En Sıcak Konular

Ali Bayramoğlu


Ali Bayramoğlu
0 0 0000

Geri dönülmez bir yolun başındayız…



Baykal önce söylüyor sonra unutuyor. O, 28 Şubat müdahalesi için, "asker bir sivil toplum örgütü gibi çalışıyor" diyebilmiş adamdır.

Her geçen gün "otoriter karanlık zinhiyete geri yürüyüş"ünde yeni aşamalar kaydediyor.

20'li, 30'lu yılların Avrupa diktatörlerini andıran "korku ve tehdit dili"ni geliştiriyor.

Dün Kürt açılımıyla ilgili ibretlik sözler sarfediyor, ülkede oluşan toplumsal ve siyasal değişim iklimi, yakınlaşma, tolerans, diyalog ve çözüm sürecini durdurmaya yönelik bir hamle yapıyordu.

Diyordu ki:

"Bunun Türkiye Cumhuriyeti'nin ortaya koyduğu temel siyasi kimliği tahrip etmeye yönelik tehlikeli bir teşebbüs olduğundan hiç kuşku duymuyorum…"

"Bunu gerçekleştirme konusunda somut adımlar atacak olurlarsa herkes bilsin ki ilişkiler çok farklı bir noktaya gelir. Türkiye'deki siyaset nitelik değiştirir…"

"MGK'nın bütün üyeleri bu süreçten ne çıkacağını biliyor mu? Kimse 'Canım biz azınlıktayız, biz düşüncemizi söyledik, kurul kararını aldı, ne yapalım böyle çıktı'… diyemez"...

Ana muhalefet partisi liderinin kronik bir toplumsal soruna, sorunun çözülmesi hamlesine yaklaşımı, bu çerçevede kullandığı dil, asker üzerinde kurmaya çalıştığı baskı, bize, nasıl bir ülkede yaşadığımızı bir kez daha hatırlatıyor.

Değişim, demokratikleşme ve sorun çözümü yönünde aldığımız yolun ne denli değerli, alacağımız yolun ne kadar meşakkatli olacağını gösteriyor.

Dün söyledik, yineleyelim:

Türkiye değişim sürecinde Kürt sorununu çözme hamlesiyle yeni bir aşamaya geldi.

Kürt açılımının bir vuruşluk bir siyaset değil, toplumsal nitelikli bir siyasi süreç olduğunu görmekte yarar var.

Türkiye'yi, siyasi mekanizmayı bu noktaya 2000'lerde ivme kazanan toplumsal ve siyasal değişim dalgaları getirmiştir. Kürtler Türkler, laikler dindarlar, tarih ile kimlik, askeri ve sivil değerler arası yaşanan yeni ve farklı toplumsal karşılaşmalar, açık toplum olma yolunda ilerlemeye, tabuların kırılmasına zemin hazırlamıştır.

Liberal toplumsal beklentiler karşısında sorunları ideolojik dille örtbas etme ya da çözümsüzlükleri siyasi ranta çevirme politikaları gücünü yitirmeye başlamıştır.

Askerin siyasi işlevi, temel hak ve özgürlükler, dindar haklarının tabiileşmesi, ulusal kimliğin tarih-bellek tartışmalarıyla şeffaflaşması ve demokratikleşmesi…

Hangi alana bakarsanız bakın bu sürecin etki ve izlerini görürsünüz…

Kürt açılımı bunun parçası ve geri döndürülemez bu sürecin kritik bir anıdır.

Türkiye'de yaşanana uzak açıyla, belirli bir mesafeden baktığınız zaman karşınıza çıkacak şaşmaz resim budur.

Bununla birlikte sözünü ettiğimiz süreç, doğal olarak, siyasi süngü savaşlarıyla, inişler ve çıkışlarla, direnişlerle yol almaktadır.

Siz tarihe yön vermek isterken, korku ve endişenin tarihi ve aktörleri gelip sizi paçanızdan aşağıya çekmeye çalışmaktadır.

Baykal ve Bahçeli bunlardandır.

Varlıklarının ve söylediklerinin anlamları da bununla sınırlıdır.

Bu ikilinin, özellikle Baykal'ın MGK yorumları, asker üzerinde kurdukları baskı, askerin bu koşullarda dünkü açıklamasıyla varlığını siyasi olarak hatırlatması, kendisini tahkim etmeye yönelik bir tedbir şeklinde anayasanın 3. maddesindeki ulusal birlik, tek dil, üniter devlet gibi kavramlarına vurgu yapması bu direncin örnekleridir…

Bunlar elbet önemlidir.

Zira asker ile hükümet arasındaki ince ayrımlara işaret eden ayrıntılar içermektedir.

Zira o ince ve uzun yol bunlar arasından geçmektedir.

Ama kervanın ve tarihin istikameti bellidir…

yenişafak

 



Bu yazı 361 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 15 Eylül 2012 Sorgulama vakti...
    • 28 Ağustos 2012 Kürt sorununda yeni safha...
    • 25 Ağustos 2012 Kürtlerin şiddeti...
    • 30 Haziran 2012 Anter'in katili yaşlanmış mı?
    • 12 Mayıs 2012 Solun şiddetle hesaplaşması
    • 3 Mayıs 2012 Yeni Türkiye'nin doğum belgesi...
    • 21 Şubat 2012 Dink davası ''sil baştan''...
    • 18 Ocak 2012 İkinci cinayet zamanı
    • 17 Ocak 2012 Hrant'a sözüm var...
    • 21 Aralık 2011 Soykırım ve yasa
    • 3 Aralık 2011 Dönme dolap...
    • 30 Eylül 2011 Yazıcıoğlu ve jandarma...
    • 8 Eylül 2011 Aydının şiddetle sınavı...
    • 1 Ağustos 2011 İstifaların anlamı ve yarını: Pek iyi...
    • 28 Temmuz 2011 Parlamentoda bir terörist...
    • 5 Temmuz 2011 Futbolda temizlik, ülkede temizliktir
    • 10 Haziran 2011 Yeni CHP ha! Hadi oradan...
    • 24 Mayıs 2011 MHP'de yaşananlar ve perde arkası
    • 19 Mayıs 2011 Askere ''leş'' toplatmayan generaller iş başında
    • 19 Nisan 2011 Militarist-ulusalcı batak...

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    4,477 µs