En Sıcak Konular

Ali Bayramoğlu


Ali Bayramoğlu
0 0 0000

Katliamlar, politikalar: Düne ve bugüne dair…



Mülkiye Müfettişi Hamdi Bey, 1926'da İçişleri Bakanlığı'na bir rapor sunar. Bir devrin ruhunu, politikalarını anlatan şu satırlar yer alır raporda:

“Dersim, Cumhuriyet hükümeti için bir çıbandır. Bu çıban üzerinde kesin bir ameliye yapmak ve elim ihtimalleri önlemek, memleket selameti bakımından mutlaka lazımdır...”

Ameliyeden ne anlamaktadır Hamdi Bey?

Şöyle anlatır meramını aynı raporda:

“Okul açmak, yol yapmak, refah sebeplerini sağlayacak fabrikalar kurmak, kendilerini meşgul etmeye yarayan çeşitli sanayi işleri sağlamak, özet olarak yurt sahibi yapmak veya uygarlaştırmak suretiyle ıslaha çalışmak hayalden başka bir şey değildir…”

Bu bir politikadır…

Yaygın, hakim, zamana yayılmış politika…

Bugün CHP, MHP gibi partilerin savundukları politika…

Samet Ağaoğlu, Demokrat Parti'nin Doğuş ve Yükseliş Sebepleri adlı kitabında bu politikaya dair şunları yazar:

“Mareşal Fevzi Çakmak'a göre Doğu illerinde okul açılması bu iller halkını uyandıracak, Kürtlük gibi bir takım bölücü akımlara yol verecekti. Cehaletin, geriliğin Türk milliyetçiliğini başka milliyetçi akımlara karşı koruyabilecek bir silâh olabileceği gibi zararlı zanlara kapılmıştı Fevzi Paşa…”

Bugünlerde bu politikayı tartışmak için onu savunanların vesile olarak kullandığı Dersim'i konuşuyor ve hatırlıyoruz…

Nokta Dergisi'nin 1987'de yayımladığı “Dersim 1937-1938/ Yarım Yüzyıl Sonra” adlı dosyadan okuyalım…

4 Mayıs 1937 tarihi taşıyan, Dersim üzerinde uçaktan atılan bildirilerde şöyle deniyordu:

“Sizi ayaklandırmaya çalışan zavallıları Cumhuriyet hükümetine teslim ediniz veyahut onlar kendileri teslim olmalılar. Bu takdirde cümleniz masum kalacaksınız. Aksi takdirde, yani dediklerimizi yapmazsanız, her tarafınızı sarmış bulunuyoruz. Cumhuriyetin kahredici orduları tarafından mahvedileceksiniz.”

Bakanlar Kurulu'nun aynı tarihi taşıyan gizli bir kararında da şu cümleler yer alıyordu:

“Köyleri kamilen tahrip etmek ve aileleri uzaklaştırmak lüzumlu görülmüştür.”

1938 yılında Elazığ Turan Matbaası'nda Tunceli Vali ve Kumandanlığı tarafından bastırılan kitapçığın adı şöyleydi: “Tunceli bölgesinde yapılan eşkıya takibi hareketleri, köy arama ve silah toplama işleri hakkında kılavuz.”

Kılavuz, bir tenkil hareketi için gerekli tüm bilgileri içeriyordu. Örneğin, “köyde eşkıya araması” bölümünün 6. maddesinde “Silah atan köy yakılmalıdır” denilirken, 7. maddesinde bu işin nasıl yapılacağı anlatılıyordu:

“Damlar taş ve topraktan ibaret olup yalnız tavan ve direkleri ve ağaç dalları vardır. Bunları yakmak güçtür. Ancak dam üstünden bir kısım toprak atılarak ağaçlar meydana çıkarılır. Toplanacak odun ve çalılar burada yakılmak suretiyle bina ateşe verilir. Oda kapısından içeriye odun yığarak ateşleme sureti ile genişletilir.”

Tüm bunlar dün değil bugüne de gönderme yapıyor.

Ülke tarihinin bir dönemini özetlemekle kalmıyor, sorunların neden alevlendiğini de anlatıyor, en önemlisi mevcut derin Ergenekoncu bir zihniyete işaret ediyor.

Bu zihniyet, hikmet-i hükümet, Susurluk, devletçi milliyetçilik gibi kelimelerle, bunlara tekabül eden somut durumlarla şekillenmektedir.

Türkiye bugün bunları tartışıyorsa, bunlardan arınmaya çalıştığı, arınmaya başladığı içindir.

Ergenekon davası, AB meselesi, Ermeni açılımı, Kürt açılımının ortak noktası, bu yapıları, bu devri, bu karanlık politikaları aşmaktır…

Aşmak olmalıdır…

yenişafak



Bu yazı 363 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 15 Eylül 2012 Sorgulama vakti...
    • 28 Ağustos 2012 Kürt sorununda yeni safha...
    • 25 Ağustos 2012 Kürtlerin şiddeti...
    • 30 Haziran 2012 Anter'in katili yaşlanmış mı?
    • 12 Mayıs 2012 Solun şiddetle hesaplaşması
    • 3 Mayıs 2012 Yeni Türkiye'nin doğum belgesi...
    • 21 Şubat 2012 Dink davası ''sil baştan''...
    • 18 Ocak 2012 İkinci cinayet zamanı
    • 17 Ocak 2012 Hrant'a sözüm var...
    • 21 Aralık 2011 Soykırım ve yasa
    • 3 Aralık 2011 Dönme dolap...
    • 30 Eylül 2011 Yazıcıoğlu ve jandarma...
    • 8 Eylül 2011 Aydının şiddetle sınavı...
    • 1 Ağustos 2011 İstifaların anlamı ve yarını: Pek iyi...
    • 28 Temmuz 2011 Parlamentoda bir terörist...
    • 5 Temmuz 2011 Futbolda temizlik, ülkede temizliktir
    • 10 Haziran 2011 Yeni CHP ha! Hadi oradan...
    • 24 Mayıs 2011 MHP'de yaşananlar ve perde arkası
    • 19 Mayıs 2011 Askere ''leş'' toplatmayan generaller iş başında
    • 19 Nisan 2011 Militarist-ulusalcı batak...

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    4,777 µs