu aklına, bir oyu da gönlüne göre kullansa ve partilerin aldığı oy, bu iki oyun toplamının ortalaması olsa?

Acaba Türkiye’nin siyasal yelpazesi ne olurdu?

* * *

Kutuplaşmış ülkelerde, insanların oy verme kimyaları da bozuluyor.

Son 25 yılda, seçmenin çoğu, iktidara gelmesini istediği gerçek partiye ve lidere değil, kızdığı parti ve lideri iktidardan indirecek kişi veya partilere oy verdi.

Yani çoğu kimsenin kafasında “Ülkeyi en iyi kim yönetir” sorusu bir anlam taşımadı.

Önümüzdeki tabloya bir bakın.

Tokat’ta kalleş bir terörist saldırısı oluyor.

Bu saldırıya bile herkes kendi kampından bakıyor.

Bir taraf “Kürt açılımı dediniz, bakın ne oldu” diye bakıyor.

Başka bir taraf ise işi neredeyse “Bunu da Ergenekoncular yapmıştır” noktasına getiriyor.

İzmir’de DTP konvoyu taşlanıyor.

Bir taraf şehri, “faşist İzmir” olarak suçlamaya kadar götürüyor.

Ama üç gün sonra İdil’de PKK yanlıları öğretmenevini basıyor.

İnsanlar sabaha kadar ölüm korkusuyla yaşıyor.

İzmir’e faşist diyenlerden o tarafa tek kelime yok.

Bir ülke böyle olaylar üzerinde bile anlaşma noktası bulamıyorsa durum vahim demektir.

* * *

Kutuplaşma, siyasi partileri ve liderleri de tembelliğe itiyor.

Mücadele zemini, “Ülkeyi daha iyi yönetme” ekseninden, karşı tarafa en yüksek sesle, en etkileyici belagatle yüklenmeye kayınca, bu toksik hava, oy verme davranışlarını da zehirliyor.

İşte o yüzden böyle bir hayal kuruyorum.

Keşke hepimizin iki oy hakkı olsa.

Bir oyu, “harcamamaya özen göstererek”, kızdığımız insanları ve partileri en iyi dengeleyecek şekilde bir partide toplarız.

İkinci oyumuzu ise gönlümüzde yer etmiş bir lidere veya partiye.

Yani, “aslında ülkeyi en iyi yöneteceğine” inandığımız bir lidere veririz.

Bu oylara, “harcanmayacak oy” ve rahatlıkla “harcanacak oy” da diyebiliriz.

* * *

Şöyle kendi kendinizi yoklayın.

Son 2, 3, 4 seçimde sandık başında oy kullanırken içinizdeki en büyük kaygı neydi?

“Aman oyum boşuna gitmesin” değil mi?

Hadi itiraf edelim.

Bir lidere çok kızdığınız halde, “Elim kırılsaydı da vermeseydim” diye diye oy verdiğiniz hiç mi olmadı?

İşte yıllardır böyle yapa yapa, “harcanmamış oylar çöplüğü” üzerinde “harcanmış bir ülke” yarattık.

Önceki gün kalkan cenazeler ve binalara asılan Türk bayrakları, işte bu harcanmış ülkeye yakılmış ağıttır.

hurriyet



Bu yazı 698 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 10 Ocak 2011 İslam’ın samimi sesi bu mektupta
    • 23 Eylül 2010 Hayır Ahmet, babanı sen öldürttün!
    • 2 Temmuz 2010 Halk avukatları silkeliyor
    • 1 Haziran 2010 Size sesleniyorum İsrailli dostlarım
    • 15 Mayıs 2010 O kitabı yeniden yayınlamak isterdim
    • 11 Şubat 2010 Postmodern faili meçhuller
    • 7 Ocak 2010 Eyvah, yine dil zaptiyeliği mi
    • 5 Ocak 2010 Önümüzdeki dönem yükselecek yazarlar
    • 3 Ocak 2010 Genel yayın yönetmeni nasıl gider
    • 9 Aralık 2009 Herkesin iki oy hakkı olmalı
    • 25 Kasım 2009 Ergenekon sanığı ile ortak hisler
    • 12 Kasım 2009 Bu da benim ilerleme raporum
    • 14 Ekim 2009 Kimse bana şunu sormadı
    • 1 Ekim 2009 Jurnalci gazetecilere yazıyorum
    • 16 Eylül 2009 Provokatör veya yoldaş
    • 11 Eylül 2009 Gazetecinin felaketi
    • 27 Ağustos 2009 Ben, gazeteci Ertuğrul Özkök
    • 28 Temmuz 2009 Cesur Türkler, cesur Kürtler
    • 16 Temmuz 2009 Manşet yapmamak doğru muydu
    • 8 Temmuz 2009 Kavgayı bitirmek için plan

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    4,299 µs