En Sıcak Konular

Fehmi Koru


Fehmi Koru
0 0 0000

Bayramın büyük sürprizi



Bayramın en büyük sürprizi Mardin/Nusaybin'den geldi. Bir grup gazeteciyi yanına alan Genelkurmay Başkanı Org. İlker Başbuğ'un Suriye sınırındaki Sınırtepe Karakolu'ndan 'demokratik açılım' ile ilgili verdiği mesajlar gerçekten 'sürpriz' ayrıntılar içeriyor.

Org. Başbuğ'un mesajları, açılımı başlatan ve bugüne kadar başarıyla sürdüren siyasi kadroların söyledikleriyle örtüşüyor. Genelkurmay Başkanı'nın ne dediğine kulak verildiğinde, askerin de kanın durmasını istediği ve bunun için gayret gösterilmesini tasvip ettiği hemen anlaşılıyor.

Genelkurmay Başkanı gezisine kendisini yanlarında rahat hissedeceği bir meslektaş grubuyla gitmiş. Bunu bir şikâyet unsuru olarak değil, tam tersine söylenen sözleri aktaranların güvenilirliğine işaret etmek için kaydediyorum. Aralarında sürece ters ve muhalif parti liderlerinin gözlüğüyle bakanların da bulunduğu bir gazeteci grubuna, Org. Başbuğ, düşündüklerini açıkça ifade etmiş...

Dediklerinin benim sözcüklerimle özeti şu: Türkiye herkese yeter. Refahı paylaşabilmek için her şeyden önce sorunlarımızı çözmemiz gerekiyor. Dirliğimizi, birlik ve beraberliğimizi yeniden inşa etmek için terörü sona erdirmemiz şart. Teröristin de ana-babası var, onlar da acı çekiyor; onların acılarını bizlerin de anlamamız gerekiyor. Silâhlarını bırakıp dağdan inenlere devletin şefkat eli uzanıyor, bundan böyle de uzanacaktır. Gelişmelerden rahatsız olanlar, tedirginlik duyanlar var; onlar da rahat etsinler...

Nasıl, bu sözler sizlerde de sürpriz etkisi yapmadı mı?

Türkiye böyle bir ülke işte. Hükümet, sürecin en başından beri, girişimin bir siyasi partinin eğilimini değil devletin tercihini yansıttığını vurgulayıp duruyor. Cumhurbaşkanı, başbakan, koordinasyondan sorumlu bakan, ellerine ne zaman bir fırsat geçse, dağdakileri inidirip teröriste silâh bıraktıracak formül aradıklarını kamuoyuyla paylaşıyorlar. Askerin bu süreç içerisinde kendine düşen görevi üstleneceğini de bildiriyorlar.

Sonuç? Özellikle CHP ile MHP topluma durumun görünenden farklı olduğu hissini vermekten vazgeçmiyor. MHP hadi neyse de, CHP'nin ısrarla sürdürdüğü sürece-muhalefet, bazı çevreler tarafından, askerin rahatsızlığını da yansıttığı biçiminde algılanıyor.

Dünyanın her yerindeki askerler arzu edilen sonuca mümkünse silâh kullanılmadan, tek kurşun atılmadan varılmasını tercih ederler. Hemen her ordu kendi vatandaşına karşı silâh çekme konusunda iştahlı değildir; öyle ortamlarda komutanlar politikanın sonuç almasını bekler...

Bizim ordumuz ve askerlerimizin dünyadaki benzerlerinden farklı olması için bir sebep yok. Bugüne kadar terörle mücadelede yalnızca silâhların konuşması, politikacı sınıfının üzerine düşen görevi yerine getirmeyi ihmal etmesi ve askerleri cepheye sürme kolaycılığına sapması yüzündendi. Doğru bir yöntemle, kamuoyunu arkasına alarak, ortadan kaldırma kararlılığıyla sorunun üzerine giden bir politik kadro, askeri de gerçek tavrını sergilemede rahatlatmış oldu.

Asker elbette gerektiğinde kan da döker, öldürür de; ancak asker için doğru tavır başka yöntemlerle sonuç almak mümkünse, önce o yolların denenmesidir. Şu anda yapılmakta olan ve askerin de bayram sürpriziyle tasvip ettiğini bir kez daha duyurduğu, işte bu gecikmeli denemedir.

İşe bakın siz, asker dağdakileri indirecek süreçten yana tavrını açıklıyor; muhalefet hâlâ eski sloganlarını tekrarlayıp duruyor. Oysa bu bayramın esas sürprizi, CHP lideri Deniz Baykal'ın, torunlarıyla gittiği Bayram Namazı çıkışında Org. Başbuğ'un sözlerine benzer bir açıklama yapması olurdu. Torunlarının fikrini sorsaydı, hiç kuşkunuz olmasın, onlar da bunu tavsiye ederlerdi.

“Bir dahaki bayrama” diyeceğim, ama o zamana kadar atı alan Üsküdar'ı geçebilir.

yenişafak



Bu yazı 251 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 30 Eylül 2012 Ak Parti kongresinin düşündürdükleri...
    • 28 Eylül 2012 Yalan dünya, hem de ne yalan
    • 23 Eylül 2012 Tartışma sağlık alametidir
    • 20 Eylül 2012 Darbeler, CHP ve Deniz Baykal...
    • 18 Eylül 2012 CHP’nin özrünün anlamı
    • 16 Eylül 2012 Hayasızca saldırının düşündürdükleri
    • 11 Eylül 2012 O da bir gün bitecek...
    • 9 Eylül 2012 Ne olur, ne olamaz...
    • 6 Eylül 2012 Suriye politikasına yeniden bakmak
    • 29 Ağustos 2012 Türkiye Pakistan, Hatay da Peşaver değil...
    • 26 Ağustos 2012 Hayatları oyun
    • 19 Ağustos 2012 Orhan Pamuk tiksiniyormuş, ben acıyorum...
    • 14 Ağustos 2012 Milletvekili neden kaçırılır?
    • 12 Ağustos 2012 ‘Yeni gazetecilik’ denen şey
    • 9 Ağustos 2012 Tuzak varsa tedbir nerede?
    • 3 Ağustos 2012 Komutan tanıklık yaptı
    • 31 Temmuz 2012 Abdullah Gül ‘yeniden’ ha, gerçekten mi?
    • 24 Temmuz 2012 Kılıçdaroğlu siyaseti kirli (mi) görüyor
    • 18 Temmuz 2012 CHP’nin Ak Parti açmazı
    • 17 Temmuz 2012 CHP makas değiştirirken...

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    6,980 µs