En Sıcak Konular

Hasan Celal Güzel


Hasan Celal Güzel
0 0 0000

Ayıptır yahu!



10 Kasım Salı günü yayınlanan yazımda, ‘Atatürkçülük, bir siyasî istismar vasıtası (...) olarak kullanılmıştır’ demiş ve CHP’nin Atatürkçülüğü nasıl istismar ettiğini anlatmıştım. Salı günü TBMM Genel Kurulu’nda, CHP’nin Atatürk’ü ve Atatürkçülülüğü nasıl istismar ettiğini bir defa daha yaşadık. CHP milletvekilleri, benzeri ancak sokak gösterilerinde görülebilen pankartları Meclis Genel Kurulu’nda sallayarak şov yaptılar...
Atatürk’ün Başkanlığını yaptığı 1920 Meclisi’nde ya da Atatürk’ün kurduğu Türkiye Cumhuriyeti’nin 1923 Meclisi’nde, Atatürk’ün Cumhurbaşkanlığı esnasında bu çirkin şovu yapabilirler miydi, hiç sanmıyorum. Bir ilkokul öğrencisi edasıyla ‘Atam izindeyiz’ şeklinde pankart açmalarına, herşeyden önce istismar ettikleri Atatürk mâni olurdu. Tek parti devrinin CHF mebusları dahi bu Atatürk istismarcılarından daha olgun ve ağırlığı olan şahsiyetlerdi.
***
CHP lideri Baykal, demokratik açılımın 10 Kasım’da Meclise getirilmesini, ‘İlk kez cumhuriyete karşı bir tertibin, iktidar tarafından planlanarak yürürlüğe konulduğuna şahit oluyoruz’ diye yorumlamış. Bir tek ‘Kalkın ey ehli vatan!’ diye bağırması eksik. ‘Cumhuriyete karşı tertip yapmak’, ‘Vatanı satmak’ gibi lâflar son dönemde muhalefet partilerince rahatça kullanılır oldu. Bir siyasî iktidarın, bir hükûmetin, bir başbakanın devletine, vatanına karşı tertipte bulunduğunu söyleyebilmek hangi insafa sığar bilmiyorum.
Halbuki olay son derece açıktır. 10 Kasım Atatürk’ün vefat ettiği ve milletçe O’nu andığımız bir gündür. Bu anlamlı gün ‘resmî tatil’ değildir. Yıllardır siyasîler ve devlet erkânı Anıtkabir’i ziyaret ederler; Atatürk’ü anma toplantıları yapılır. Bu arada günlük hayat da devam eder. TBMM’de her yıl 10 Kasım’da -eğer toplantı günü ise- Genel Kurul toplantıları yapılır. Bu durumda, ‘demokratik açılım’ konusunun hafta başında TBMM Genel Kurulu’na getirilmesi kadar tabiî bir şey yoktur. Bilâkis, terörü bitirebilecek ve huzuru sağlayabilecek önemli bir meselenin 10 Kasım’da görüşülmesi, son derece doğru ve Atatürk’ün ruhunu şâd edecek bir harekettir.
Burada iktidarın hatâsı, Atatürk istismarcısı CHP’nin meseleyi nasıl saptıracağını ve olmadık komplo teorileriyle ortalığı karıştıracağını hesaplayamamış olmasıdır. Yoksa, Meclis Genel Kurulu’nda bu soytarılığa meydan vermemek için demokratik açılımı bir gün sonra gündeme getirebilirlerdi.
Bu arada, TBMM Genel Kurulu’nda sokak göstericileri gibi pankart açan milletvekillerinin de, Meclis Başkanı tarafından mutlaka cezalandırılması gerekir. Aksi takdirde Meclis Genel Kurulu’nun muhalefet tarafından bir şov alanına dönüştürülmesi işten bile değildir.
***
Türkiye’de bir ‘Kürt Sorunu’ değil ama ‘Terör Sorunu’ vardır. Kürtçülerin, iç ve dış odakların tertip ettiği terör sorunu çeyrek asırdır devam etmektedir. Terör sorunu yüzünden, çok sayıda askerimiz ve polisimiz şehit edilmiş, toplam olarak 40 bin civarında vatandaşımız hayatını kaybetmiş ve ülke olarak milyarlarca dolar kayba uğramışızdır. Türkiye’nin mutlaka en kısa zamanda bu soruna çâre bulması ve terörü sonlandırması şarttır.
Siyasî iktidar, iç ve dış konjonktürü de değerlendirerek terörü bitirebilmek için ‘demokratik açılım’ veya ‘millî birlik ve bütünlük’ projeleri adı altında, MGK ve devlet kurumlarıyla beraber bir çözüm teklifi hazırlamış; bu teklif üzerinde mutabakat sağlamaya çalışmış; ancak muhalefetin olumsuz tutumu yüzünden bu gerçekleşmeyince teklifini bir Genel Görüşme ile TBMM’ye getirmiştir. İktidarın bu teklifinde Türkiye’nin birlik ve bütünlüğünü bozacak bir tâvizin olmadığını da ilâve edelim.
‘Demokratik Açılım Projesi’ne çok sert tepki gösteren muhalefetin, özellikle CHP ve MHP’nin, terör meselesinin çözümü için ne düşündükleri, hangi tedbirleri teklif ettikleri, ne yapılmasını istedikleri kesinlikle belli değildir. Adama sorarlar, ‘Peki o halde sen ne düşünüyorsun?’ derler...
- Gerçekten ne düşünüyorsunuz?
- Bu terör rezaleti hep böyle devam mı etsin?
- Kandil’i sarıp napalm kullanarak 4800 kişiyi öldürelim mi?
- Yeni dağa çıkışlar sürüp gitsin mi?
- Terörle mücadele için milyarlar harcamak daha mı doğru olur?
Bu soruların cevabını vermek gerekir. Yoksa, hiçbir çözüm teklifi getirmeden halkı ve şehit ailelerini istismar ederek oy avcılığı yapmak da, sokak militanları gibi Meclis’te pankart açmak kadar ayıptır.

radikal



Bu yazı 627 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 27 Mayıs 2012 27 Mayıs'ın hesabı sorulmalıdır
    • 5 Mayıs 2012 Darbeciler! Ordu artık hizmetinizde değil...
    • 29 Ekim 2011 Dikkat! PKK'nın tuzağına düşmeyelim
    • 3 Aralık 2010 Hedefteki ülke: Türkiye
    • 26 Ağustos 2010 Kardeş Pakistan'ın yardımına koşmalıyız
    • 27 Haziran 2010 Oyunun hedefinde iktidar ve Başbakan var (2)
    • 17 Haziran 2010 Terör ve politika
    • 27 Mayıs 2010 50 yıllık utanç: 27 Mayıs
    • 13 Mayıs 2010 Rusya ile tarihî anlaşma
    • 6 Mayıs 2010 CHP-MHP-BDP koalisyonu
    • 20 Nisan 2010 Kıbrıs'ta beklenen sonuç
    • 16 Nisan 2010 'Nerede muhabbet, orada Muhammed'
    • 11 Nisan 2010 CHP ve MHP'ye son Anayasa çağrısı
    • 8 Nisan 2010 Baykal'ın uzlaşma teklifi üzerine
    • 25 Mart 2010 Anayasa reformuna neden karşı çıkıyorlar? (1)
    • 12 Mart 2010 12 Mart Muhtırası
    • 4 Mart 2010 Ermeni iftiraları konusunda bayatlamış Amerikan politikası
    • 21 Şubat 2010 AK Parti'yi kapatma hazırlıkları
    • 31 Ocak 2010 Fişleme üzerine...
    • 21 Ocak 2010 Bu iddialar cevapsız bırakılamaz

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    4,460 µs