En Sıcak Konular

Ahmet Kekeç


Ahmet Kekeç
0 0 0000

Baykal’ın hakaret ettiği Türk büyüğü kim?



Kışkırtıcı bir başlık seçtiğimin farkındayım. Okur (Zafer Mutlu’nun meşrebine göre “müşteri”) merak edip okuyacak.

Muhtemelen iki türlü tepki verecek.

Birinci grubu oluşturanlar, ki aralarında mebzul miktar sapık, ağzı bozuk akademisyen ve Ergenekon tosunu bulunmaktadır, “Bu muymuş lan?” diyecek.

İkinci grubu oluşturanlar da, “Vallahi aklıma gelmişti... Zaten hep içimden geçenleri yazıyorsunuz Ahmet Bey...” diye tepki verecek.

Belki bin kere yazdım:

Meseleye “içeri”den bakan aklı başında müntesiplere göre Kemalizm, fevkalade “çağdaşlaştırıcı” ve “ileriye taşıyıcı” bir öğretidir.

Bazılarına göre dünyada eşi bulunmaz bir ideolojidir.

Bazılarına göre çağdaş bir mezheptir.

Bazılarına göre dindir.

Ben ilk tanımlamayı kendime yakın buluyorum: Evet, gerçekten de Kemalizm’in geçmişte çağdaşlaştırıcı, batılılaştırıcı, modern dünyaya yaklaştırıcı bir özelliği vardı.

Bir düşünce pratiği, bir “değişim retoriği”ydi.

Bir “düşünce pratiği” olması hasebiyle de, görece gevşek bir ideolojiydi.

Kendilerine “Kadrocu” di

yenler tarafından doktrinleştirilmiş, müntesipler tarafından “altı ok”un içine hapsedilmiş, memurin marifetiyle dinselleştirilmiş/dinselleştirilmeye çalışılmıştır ama, önemli bir düşünce pratiği olma özelliğini koruyor hâlâ.
Biraz anakroniktir, biraz eskide kalmıştır ama, gevşek ideolojik yapısı, onu benzerlerinden farklı (kimilerine göre de “üstün”) kılmaktadır.

Daha da önemlisi şu:

Kemalizm’i, bu ideolojiye adını veren kişiye, yani Mustafa Kemal’e (ve onun icraatlarına) bakarak anlamak lazım. Çünkü, kendilerini “Kemalist” diye taltif eden kesimin, bu ideolojiyle hiç işi olmamış.

Hadi daha açık konuşalım:

Sizin (kimi devlet uygulamalarına bakarak) “Kemalizm” adını verdiğiniz, Kemalizm değil, adlı adınca “İnönücülük”tür.

Mesela “devletçilik” ilkesinin Kemalizm’e yamanması ve bir kaziye-i muhkeme olarak görülmesi, hem adına Kemalizm denen “çağdaşlaştırıcı” öğretiye aykırıdır, hem de topluma hedefler göstermekle yetinen Mustafa Kemal’e saygısızlıktır.

Kemalizm’in bir “kaziye-i muhkeme” olarak görülmemesi gerektiğini, Mustafa Kemal’in pratik uygulamalarına bakarak daha iyi anlayabilirsiniz.

Mesela, “Büyük Dünya

Krizi” konjonktürel olarak devletçiliği (devletçi ekonomiyi) zorunlu kılmış, birileri de uyanıklık edip bunu oklardan birine isim yapmıştır ama, Mustafa Kemal için devletçilik “geçici” ve “arızî” bir uygulamadır. Başka da bir şey değildir.
Nitekim, katı devletçi ve “otarşi” yanlısı İsmet Paşa’yı, sırf devletçi (ve merkezî ekonomiyi önde tutan) tutumu yüzünden görevden azletmiş, tercihini daha “liberal” olarak bilinen Celal Bayar’dan yana kullanmıştır.

Hulasa, Mustafa Kemal, değişimci, yenilikçi ve çağdaştır.

Kemalizm de değişimci, yenilikçi ve çağdaş olmak zorundadır.

Bugün Mustafa Kemal’in koltuğunda Deniz Baykal oturuyor.

Kemalizm’i referans aldığını söylüyor ama, Kemalizm’in zorunlu kıldığı çağdaşlık hedefinin çok çok uzağında.

Değişime karşı, demokratikleşmeye karşı, özgürlüklere karşı, sivilleşmeye karşı, AB’ye karşı, Kürt açılımına karşı...

Neredeyse karşı olmadığı bir şey yok.

Başlıca özelliklerinden biri, topluma zorlu bir değişim seferberliği hedefi göstermek olan Kemalizm, bugün Türkiye’de var olan “en gerici ideoloji” haline geldiyse, bunda Baykal gibi siyasetçilerin de büyük payı var.

star



Bu yazı 344 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 26 Eylül 2012 Balyoz ve empati
    • 5 Temmuz 2012 Hükümeti ve cemaati çökertecek tek isim
    • 26 Haziran 2012 Ben olsam bu gazetecileri sürerdim cepheye
    • 20 Haziran 2012 Bu yazıyı Kürt kardeşlerim okusun
    • 4 Haziran 2012 Nerede bu inek?
    • 28 Mayıs 2012 Kana kan istermiş!
    • 14 Mayıs 2012 ‘Kes zırvalamayı’
    • 1 Mayıs 2012 Menderes de cami yıktırmış... Ne utanmaz adamlarsınız siz!
    • 20 Nisan 2012 Erol Özkasnak
    • 12 Nisan 2012 Suriye’yle savaşa mı giriyoruz?
    • 10 Mart 2012 ‘Zavallı Başbakan’
    • 29 Şubat 2012 Paşa niçin kendini öptürmedi?
    • 27 Şubat 2012 Bizi yormayın kardeşim
    • 17 Şubat 2012 Siz kimi kandırıyorsunuz?
    • 3 Şubat 2012 Rezil olmaya doymadınız mı?
    • 1 Şubat 2012 İyi ki sivil vesayet varmış, şerrinizden korunuyoruz
    • 19 Ocak 2012 Denktaş’ı diriltmek mi?
    • 14 Ocak 2012 Hangi gazeteciler valiz hazırlıyor?
    • 12 Ocak 2012 Kozinoğlu hakkında korkunç karartma
    • 2 Ocak 2012 İlan ediyorum: Hiç yüzleri kızarmayacak!

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    4,227 µs