En Sıcak Konular

İsmail Küçükkaya


İsmail Küçükkaya
0 0 0000

Diplomasinin film gibi operasyonları



Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, 'Amerika'da diplomatlara, Türklere karşı yüksek sesle konuşmanın çok hatalı olduğunu öğretirlermiş' diyordu. Bilmiyorum, bildiğim şey Türkiye ile Ermenistan arasındaki asırlık gerginliğin normalleşmeye başlaması için kritik dönemeçte iki kadının sessizce 'barışa müthiş bir katkı' yapmaları...
ABD ve İsviçre Dışişleri Bakanları, 'siyasetin o en soğuk, sıkıntılı ve mesafeli' yüzünün göründüğü dakikalarda 'diplomasinin en etkili müdahalelerini' yaptılar.
Obama, 'henüz somut bir şey yapmadan, sadece estirdiği umut rüzgarları ile Nobel Ödülü'nü kazanırken', seçimdeki amansız rakibi ve şimdiki yakın mesai arkadaşı Hillary Clinton aylardır sürdürdüğü mekik diplomasisinin sonucunu aldı.
Burada Obama'ya düşen övgü ise 'kıran kırana mücadele sergilediği rakibini, kendi kabinesine alması', ona dünya çapında ün kazandıracak bir pozisyonu sunmasıdır. Profesyonellik ve yüce gönüllülük budur.
'Hangi silah ne zaman kullanılır' bilgisi
O tarihi anlara tanıklık eden, bununla yetinmeyip 'kriz çözücü' olarak devreye giren İsviçre Dışişleri Bakanı Micheline Calmy-Rey de bir an bile soğukkanlılığını kaybetmeden ama daima sempatik ve sıcak davranarak buzları eriten bir profil sergiledi.
Müzakereler, gerektiği zaman en etkili silahları uygun biçimde devreye sokabilme becerisi ister. Zamansız değil, gerektiğinden az veya çok değil... Güç, tam zamanında gerektiği kadar kullanılmalı. 'Kontrollü güç' etkilidir.
Türkiye'nin meseleleri gayet tabii ki bölgesel ve uluslararası etkileri olan niteliktedir. Dolayısıyla onlara çözüm arayışları Ortadoğu'da, Avrupa Birliği'nde, ABD'de ve hatta Çin, Rusya ve Hindistan gibi yıldızı parlayan çok nüfuslu ülkelerde de takip edilir, yankı bulur.
Hariciye'ye son yıllarda hakim olan çeşitli konuları, 'tek tek dosyalar olarak değil de', hepsini birbiriyle ilintileyen, 'bütünlüklü bölge vizyonu' çerçevesinde ele alma yaklaşımı işte bu nedenle doğrudur.
İsviçre'nin demir leydisi devrede...
Türkiye-Ermenistan arasında aylardan beri açık biçimde sürdürülen çabaların arka planında çok boyutlu, çok aktörlü girişimler yatıyor.
Dahası, henüz ilgili ülkelerin kamuoyları duymadan 'gizli diplomasi kanalları' çalışırken de adeta film gibi operasyonlar gerçekleştiriliyor. Zürih'teki imzaların atılması sürecine hiç de kolay gelinmedi. Müzakerelerin nasıl işlediğine, tıkanıklıkların nasıl aşıldığına bazı örneklerle bakalım.
Tabii size net tarihler ve olaylar, hatta çok açık isimler vermeyeceğim. Bunun yerine daha genel ifadelerle, olaylar üzerinden gideceğim. Bugünkü noktaya gelinene dek zorlu krizler geride bırakıldı. Bunlardan birinde bizim Hariciye ve Hükümet, Ermenilerin, 'Türkiye'nin pozisyonunu kullanarak Azeriler üzerinde yeni politikalar uygulama ve baskı oluşturma niyetini' fark etti. Orada büyük stratejiye bir mola verildi ve arada taktik müdahale yapıldı.
Erdoğan, Erivan'ı şoke edecek
 şekilde Bakü'ye gidip konuştu, Azerilere teminat verdi, hemen öncesinde Davutoğlu İsviçre'ye sürpriz bir
ziyaret gerçekleştirerek Dışişleri Bakanı
Calmy-Rey ile görüştü. 'Ermeniler bunu yapmayı sürdürürlerse süreç durur, Azerileri ezmeye kalkmasınlar. Bunu kendilerine aktarın' ricasında bulundu.
Diplomatlar, İsviçre'deki o temasın çok etkili ve faydalı olduğunu değerlendiriyorlar. Eşzamanlı olarak Erdoğan'ın Bakü'de Azerileri rahatlatan ve dünya kamuoyuna mesaj veren konuşması başta Ermeniler olmak üzere
tarafların müzakere dilini ve stratejilerini gözden geçirmesini sağladı. Adeta kartlar o gün yeniden karıldı.
Beyaz Saray güvenlik danışmanı sahnede...
İşte, benzerleri defalarca tekrarlanan o kritik müdahale anlarından bir başkası...
Zürih'te imzalanan protokol üzerinde anlaşmaya varıldığı günler... Altı hafta öncesindeyiz.
Azeriler ve Türk iç kamuoyunda hassasiyet yüksek. Dağlık Karabağ sorunu hassas. Protokole Dağlık Karabağ ifadesi koymadan imza atılması tepki yaratacak. Ama öte yandan bu da bizim 'örtülü ön şartımız.'
Bir formül gerekiyor. Azerilere bir şekilde uluslararası güvence verilmesi şart. Bazen sözlü güvence, yazılı olandan bile daha etkili olabilir. Onun nereden geldiği önemli.
İşte, aranan o formülü Davutoğlu ve kurmayları buluyor: Amerika devreye girecek.
Davutoğlu, Beyaz Saray Güvenlik Danışmanı ile görüşüyor, ardından
Hillary Clinton'la buluşuyor. Washington, Bakü'yle temasa geçiyor. Aliyev'e 'Karabağ sorununda çözüm olmadan ilerleme gerçekleşmeyecek, bu konuda size güvence veriyoruz' diyor. Azeriler tam olarak tatmin olmasalar da en azından rahatlıyor.  Derken protokoller kamuoyuna duyuruluyor ve önceki gün Zürih'te imzaların atılmasına giden yolun yapı taşları döşenmiş oluyor.
Dışişleri'ne ve Başkanlığa kamu diplomasisis merkezi kuruluyor
Böylesi o kadar çok olay var ki...
Sır kalan gizli müzakereler, havaalanlarındaki VIP buluşmaları, arka kapı diplomasileri...
Kolay değil, yüz yıla yaklaşan bir gerilimden bahsediyoruz. Çok güçlü ve hayli şımarık Ermeni diasporasının
Erivan üzerindeki baskısı ortada. Türkiye'de, Ermenistan'da, Azerbaycan'da ve diasporanın etkin olduğu ülkelerde tansiyon yüksek. Sürecin psikolojisi de yönetilmek durumunda. Burada kamu diplomasisi devreye giriyor. Bu ihtiyacı karşılamak üzere Davutoğlu, deneyimli diplomat Namık Tan'ı görevlendiriyor. Aynı şekilde Başbakanlık'ta yeni bir kamu diplomasisi birimi kurulması kararlaştırılıyor.
Bizimkilerin iyi iş yapıp yapmadığını anlamak için muhataplarımıza bakmak gerek. Kıbrıs konusunda Rumlar ne diyorsa, oradan anlarız. Şimdi diaspora çıldırıyor, 'Ermenistan'a para yollamayı kesiyoruz' diyorlar.
Demek ki bizimkiler doğru yolda.


akşam



Bu yazı 915 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 12 Haziran 2012 ABD denklemin neresinde?
    • 27 Nisan 2012 Siyaset neden dine tutuldu?
    • 11 Nisan 2012 İşte baş döndüren Suriye diplomasisi
    • 1 Nisan 2012 Türk futbolunu kurtarma paketi
    • 5 Mart 2012 İşte önümüzdeki 6 ayın yol haritası: Başbakan'ın 'tek devlet' stratejisi
    • 13 Şubat 2012 Oslo üzerinden MİT krizi analizi...
    • 6 Şubat 2012 Kimlerin uzun tutukluluğu bitiyor?
    • 21 Kasım 2011 Türkiye bölünür mü büyür mü?
    • 23 Mayıs 2011 MHP neden hedef tahtasında?
    • 18 Nisan 2011 'Doğu Çözümü'
    • 11 Nisan 2011 Başbakan'ın liste stratejisi
    • 17 Mart 2011 Başbakan'dan 'askerle diyalog' yorumu: 'Çok yakın çalışıyoruz'
    • 28 Şubat 2011 Erbakan'dan sonra Türk siyaseti
    • 21 Şubat 2011 Seçimin sürprizi ne olabilir?
    • 4 Şubat 2011 Başbakan Erdoğan'ın planı
    • 5 Ocak 2011 2011'de nasıl bir MHP?
    • 22 Kasım 2010 CHP ile MHP arasını açmalı
    • 13 Ekim 2010 Sarı Lacivert'in Doğu açılımı
    • 16 Ağustos 2010 Şehitlerimiz ve referandum...
    • 13 Mayıs 2010 Operasyona açık siyaset

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    4,553 µs