En Sıcak Konular

Fehmi Koru


Fehmi Koru
0 0 0000

Bayramın değerini bilelim



Hayret. Dün sona eren Ramazan ayını, hayatımızı zehir edecek 'dinci terör', 'irtica', 'oruç cinayeti' türü sözcüklerin belirlemediği bir güzel ortamda geçirdik. Gerçekten büyük hayret. Son yirmi - otuz yıldır, her Ramazan, kalıp sözcüklerin eşlik ettiği karanlık bir atmosferde başladı, gelişti ve hayatımızı biraz daha karartarak sona erdi.

Neredeyse hemen hiçbir olumsuz haberin zehirlemediği ilk Ramazan'dı dün sona eren...

Bugün bayram. Ağız tadıyla karşıladığımız bu bayramın değerini bilelim.

Türkiye bir süreden beri ancak 'normalleşme' sözcüğüyle karşılanabilecek bir süreci yaşıyor. 'Normalleşme', Türkiye açısından, 'korkularıyla yüzleşme' anlamına geliyor. Cumhuriyet, bir imparatorluğun tasfiyesiyle kurulduğu için, kendisini 'güvende' hissetmiyordu ve bu yüzden de belli başlı tehditlerden 'korkması' için sebepleri vardı.

Osmanlı'nın çöküşüyle sonuçlanan dönemin en önemli karakteristiği 'din' kurumuydu ve Cumhuriyet'in kurucu kadrosu, hiç değilse kadronun etkili bir bölümü, geçmişle bu alanda da kesin kopuşu sağlamadan yeni devletin ayakta tutulamayacağı endişesindeydi. 'İrtica' sözcüğüyle simgelenen 'korku' o endişeyi yansıtıyor...

Cumhuriyet kurulduktan kısa süre sonra yaşanan 'Şeyh Said isyanı' yeni devleti kuran birlik ve beraberlik görüntüsünü sona erdiren ve etkilerini günümüze kadar sürdüren bir başka 'korku'yu fitilledi. Bazan 'bölücülük', son yıllarda da 'PKK' adlarıyla simgelenen 'etnik sorun' hepimizin zihniyet dünyasını karmakarışık hale getirdi.

Bir de 'komünizm' derdi vardı Türkiye'nin ve ona dayalı 'sol korkusu'; Cumhuriyet'in kurulduğu dönemin Rusya'nın Sovyetler Birliği'ne dönüştüğü günlere denk gelmesi, sonradan patlak veren 'Soğuk Savaş' yıllarında Türkiye'nin 'Hür Dünya' denilen ülkeler safında yer alması ve cephe ülkesi konumunu üstlenmesi... Bütün bunlar, ancak Berlin Duvarı yıkıldıktan, Sovyet sistemi çöktükten ve Turgut Özal gibi bir 'vizyoner' devlet adamı yasalarda değişikliği göze aldıktan sonra solun artık 'tehdit' olarak görülmemesini getirdi.

Sol/komünizm zaman içerisinde korku listemizden düşse de, 'irtica' ve 'etnik bölücülük' varlığını sürdürmeye devam ediyor.

Yaşadığımız olaysız Ramazan ve bu ay boyunca yaşatılan 'açılımlar' Türkiye'nin iştahını kapatan, atılım hamlelerini sakat bırakan son iki korkusundan da kurtulabileceğine işaret ediyor.

'İrtica' sözcüğünün hiç işitilmediği ilk Ramazan, kökeni neredeyse 150 yıllık 'irtica' korkusunu yenebileceğimiz umudunu veriyor.

“Bedeli ne olursa olsun” kararlılığıyla hükümet tarafından sürdürülen 'demokratik açılım', amacına ulaşırsa, neredeyse bütün Cumhuriyet dönemini teyakkuzda geçirmeyi zorunlu kılan bir büyük korkumuzu daha geride bırakabiliriz.

Üç kez üstüste seçilmeyi başarmış tek ABD Başkanı olan Franklin D. Roosevelt -kısaca FDR-, başkanlığı devralma töreninde yaptığı konuşmada, Amerikan toplumuna, “Korkmamız gereken tek bir şey var, o da korkunun bizzat kendisidir” demişti. 1933 yılında. O zamana kadar kendini dünya olaylarından uzak tutan, ekonomik buhranların üstesinden gelemeyen, kendine güvensiz bir ülkeydi ABD; dünya liderliğine soyunması, korkulacak şeyin korkunun kendisi olduğunu öğrenmesinden sonradır.

Türkiye için o kader ânı galiba şimdi. Korku üreten iç ve dış unsurlarla başa çıkabileceğini fark ediyor insanlarımız; hâlâ tedirginlikler var, eski şablonlarla düşünenler veya statükodan beslenenler 'korkusuz bir ülke' olma ihtimalinden korkuyorlar. Fakat o yöne doğru yürüyüşü engelleyebilecek kadar güçleri kalmadı; korkularıyla başbaşa yaşamaya mahkumlar...

Ramazan'da edilen dualar bereketine iyi bir bayram geçirelim.

Hepinizin bayramınızı kutluyorum.

yenişafak



Bu yazı 560 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 30 Eylül 2012 Ak Parti kongresinin düşündürdükleri...
    • 28 Eylül 2012 Yalan dünya, hem de ne yalan
    • 23 Eylül 2012 Tartışma sağlık alametidir
    • 20 Eylül 2012 Darbeler, CHP ve Deniz Baykal...
    • 18 Eylül 2012 CHP’nin özrünün anlamı
    • 16 Eylül 2012 Hayasızca saldırının düşündürdükleri
    • 11 Eylül 2012 O da bir gün bitecek...
    • 9 Eylül 2012 Ne olur, ne olamaz...
    • 6 Eylül 2012 Suriye politikasına yeniden bakmak
    • 29 Ağustos 2012 Türkiye Pakistan, Hatay da Peşaver değil...
    • 26 Ağustos 2012 Hayatları oyun
    • 19 Ağustos 2012 Orhan Pamuk tiksiniyormuş, ben acıyorum...
    • 14 Ağustos 2012 Milletvekili neden kaçırılır?
    • 12 Ağustos 2012 ‘Yeni gazetecilik’ denen şey
    • 9 Ağustos 2012 Tuzak varsa tedbir nerede?
    • 3 Ağustos 2012 Komutan tanıklık yaptı
    • 31 Temmuz 2012 Abdullah Gül ‘yeniden’ ha, gerçekten mi?
    • 24 Temmuz 2012 Kılıçdaroğlu siyaseti kirli (mi) görüyor
    • 18 Temmuz 2012 CHP’nin Ak Parti açmazı
    • 17 Temmuz 2012 CHP makas değiştirirken...

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    4,400 µs